Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
ATATÜRK’ÜN SÖZLERİ TUTULSAYDI  SOYKIRIM TANTANASI YAPILMAZDI 
  • 0
  • 179
  • 27 Nisan 2021 Salı
  • +
  • -

Tıpkı Anzaklılar gibi;

Ermeni halklarıyla da barış ve dostluk içinde yaşanırdı…

Yüzyıllar öncesi açılan yaralar, çoktan kabuk bağlardı!…

Yani;

Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ meşalesi yüksekte tutularak yol alınsaydı; ikide-bir ‘soykırım’ tantanası yapılmazdı…

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi;

Emperyalist ittifakın işgal ettiği Çanakkale-Boğazlar savaşında emir kulu olarak görev yapan, Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusunu oluşturan askerlerde vardı…

Yani, yapılan o büyük savaşta;

Çanakkale Boğazlarında can veren…

Denizin maviliğini kırmızıya çeviren…

Adına ‘Anzak Askerleri’ denilenlerin de kanı vardı…

Ve savaş bittikten sonra o büyük insan Anzak annelerine şöyle bir mektup göndererek sesleniyordu;

“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar!

Burada dost bir vatan toprağındasınız.

Huzur ve sükun içerisinde uyuyunuz…

Sizler, Mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız…

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!

Gözyaşlarınızı dindiriniz.

Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.

Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır.

Onlar, bu topraklarda canını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuştur.”

Ve o büyük insan böylesine ‘barışçıl’ baktığı içindir ki;

Her yıl binlerce kilometre ötelerden dedelerinin mezarlarını ziyarete gelip tören düzenlemektedirler…

Şimdi gel-gelelim, Ermenilerin ‘tehcir’ ve ‘soykırım’ sorununa;

Yüzlerce yıl aynı toprakları ve sınırları paylaşan Rum’u ve Ermeni’si, nasıl oluyor da birdenbire makas değiştirip, birbirlerine ‘düşman’ kesiliyorlar?

Örneğin;

1800’lü yıllara kadar kavgasız-gürültüsüz, barış içinde yaşıyorlar da…

Birdenbire nasıl bir değişime uğruyorlar?

Sizce bu işin içinde bir iş yok mu?

Yani bu ‘ayrılıkçı’ hareketin arka planında birileri yok mu?

Siz ne düşünürsünüz onu bilemem ama, bence var…

Hem de kimler biliyor musunuz?

Son yüzyılda ikide-bir ortaya çıkıp ‘Soykırım’ tantanasını ortaya atan emperyalizmin ağababaları kaşıyor bu yarayı…

Yani; Amerikalılar…

Yani; Ruslar…

Yani; İngilizler…

Yani; bu ülkelerin eksenini dolduran ülkeler gündeme getiriyor bu;

“Türkler, Ermenilere soykırım yaptı” tantanasını…

Tamam; birinci dünya savaşının ardılında Ermenilere ‘tehcir’ (geçici sürgün) uygulaması yapılmış mı?

Yapılmış…

Tehcir yolculuğunda binlerce, yüzbinlerce Ermeni vatandaşı yolda-izde öldürülmüş mü?

Öldürülmüş..

Peki ‘tehcir’ uygulaması ülkede yaşayan bütün Ermeni vatandaşlara uygulanmış mı?

Hayır…

E, demek ki geçici olarak ‘sürgüne’ tabi olanlarda bir şeyler yapmış olacaklar ki; kısasa-kısas olarak karşıtını geliştirmiş öyle değil mi?

Büyük ihtimalle böyle olmuş…

Her neyse…

Öyle olmuş veya böyle olmuş…

Geçmişte aynı toprağın insanları birilerinin gazına gelerek birbirine düşürülerek ‘düşman’ haline dönüştürülmüş…

Peki bu sorun, bu küskünlük, bu zamana kadar ortadan kaldırılıp bir çözüme kavuşturulamaz mıydı?

Eğer emperyalistlerin rotasında gidilmeseydi;

Bal gibi de çözüme kavuşturulabilirdiler…

Örneğin;

Anımsar mısınız bilmem…

Bir zamanlar bu işin çözümü için komşumuz Ermenistan ile barışçıl görüşmeler başlatılmıştı…

Yani;

2004’lü yılların başında ilk adımlar atılmış ve 2006 yılında (dönemin iktidar belediye başkanı) Naif Alibeyoğlu tarafından Kars ilinin en görülebilir yerine (iki ülke insanının birbirine yüzü dönük) ‘İnsanlık Anıtı’ yapılmaya başlanmıştı da, ancak bir süre sonra ilin belediye başkanı parti değiştirince…

Yani, aradan tam 5 yıl geçince…

2011 yılında ‘İnsanlık Anıtı’ beğenilmeyip ve ‘ucube’ denilerek yıkılıp yerinden kaldırılmıştı…

Komşumuz Ermenistan ile ‘barışçıl’ komşuluk ilişkilerini sadece bu sözünü ettiğimiz ‘heykelle’ başlatmamış olup, aynı zamanda iki ülke halkı birbirine daha çabuk kaynaşsın diye;

Bursa’da her iki ülkenin ‘Milli Takımlarına’ maç bile yaptırmıştık…

Ne oldu?

Ne oldu da;

Başlatılan bu güzelim ‘barış’ görüşmeleri birdenbire son buldu?

Acaba bu işin içinde yine birilerinin parmağı olabilir mi?

Hani bilmediğimden soruyorum;

“Yıllardır havada ‘havuç’ gibi asılı tutulan ve bir türlü bitmeyen AB (Avrupa Birliği) hikayesi gibi bu ‘Ermeni Soykırım’ olayını da birileri ikide-bir tehdit unsuru olarak kullanabilirler mi dersiniz?”

Bu konuyu şöyle özetleyerek sonlandırmak istiyorum…

Ve en iddialı yanımı öne çıkararak diyorum ki;

Geçmişte yaşanan bu ‘soykırım’ olayını hem Ermenistan halkı ve hem de Türk halkı çoktan unutmadıysa tövbe şart olsun…

Yani;

Her iki ülkenin halkı da ne zaman “barış ve dostluk’ sözünü duyuverse, daha çok mutlu oluyor…

Ve karşılıklı gidiş-gelişler yaparak kardeşçe yaşamak istiyor…

İnanın bana;

Her iki ülkenin vatandaşı da bu sorunun ikide-bir kaşınmasını istemiyor…

Ama ne yazık ki; ister içeride olsun, ister dışarıda…

Bu işten siyasi olarak nemalananların sayısı ne yazık ki bitmiyor!

2000’li yılların başıydı…

Sahibi olduğum ŞAKA TİYATROSU Darama İş Hanının en üst katındaydı…

Üst taraftan ana giriş kapısının hemen sol tarafında Fuat Yurt’a ait bir dükkan vardı…

Ve bu dükkanı yaklaşık iki-üç yıl Ermenistan’dan gelen iki bayan konfeksiyon satışı yaptı…

Birisinin adı; Suzanna ve birisinin adı ise Marya idi…

Tiyatroya giderken onların dükkanının kapısından geçerken çoğu kez selamlaşırdık..

Ve yine bir sabah Suzanna hanım bana “günaydın Şaban hocam” dedikten sonra;

“Sizin oyuncularınız bize bedava bilet verdi ve akşam sizin tiyatro oyununuzu izledik.

Oyuncularınız bize her zaman farklı gözle bakmayıp ve tıpkı kendi vatandaşı gibi baktıkları için çok memnun oluyoruz.

Ve böylesi insanlar yetiştirdiğiniz içinde sizi kutluyoruz” demişti..

Sonuç:

Keşke -başta ülkemiz olmak üzere- birbirinden farklı renklere sahip etnik kimliklilerle kavgasız-gürültüsüz, barış ve sevgiyi öne çıkararak yaşama kültürüne bir sahip olsak…

İnanın bana; ortalıkta ne ‘soykırım’ dedikodusu kalır…

Nede komşularımızla aramızda küskünlük ve dargınlık olur…

Ne diyordu koca şair;

“Kardeşlerim,

bakmayın sarı saçlı olduğuma

ben Asyalıyım

bakmayın mavi gözlü olduğuma

ben Afrikalıyım

ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda

sizin ordakiler gibi tıpkı

benim orda aslanın ağzındadır ekmek

ejderler yatar başında çeşmelerin

ve ölünür benim orda ellisine basılmadan

sizin ordaki gibi tıpkı

bakmayın sarı saçlı olduğuma

ben Asyalıyım

bakmayın mavi gözlü olduğuma

ben Afrikalıyım..”

———————-

EJDERLERİN ÇEŞME BAŞINDA YATMAMASI DİLEĞİMLE…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM