Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
ATATÜRK DÖNEMİNİN KADINLARI İLK MUHTAR VE BELEDİYE BAŞKANI
  • 0
  • 344
  • 06 Nisan 2021 Salı
  • +
  • -

Merhaba sevgili dostlar,

Merhaba değerli canlar,

Bugünkü sohbet konumuz;

Kadınlar…

Neden böyle bir sohbet konusu seçtim?

Hemen söyleyeyim; bugün günlerden 3 Nisan…

Diyeceksiniz ki;

3 Nisan’ın diğer günlerden ayrıcalığı nedir?

Durun onu da söyleyelim..

Ve ondan sonra sohbetimize girelim…

Efendim;

3 Nisan tarihlerinde birbirinden farklı çok olaylar olmuştur veya yaşanmıştır ama…

Benim sözünü etmek istediğim ‘3 Nisan’ tarihi bundan 91 yıl öncenin ‘3 Nisan tarihi’ olduğu gibi, apayrı bir özelliği ve güzelliği var….

Ancak izniniz olursa…

Çok kısa olmak koşuluyla…

Cumhuriyetin kuruluşundan start alıp ve 3 Nisan 1930 tarihine gelmek istiyorum…

Ve sözü daha fazla uzatmadan da hemen konuya giriyorum…

Yıl; 1923

Cumhuriyet kurulmuştur…

Mustafa Kemal ‘kurtuluştan’ sonra “kadınlarda erkeklerin sahip olduğu haklara sahip olacak” sözünü unutmamış…

Ve sözünde durmuştur…

Yani, cumhuriyet kurulur-kurulmaz;

Nezihe Muhiddin hanımefendiye ‘Kadınlar Hak Fırkası (Partisini) kurdurmuştur….

Ve kurulan partinin amacı da şu şekilde belirtilmiştir;

“Kadınlığı düşünsel ve sosyal alanlarda yükselterek modern ve olgun bir düzeye eriştirmek.”

Ve bu amaçlarını daha geniş kitlelere duyurmak içinde;

‘Türk Kadın Yolu’ isimli bir ‘Dergi’ çıkartmışlar…

1925 yılına gelince 30. sayıdan sonra daha yayınlayamamışlardır.

Hatta ‘dergi yayınlamayı’ bir tarafa bırakın…

Gerici ‘Şeyh Sait Ayaklanması’ baş gösterdiği için;

Seçimlere katılma şansını da kaybetmişlerdir…

Fakat, yine de aynı yıl…

Yani, kadınları çok yakından ilgilendiren ‘Medeni Kanun’ TBMM’ne sunulmuş ve 1926 yılında ise tasarı yürürlüğe girerek, yaşam alanına taşınmıştır…

Ve 1925 yılında her ne kadar ‘Gerici Şeyh Sait İsyanı’ baş gösterse de, aynı yıl ‘Şapka ve Kılık-kıyafet’ devrimi yapılmıştır…

Ve kadınlara dünyayı karanlık eden ‘peçe’ takma kaldırılmıştır…

Peçeyi yasaklayan ilk ilçe de Tirebolu ilçemiz olmuştur…

Yani Tirebolu belediyesi 7 Ekim 1926 yılında ‘peçe takmayı’ yasaklayan ‘İlk İlçe’ unvanına sahip olmuştur…

Şimdi gelelim 1930 yılına;

Cumhuriyet 7 yaşındadır…

Yani daha okula yeni başlama çağında…

Yıl; 1930

Ve aylardan; 3 Nisan….

Çıkarılan bir yasayla kadınlara ilk kez ‘siyasal haklarını’ kullanma hakkı verilir…

Ve yapılan bu ilk mahalli seçimlerde;

İlk kadın muhtarımız Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Demirdere köyünden Gül ESİN seçilir…

(Paylaştığım 1. görselde görülüyor)

Kadınlardan ‘ilk belediye başkanımız’ nereden seçildi dersiniz?

Başkent Ankara’dan mı?

Saraylar kenti İstanbul’dan mı?

Yoksa en tarihi kentlerimizden Diyarbakır’dan filan mı?

Hayır, bunların hiçbirisinden değil…

Ya nereden?

Doğu Karadeniz’in bir ilinden…

Yani Artvin ilimizin Yusufeli’ne bağlı Kılıçkaya beldesinden…

Adı: Sadiye Hanım…

(Dört yıl sonra soyadı kanunu çıkınca, soyadı Ardahan’ olacak)

Babası, Çıldır Kaymakamıdır…

Ermeniler tarafından katledilmiştir…

‘Ardahan’ soyadını ise evlendiği eşi binbaşı Atabey, Ardahanlı olduğu için almıştır…

Şimdi özetleyerek sohbetimizi şöyle sonlandırmak isterim;

Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında kuruluyor…

Kurulur-kurulmaz;

2 yıl sonra Medeni Kanun yasası çıkarılıyor…

1930 yılında kadınların yerel yönetimlere; Muhtar ve Belediye Başkanı seçilebilmesi sağlanıyor…

1934 yılına gelindiğinde bu kez “TBMM çatısı altına milletvekili olarak da girebilirsiniz” deniliyor…

Ve ilk ‘seçimlerde’ 17 kadın milletvekili…

Ve bu sayı ardından da 18 milletvekiline çıkarılıyor…

Osmanlının küllerinden kurulan Türkiye Cumhuriyeti 7 yaşındayken kadınlara ‘mahalli yönetimlere’ seçilme hakkı verirken…

11 yaşında siyasal haklarını verip; TBMM çatısı altına taşırken…

Avrupa ülkelerinin ağa-babası Fransa; 1944 yılında…

İtalya; 1945 yılında..

Yunanistan; 1949 yılında..

İsviçre ise; 1971 yılında veriyor kadınlarına bu hakkı…

Geç bu yakaya…

Yani, Asya tarafına;

İran; 1963 yılında…

Suriye; 1949 yılında..

Hindistan; 1950 yılında..

Çin; 1949 yılında..

Ve Japonya ise 1945 yılında veriyor siyasal haklarını kadınların…

Eeeee?

E’si şu;

Türkiye Cumhuriyetinde kadınlara siyası hakların verildiği 1935 yılında 18 kadın milletvekili parlamentoya giriyor…

1950 yılı seçimlerinde bu sayı 3’e düşüyor…

1954’de sayı 4’e çıkıyor…

1957 yılında ise yine sadece 6 kadın milletvekili seçilebiliyor…

Sizce bunun üzerinde düşünmeye değmez mi?

Bence değer…

Hem de çok-çok değer…

Örneğin, aklımıza gelen şu soruları sorarak sohbetimizi bitirebilir ve sonlandırabiliriz….

Madem ki kadınlarla-erkekler her konuda eşit haklara sahip;

O zaman niye parlamento çatısı altında kadınlardın sayısı az?

Siyasi partilerin ‘kota’ koymasından, sınırlama getirmesinden ileri gelmiş olabilir mi?

Yoksa ‘kadınlarımız’ gün geçtikçe hepten mi a-politik oluyor?

Yeniden mi ‘karanlık günlere’ rücu ediyor?

Veya nasıl söylemeli, nasıl ifade etmeli bilmem ki;

“Kadın dediğin. elinin hamuruyla erkeğin işine karışmamalı…

Evinde oturmalı…

Hamur yoğurmalı…

Çocuk doğurmalı.” sözünü yeniden mi benimsemeye başladılar?

Aaaaahh, aahh!

Ne demeli bilmem ki?

En iyisi daha hiçbir şey söylemeden…

Ve sözü daha fazla uzatmadan sizlere bırakalım…

Belki sizin de bu konuda söyleyecekleriniz vardır…

Buyurun…

Şimdi söz sırası sizin…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM