Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
BANDO PROVALARI BAŞLAMIŞ DEMEKKİ BAYRAM YAKLAŞMIŞ
  • 0
  • 211
  • 11 Nisan 2022 Pazartesi
  • +
  • -

Önce uzaktan;

Davul-trampet sesleri geliyor kulaklarına…

Sonra ‘boru seslerini’ duyuyorsun…

Gelen seslere doğru yaklaşıyorsun;

En önde bir öğrencinin elindeki süslenmiş ‘Asa’ ile arkasında yürüyen ‘Bando Takımı’ arkadaşlarını yönlendirdiğini görüyorsun…

Yaptığı işi önceden iyi bilen öğrenciler;

Trampetin çubuğunu yanlış tutan acemiler!

Kısacası;

Kimi öğrenciler, davul ve trampet seslerini öne çıkarıyor…

Kimi öğrenciler, acemiliklerini boru sesleriyle bastırmaya çalışıyor!

Kimileri;

Heyecanını saklamaya çabalarken eli-ayağına dolaşıyor!

Kimileri de;

Dışa vuran yürek seslerini ‘boru-trampet’ seslerinin arasında saklayıp ritim tutmaya çabalıyor!

Vesaire, vesaire…

Bu devinimi kısaca özetleyecek olursak;

Ne zaman bir yerde öğrencilerin ‘Bando Takımını’ görsem…

Ne zaman ki, uzaklardan bir ‘Boru-Trampet’ sesleri duysam…

Birdenbire kendi öğrencilik yıllarım aklıma geliverir…

Ve birdenbire ortaokul ve öğretmen okulları yıllarımı anımsarım..

Nasıl anımsamam;

Üç yıl ortaokul ve iki yılda öğretmen okulu olmak üzere…

Toplamda (5) beş yıl ‘Bando Takımında’ davulculuk yapmışım…

Yani bu heyecanı az-buçuk bende yaşamışım…

Öğretmen olunca;

Çalıştığım birçok okulda bende ‘Bando Takımı’ çalıştırmışım..

Neyse…

Daha fazla uzatmayalım…

Küçük torunum Giresun Doğa Koleji-Ana Sınıfına gidiyor…

Annesi bana; “Baba, Egeyi akşam okuldan sen alır mısın?” dedi..

Bende alabileceğimi söyledim…

Ve okula zamanından erken gittim…

Okula yaklaştığımda;

Uzaktan trampet ve boru sesleri duymaya başladım…

Ve arabamı kenara çekip, biraz onların provaların seyrettim…

Sonra ‘bando takımını’ çalıştıran öğretmenlerle tanışmak istedim…

Ve yarlarına yaklaşarak, önce kendimi tanıttıktan onlarda kendilerini tanıttılar…

Bu disiplinli ‘bando takımını’ çalıştıran öğretmenlerin birisi aynı zamanda benim torunumun da müzik öğretmeni olan; Selin Akşen Mutlu..

Diğer sorumlu öğretmenler ise;

Beden Eğitimi Öğretmeni Cansu Angun ile Tolga Melikoğlu imiş…

Ne yalan söyleyeyim;

Doğa Koleji öğrenci ve öğretmenlerinin çok titiz bir şekilde ’23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ için yaptıkları bu titiz ve disiplinli bir şekilde yapılan ‘Bando Takımının’ provaları beni çok etkileri…

Ve aynı zamanda da çok duygulandırdı…

Ancak, izninin olursa…

Bu araya günümüzde günden-güne bozulan eğitim sisteminden hareketle -geçmişe yönelik- özeleştiri babında buraya özel bir not düşmek istiyorum…

Şöyle ki;

Bende eski bir eğitimci ve 68 kuşağının içinde yer alan birisi olarak ‘Özel Okullara’ ve ‘Kolej’ tipi okullara karşı çıkanların arasındaydım…

(Ki, hala aynı düşüncedeyim)

Ancak, günümüzdeki devlet okullarının eğitim-öğretim sistemini ölçü alırsak; (konu parası olanları kapsasa da)

Gördüğüm ve tespit ettiğim kadarıyla;

Özel kolejlerin eğitim-öğretim anlayışı, devlet okullarından kat-kat ileride…

Örneğin, kimsenin yanlış anlamasını istemem…

Üstelik kimsede -durumdan vazife çıkartıp-öküzün altında buzağı aramaya kalkmasın…

(Üstelik bana inanmayanlar, bu okula gidip bizzat kendi gözleriyle görebilir)

Okulun dış-alanlarında öğrencilerin gereksinimlerini karşılayacak sosyal tesisler ve modern donatılar olduğu gibi…

Okulun iç mekanında da öğrencilerin her türlü sosyal ve kültürel gereksinimlerini sağlayacak salonlar ve üniteler var…

Her bir koridorda ve geniş antrelerde;

Devlet okullarının duvarlarına asmaya korkup ve çekindikleri ünlü edebiyatçıların ve sanat adamlarının fotoğraf ve biyografileri var…

Her katın salonunda;

Birbirinden farklı ve kompozisyonla düzenlenmiş ‘Atatürk Köşeleri’ ve ‘Özdeyişlerle, felsefi sözlerle’ süslenmiş’ köşeler ve panolar var…

Kısacası;

Çağın karanlık tünellerine girmek için değil…

Çağa ayak uydurmak için bilimi ve bilimselliği öne çıkarmayı hedef almışsa bir eğitim kurumu…

Ben nasıl hakkını teslim etmem o kurumun?

Bu işi keşke devlet okulları yapsa da;

Onunda hakkını teslim ederek anlatsak…

Her neyse…

Konu başka yerlere dağılmadan en iyisi konu başlığına tekrar geri dönerek sonlandırmak…

Özetlersek;

Milli Bayramlarımızın her birisi bir kesime hitap etmekte olup ve biriside ‘kutlanası’ güzel bayramlar…

Ancak nedendir bilmem;

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bana -her nedense-daha çok anlamlı ve güzelmiş gibi geliyor…

Kim bilir;

Belki dünyada tek ‘Çocuk Bayramı’ olduğu içindir…

Belki de ‘egemenliği’ padişahlıktan, sultanlıktan kurtarıp ve millete teslim edildiği için önemsemişte olabilirim…

Veya da;

1920’de yeni bir ülke kurmak için temeli atılan TBMM kuruluşunu kutlama mutluluğunu çocuklara verdiği için belleğimden silememiş ve günümüze kadar taşımışta olabilirim…

Son söz;

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramına daha iki hafta var…

Umarım o gün hava çok güzel olurda…

Çocuklarımız ‘kutlamak’ istedikleri ‘bayramlarını’ gönüllerinde doya doya kutlamanın sevincini yaşarlar…

Hoş kalın..

Hoşça kalalım..

Sağlık ve esenlik içinde olalım…

Her günümüzü ‘bayram’ tadında yaşayalım…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM