Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
18 MART ÇANAKKALE ZAFERİNİ ANALIM ANCAK KOMUTANINI DA UNUTMAYALIM
  • 0
  • 445
  • 18 Mart 2021 Perşembe
  • +
  • -

Çünkü o komutan ki;

Girdiği her savaşı ‘zaferle’ taçlandıran bir liderdir…

Ve buna rağmen;

“Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir” diyebilendir…

Sevgili dostlar,

Değerli canlar,

Bugün; 18 Mart

Bugün; tüm ülke sathında Çanakkale savaşında kazanılan 18 Mart zaferinin çeşitli etkinliklerle anılması yapılıyor…

Bugün; kimileri nutuk atacak…

Kimileri; 106 yıl önce kazanılan zafer karşısında duygulanacak ve hiç yapmacıklığa kaçmadan içerisine gözyaşı akıtacak..

Bugün birçok boyalı basın Çanakkale üzerine bu zamana kadar görmediğimiz resimler basarak, içtenliği olmayan sözler yazacak!

Bugün; gün boyu tüm televizyon kanalları Çanakkale üzerine övgülü konuşmalar yapacak…

Kimi televizyon kanalları; Kahramanlık türkülerini öne çıkaracak..

Kimi televizyon kanalları; Çanakkale türküsünü gün boyu sabahtan akşama kadar tekrarlayacak…

Kimileri de (eğer bu akşam herhangi bir yerde düğün varsa) bile bile veya farkında olmadan (Çanakkale savaşına giden çocukları anlatan) “Hey onbeşli, onbeşli” türküsüyle göbek atacak!…

Ve 106 yıldır bu tekrarların yapılmasına rağmen;

Çanakkale Boğazına kadar gelen ‘İttifak Güçleri’ niye gelmişlerdi?

İngiliz ordusunun, Fransız ordusunun ne işi vardı Çanakkale’de?

Hadi onları bir tarafa bıraktık;

Yeryüzünün diğer ucunda bulunan Avustralya, Yeni Zelanda ve Hint Ordusunun, Kanada güçleri hangi amaçla gelmişlerdi Çanakkale’ye?

Gelmişlerse; niye gelmişlerdi?

Bu geliş; bir dostluk ziyareti miydi, yoksa turistik gezi miydi?

En önemlisi de;

Bizim ordunun başında Alman komutanı Liman Von Sanders’in işi neydi?

Vesaire, vesaire…

Buna benzer soruları uzat uzatabildiğin kadar…

Uzadıkça uzuyor…

Onun için sözü daha fazla uzatmadan;

Söyleyeceklerimizi biraz özetleyerek ve kestirmeden söyleyelim en iyisi…

Efendim;

Aklını kiraya verenleri bir yana bırakacak olursak…

Ve özdeyişimizde olduğu gibi; eğri oturup, doğru konuşacaksak;

Yeryüzünde çıkarılan bütün savaşları egemen güçler çıkarmıştır…

Ve bu güçlerin adı da;

Kapitalizmin ağababası olan emperyalizmdir…

Yani bir başka ifadeyle;

Kapitalizmin ve küresel sermayenin kutsal ittifakıdır!

Ve bunların çıkarları için ölenlerse;

Bir türlü örgütlenerek bir araya gelmesini beceremeyen halklardır.

Ve bunları çok iyi bilen Çanakkale Zaferinin o kahraman komutanı ne diyordu;

“Biz kimsenin düşmanı değiliz.

Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız” diye tarif ediyordu savaştığı düşmanlarını…

Ki; onlarda emperyalistlerdi…

Onlarla gizli ittifak sağlayan yerli-yabancı işbirlikçilerdi…

Çanakkale Boğazlar Savaşını zaferle taçlandırdıktan sonra başka ne diyordu o ‘deniz mavisi’ gözlü lider?

Yani, savaşta ölen yabancı askerler için ne diyordu?

Nasıl düşünüyordu?

Ölen düşman askerlerinin annelerine nasıl sesleniyordu;

“Anzak Annelerine;

Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar!

Burada dost bir vatanın bağrındasınız.

Huzur ve sükun içinde uyuyunuz…

Sizler, Mehmetciklerle yanyana, koyun koyunasınız…

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!

Gözyaşlarınızı dindiriniz…

Evlatlarınız bizim bağrımızdadır…

Huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır..

Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.

İMZA: Mustafa Kemal Atatürk.

TARİH; 1934

Peki bu sözleri herhangi bir savaştan sonra söyleyen başka bir lider var mı?

Boşuna arayıp düşünmeyin; YOK…

O halde?

O halde;

Kıytırık gün kutlamaları yapan dünya ülkeleri veya bizim ülkemiz neden o büyük insanın;

“Yurtta barış, dünyada barış” sözü ‘başlık’ yapılarak dünyanın tüm ülkelerini ’18 Mart Çanakkale Zaferi’ veya bu sözlerin söylendiği tarih olan bir günde “Haksız ve Kirli Savaşları Hayır, Barışa Evet Bayramı” olarak ilan edilip kutlanmasın!?

Çok mu zor?

Bence hiçte zor değil…

Çünkü bunun bir başka örneğini yaptık biz…

Ancak her olumlu şeyi erken unuttuğumuz gibi buna da çok çabuk unuttuk…

Neden mi söz ediyorum?

Hani dünyanın hiçbir ülkesinde olmayıp, sadece bizim ülkemizde ‘Çocuk Bayramı’ vardı da, 1979 yılından daha yakın bir zamana kadar ünlü sunucumuz Halit Kıvanç’ın o güzelim sunusuyla birçok ülkenin çocuklarını ’23 Nisan bayramında’ ülkemizde konuk eder birlikte ‘bayram’ yapmaz mıydık?

İşte ondan söz ediyorum…

Ve kısaca diyorum ki;

“Madem ki dünyada ilk kez cephe savaşlarında emperyalizme diz çöktüren lider bizim liderimiz.”

Ve böyle olmasına karşın;

“Tüm dünya ülkelerine ‘barış’ çağrısı yapan ilk liderde yine bizim liderimiz.”

O halde neden ‘yılda-bir’ barış isteyen tüm dünya ülkelerini bizim ülkemize davet ederek DÜNYADA BARIŞ BAYRAMI yapmayalım…

Hele hele başta Küba olmak üzere;

Bugün 40’a yakın ülke en büyük meydanlarına Atatürk Heykelini dikip, önüne de (kendi dilleriyle) “Yurtta barış, dünyada barış” sözünü yazıyorlar…

Ve yine birçok ülke cadde ve sokaklarına, parklarına ‘Atatürk’ ismi veriyorlar…

Hatta bazı ülkeler, Atatürk’ün başarısına da, felsefesini de ders olarak okutuyorlar…

Eeee?

Geriye ne kalıyor?

Eh, geriye kala kala da;

Sadece birilerinin öne çıkıp bu işi organize etmesi kalıyor…

Sizce de öyle değil mi?

Düşünelim o zaman…

Buyurun zaten söz sırası sizin…

Bu konuda önerileriniz ve söyleyecekleriniz varsa; sizde söyleyin…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM