Ahmet HAŞİM’den…

Ahmet HAŞİM’den…

MERDİVEN

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…

Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

Eğilmiş arza, kanar, muttasıl (aralıksız) kanar güller;
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

Bu bir lisan-ı hafidir ki (gizli) ruha dolmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

 

Türk Edebiyatı’nın en önemli şairlerinden Ahmet Haşim’in 1920 yılında yazdığı bu şiir, bugünkü kuşak tarafından ne kadar anımsanır bilemiyorum.

Lise Edebiyat kitaplarında uzun süre yer alarak okutulan şiir, 1960 ve 70’li yıllarda tüm lise öğrencileri tarafından ezbere bilinmekteydi.

Gerçek ve üzücü olan ise, günümüzde birçok değer, kavramlara karşı yabancı kaldığımız, duyarlılığımızı yitirdiğimiz gibi, Türk Edebiyatı’nın tanınmış şair ve yazarlarını da unutalı epey zaman oldu.

Toplumun ortak değer ve kavramları hızla terk edilerek çürütülmeye çalışılmakta.

Bırakınız ülkemizdekileri, yabancı futbolcular ve neden ünlü olduğu bilinmeyen adına ‘sanatçı’ denilenleri özgeçmişleriyle anlatabilecek kadar ‘bilgili’ olan ortaöğretim, üniversite gençliği, vatandaş ve de öğretmenlere;

Ahmet Haşim, Y. Kemal Bayatlı, Orhan Veli, B. Necatigil, C. Sıtkı Tarancı, Yaşar Kemal, R.Halit Karay, Reşat Nuri, Yakup Kadri, Ö. Seyfettin. N. Hikmet, Kerime Nadir ve diğer şair ve yazarların isimlerini, ne kadarını tanıyıp tanımadıklarını, Edebiyat alanında (Roman, şiir, anı, deneme.. vb türde), Türk ve dünya klasiklerinden hangi şiir ve romanları okuduklarını sorsak acaba kaçı yanıt verebilirler?

Tahminimi yüzdelik oran olarak söyleyeyim.

Ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerinin ortalamasının yüzde 8-10, öğretmenlerde yüzde 35-40, vatandaşlarda ise yüzde 3-5 dolayında olacağını sanıyorum.

Kültür erozyonu, yozlaşması bu olmalı.

 

Bu şiirinde şair;

Merdiven objesiyle yaşam yolunu anlatmak istemektedir.

Şiirde, “etek, güneş rengi, bir yığın yaprak, yüzün perde perde soluşu..” gibi semboller ile, “suların kararması, kızıl havalar, tunca benzeyen mermer, alev gibi dallarda duran kanlı bülbüller…” gibi anlatımlar, izlenimci betimlemeleri ortaya koyan özelliklerdir.

Şiirde hüzün ağır basmakta, kısmen de olsa karamsarlığı duyurma ve hissettirmeye çalışılmıştır.

Yaşamın sona yaklaştığını anlatan sonbahar mevsimi, sarı yapraklar, yüzün perde perde soluşu, güneşin batışı ile birlikte oluşan renkler bize, “ne yaparsak yapalım, akşamdan kaçışın mümkün olmadığı” gerçeğini anlatmaktadır.

Burada akşam, yaşamın sona ermesi anlamındadır.

 

AÇIKLAMA: Türk Edebiyatı’nın en bilinen şairlerinden olan Ahmet HAŞİM (1884-1933), “akşam şairi” olarak da tanınır. O’nun şiirleri için “tablo gibi” denir. Karamsarlık ve yalnızlık vazgeçemediği konulardır.

Farklı bir şiir türü yaratarak örnek olmuştur.

Çocukluk anıları, aşk ve tabiat, şiirlerinin başlıca temalarındandır.

Ayrıca gezi yazıları, deneme ve fıkralar yazmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?