Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
“BU ORAK MEŞELİYATAK DENİLİYOR” ANCAK USTASI KİMDİR BİLİNMİYOR
  • 0
  • 164
  • 26 Eylül 2022 Pazartesi
  • +
  • -

Merhaba sevgili dostlar,

Merhaba değerli canlar,

Bugünkü sohbetimizde;

Yaptığı ‘Oraklar’ marka olan..

Kalitesi tüm Doğu Karadeniz bölgesinde konuşulan;

Bir ‘Orak Ustasını’ sohbet konusu yapmak istiyorum…

Diyeceksiniz ki;

“Yahu kardeşim, millet neyin derdinde, sen neyin derdindesin?

Millet bu karanlık tünellerden nasıl çıkacağının hesabını yapıyor…

Sen kalkmış, bilmem hangi ustanın yaptığı orağın sohbetini yapmaya kalkıyorsun.” diye de düşünenler mutlaka vardır…

Ve bu da normaldir…

Her neyse…

Konuya şöyle girmek istiyorum;

Bundan yirmi-küsur yıl önce kurduğum bir ŞAKA Tiyatrosu vardı…

Aklımda kaldığı kadarıyla 2003 yılı filan olacak…

‘Kuvva-i Milliye’ oyunumuzla Trabzon-Rize tarafına doğru turneye çıktık…

Rize-Fındıklı ilçesindeyiz;

Oyuncular ve teknik ekip ‘sahne kurma’ çalışmalarını yaparken bende çarşıyı şöyle gelişigüzel bir dolaşayım istedim…

Ve gezip-dolaşırken;

Çakı-bıçak, orak ve demir aksamlı araç-gereçlerin satıldığı bir tezgahın başında durup, gelişigüzel bakarken gözlerim oraklara takılınca satıcı bana;

“Abi, oraklara mı pakaysun?

Abi, orak alacaksan hiç tüşünmeden al!…

Halis-mulis Ciresun Meşeliyatak orağıdır ha!

Zaten üç-peş tane çaldu paşka da yoktir.”

Satıcı nereden bilsin benim Giresunlu olduğumu…

Üstelik nereden bilsin benim bu ‘methiye düzdüğü’ orağı yapan ustanın bir zamanlar bizim öğrencimiz olduğunu…

Geçelim…

Bundan iki-üç hafta önce filan;

Cumhuriyet okulunun önünden geçerken (emekli) Mehmet İmamla karşılaştık..

Selamlaştıktan sonra;

“Hocam, elinde orak nereye gidiyorsun?” soruma karşılık, nereye gittiğini değil, elinde tuttuğu orağı göstererek;

“Şaban hocam, bu orak meşhur Meşeliyatak orağıdır.” deyince, bende kendisine;

“Bu orağı yapan usta benim öğrencim” dedim…

Bu kez dönüp bizim kuşağın öğretmenlerine övgü yapıp;

“Başka kimin olacaktı?

Tabi ki sizin gibi öğretmenlerin öğrencileri yapar böylesi güzel işleri” dedikten sonra bende kendisine;

“Güzel diyorsun da Mehmet hoca…

Hani mum dibini ışıtmazmış ya…

O misal, bende her şeyi yazdım da, öğrencimizin bu başarısını bir türlü kamuoyuyla paylaşamadım” dedim..

Mehmet hoca da bana;

“Bence öğrencinizin bu başarısını da yazmalısınız hocam” dedi…

Bende yazacağıma dair söz verdim…

Bu uzun ‘ısınma turundan’ sonra şimdi ‘Meşeliyatak Oraklarını’ yapan ustayı tanıtabilirim…

Adı; Yılmaz ÖZDEMİR

Dereli-Meşeliyatak köyünden…

1970’li yıllarda öğrencimiz…

İlkokuldan sonra tahsiline devam etmiyor…

1978 yılında köyde ‘demir ustalığı’ yapan ağabeysinin yanına çırak duruyor…

O gündür-bu gündür;

44 yıldır çeliğe en güzel suyu Yılmaz Usta veriyor…

Yani -herkes övdüğüne göre-Doğu Karadeniz’in en kaliteli ‘Bağ Bahçe Orağını’ Meşeliyatak Köyünde Yılmaz Özdemir usta yapıyor…

Eğer izniniz olursa;

Hoşgörünüze sığınarak, bu araya (emeklilik yaşı 25 yılı aşan) eski bir eğitimci olarak mesleki şoven duygularımızı sıkıştırmak istiyorum…

Şöyle ki;

Biz eski öğretmenler, kendi kişisel çıkarlarımızı yarınlara erteleyerek, öğrencilerimizin çıkarları doğrultusunda -elimizden geldiği kadar- en iyi şekilde yetiştirmeye çalıştık…

Kimi eğitimini ilkokuldan sonra devam ettirdi;

Devlet memuru olarak, farklı alanlarda sorumluluk yüklendi…

Kimileri, kısa yoldan ‘zanaatkar’ olmayı yeğledi…

Kimi şoför, kimi esnaf, kimi köyde kalıp tarım işleriyle ilgilendi…

Kısacası;

Hangi iş alanında sorumluluk üstlerinse üstlensin…

Eğitim verdiğimiz öğrencilerimiz her biri -kendi ölçeklerinde- üretimin içinde yer almayı yeğledi…

Tekrar Yılmaz Ustanın yaptığı ‘oraklara’ geri dönecek olursak;

Yaptığı oraklar ‘Meşeliyatak Orağı’ diye markalaşan bu orakların kalitesini sadece ve sadece bu ‘orağı satın alıp’ işine görenler anlıyor ve övgüler düzüyor…

Gönül isterdi ki;

Kendi olanaklarıyla böylesine güzel ‘orak yapan’ bu kişiyi yörenin yönetsel erkleri de farkına varsaydı…

Farkına varsaydı ki;

Yılmaz Özdemir Usta, köydeki atölyesinin başında yalnız kalmasın…

Ürettiği bu kaliteli oraklar, yetkililerin öncülüğünde, yörede yapılan şenlik ve festivallerde ‘tanıtım ve pazarlama’ stantları açılsın…

Hatta gerekli ekonomik destekler sağlanıp;

Yılmaz Özdemir Ustanın ‘İmalathanesi’ kent merkezlerine kurulup, birçok ‘çırak’ ve işçinin çalışacağı büyük bir ‘İmalathane’ kurulmasına öncülük yapılsın…

Kısacası;

“Kapıdan kalkan dana, kapıya tosun olmaz” felsefesi bir tarafa bırakılsın…

Salt, Yılmaz Özdemir usta değil, bu tür üretimin içinde bulunan bütün değerlerimize sahip çıkılsın…

Bu duygularla;

Hoş kalın, hoşça kalın…

NOT; Yılmaz usta ile iletişime geçme telefon numarası; 0538 268 71 19

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM