4 MART DÜNYA OBEZİTE GÜNÜ

4 MART DÜNYA OBEZİTE GÜNÜ

Obezite modern çağın en sık görülen hastalıklarından birisidir ve genel olarak insan vücudunda yağ kütlesi miktarının aşırı artması sonucu meydana gelmektedir. Estetik açıdan istenmeyen bir görünüme neden olması ve bireyleri psikolojik açıdan da rahatsız etmesinin yanı sıra akut veya kronik birçok ölümcül hastalığı da beraberinde getiren ciddi bir sağlık sorunudur.

Obezite hastalığının en temel belirtisi vücutta aşırı düzeyde yağ dokusu birikimidir. Obezite nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunlarına ait diğer belirtiler arasında terleme, çabuk yorulma, nefes darlığı, horlama ve uyku apnesi, sırt ve eklem ağrıları yer almaktadır.

Obezitenin nedenleri arasında temel olarak hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme yer almakta olup, besinlerle birlikte vücuda alınan enerjinin metabolizma ve fiziksel aktivite ile birlikte harcanan enerjiden fazla olması, bunun neticesinde artan enerjisinin yağ şeklinde depolanması obeziteye yol açmaktadır. Bununla birlikte bazı genetik yatkınlıklar, hormonal bozukluklar, tiroid hastalıkları ve bazı ilaçların kullanımı da obeziteye neden olmaktadır. Şişmanlık ve obezite vücut kitle indeksi (VKİ) olarak adlandırılan, kişinin ağırlığının (kilogram cinsinden) boyunun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanan bir yöntemle değerlendirilir. Buna göre;

18.5 – 24.9 ise Normal Kilolu

25 – 29.9 ise Fazla Kilolu

30 – 39.9 ise Obez

40 – 49.9 ise Morbid (Ciddi) Obez

50 ve üzeri ise Süper Obez olarak kabul edilmektedir.

Obezite zaman içinde oldukça ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Bunların başında halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet hastalığı yer almaktadır. Ayrıca yüksek tansiyon, kan yağları ve kolesterol yüksekliği, karaciğer yağlanması, damar sertliği gibi kalp damar hastalıkları, eklem bozuklukları, uyku apnesi, kadınlarda adet düzensizlikleri, depresyon ve bazı kanser türlerine sebep olmaktadır.

Yaşam kalitesini ciddi anlamda düşüren obezite, tedavi edilebilen bir hastalıktır. Obezite tedavisinin ilk ve en önemli adımı obeziteden korunmaktır. Bu korunma süreci çocukluktan başlamalıdır ve bu süreci sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve günlük aktiviteler oluşturur. Obezite tedavisi kişiye özgü olmalıdır. Hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapistten oluşan bir ekiple hastaya en uygun tedavi yöntemi belirlenmelidir.

Obezite tedavisinde en önemli basamak diyet ve egzersiz tedavisidir. Uzman diyetisyenlerin her hastaya özgü oluşturacağı diyet listeleri düzenli olarak uygulanması, takibinin yapılması ve hastaların sağlıklı kilo vermesi hedeflenir. Bunun yanında hastalara günde en az 30 dakika olacak şekilde egzersiz tedavisi de önerilir.

Komplikasyon geliştirme olasılığı yüksek olan morbid obez hastalarının tedavisi günümüzde cerrahi yöntemler ile mümkün olmaktadır. Obezite cerrahisi en kesin ve en iyi sonuç veren tedavi seçeneğidir. Morbid obez hastalarının tedavisinde ilk yaklaşım mutlaka diyet ve egzersiz olmalıdır. Fakat hastaların çoğu diyet ve egzersiz ile kilo verse de kalıcı olarak kiloyu korumada başarı şansı düşüktür ve bir süre sonra yeniden kilo almaktadırlar. Obezite cerrahisi için kliniğimize başvuran hastaların çoğu defalarca bu yöntemleri denemiş fakat başarı sağlayamamış olanlardır. Obezite cerrahisi, ideal kilosunun en az %80 üzerinde olan veya vücut kitle indeksi (VKİ) 40 kg/m2’nin üzerinde olan veya VKİ 35-40 kg/m2 arasında olup eşlik eden şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve uyku apnesi gibi hastalıkları bulunan kişilere uygulanmaktadır.

Genel Cerrahi Kliğini olarak hastanemiz Aksu yerleşkesindeki yeni binasında modern tıbbi cihazlar, donanım ve altyapısı ile hizmet vermeye başlamasının ardından  Mart ayı içerisinde ilk obezite cerrahisi ameliyatlarını başarıyla gerçekleştirdik. Merkezimizde morbid obez hastalarının cerrahi operasyonlarını multidisipliner yaklaşımla gerçekleştirmekteyiz. Hastalarımızı endokrinoloji uzmanı, genel cerrahi uzmanı, psikiyatri uzmanı, anesteziyoloji ve reanimasyon uzmanlarının yer aldığı kurul tarafından değerlendirmeye tabii tutmaktayız. Özellikle ameliyat öncesinde hastalarımızın hormonal bir sorunlarının olup olmadığı endokrinoloji uzmanı tarafından değerlendirilmekte, yine ameliyat öncesinde midede başka bir sorun olup olmadığını cerrahi endoskopi ünitemizde uyguladığımız endoskopi ile ameliyatı gerçekleştirecek genel cerrahi uzmanı tarafından değerlendirmekteyiz. Ciddi psikiyatrik hastalıkları bulunan, alkol veya ilaç bağımlılığı olan kişiler ile operasyon ile ilgili özellikleri kavrayamayacak durumda olan hastaların obezite cerrahisi için uygun olmaması nedeniyle ameliyata aday hastaların psikiyatrik değerlendirmesi önem teşkil etmektedir.

Obezite cerrahisi yöntemlerinden günümüzde en sık uygulanan ‘Tüp Mide Ameliyatı’ (Sleeve Gastrektomi) laparoskopik (kapalı) yöntemle midenin %75-80’inin çıkarılması ve kalan midenin tüp şeklini alması ile sonuçlanan bir yöntemdir. Bu ameliyat sonrasında midenin küçülmesi ve besin alımının azalması sonucunda hastaların kilo verilmesi sağlanır. Ayrıca midenin fundus bölümü çıkarıldığı için buradan salgılanan açlık hormonunda azalma olur ve hasta kendisini tok hisseder. Bunun yanında ‘Gastrik Bypass’ (Roux-en-y Gastric Bypass) ameliyatı midenin hacmini küçültmek ve emilimi kısıtlamak amacıyla yapılan bir diğer yöntemdir.

Sonuç olarak obezite hastalığının önemli bir sağlık sorunu olduğu ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde ciddi kronik hastalıklara sebep olduğu göz önünde bulundurulduğunda, hastalarımız vücut kitle indeksini hesaplayabilir, 30 ve üzerinde olduğunu tespit ettikleri takdirde, sağlık kuruluşuna başvurarak hekim kontrolünde gerekli tetkikleri yapılabilir ve  tedavi seçenekleri ile birlikte obezite ve beraberinde getirebileceği ek sorunlardan korunabilir.

Dr. Öğr. Üyesi Mehmet GÜLMEZ

Genel Cerrahi Kliniği

İdari Sorumlusu

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar