“ÇORBA KAZANI”

“ÇORBA KAZANI”

 

Sevgili okurlarım, Coğrafyamız çorba kazanı gibi kaynıyor. Toplum içerisinde bireyler pimi çekilmiş bomba gibi.

Biride ben;

Geçen yıl komşu İlimizi Trabzon sokaklarının adım başı dilenciler tarafından parsellendiğini yazmıştım.

Önlem almazsak bizimde başımıza gelebilir diye. Çok şükür söylenen gerçek oldu.

Adım başı her sokakta ellerinde mendil kutuları ile dolaşan çocuklar, market köşelerinde kucağında bebesi ile oturan mülteci anne ve babalar. Geçtiğimiz yıllarda acıyordum . Artık acımıyorum. Hiçbiri Devletimiz tarafından mağdur edilmediği halde bu yola başvuruyorsa acımak niye !!!

Acırım kendi halimize.

Bu konuda Devlet büyüklerimize bir önerim var.

Her İle yerleştirilen Mültecilere önce insanlık sonrada “VATAN” sevgisini öğretelim.

Öğretelim ki !

Terk edip geldikleri Vatanları için mücadele edip geri dönüş planlarını yapsınlar.

7 den 70’e ruhumuza ilmek ilmek nakış gibi işlenen “VATAN.BAYRAK” aşkını onlara da işleyelim.

İnanın bu yüzden çarşıya çıkmak istemiyorum.

Çünkü bende bu aralar pimi çekilmiş patlamaya hazır bomba gibiyim.

Hani biri dokunsa sorgusuz sualsiz  balıklama dalacağım kuyunun dibine.

Sonra işin yoksa çıkmak için debelen dur.

Arada bir sırf o güzelim dolmuş dedikodularından mahrum kalmamak için eğer mevzu derin ,muhabbet şahaneyse dolmuşun son durağına kadar gidiyorum. Tavsiye ederim.

Başkalarını çekiştirmek yerine dinlemek daha güzel oluyor. Eskiden haberler sadece önemli Kurumların çaycılarından alınırdı. Şimdi ise dolmuş yolcularından.

Bu hafta eh bayağı keyifli sohbetler vardı. En çok hoşuma giden ve sohbetine dahil olduğum ise garip ama gerçekti.

İki kadın konuşuyor. Sanki ihtiyaç varmış gibi ev bitmeden araba aldı. Üstelikte “MERCEDES “

Neymiş bu markadan başka arabaya binmeyecekmiş. Pardon hanımefendi neden çocuklarınızın işine bu kadar karışıyorsunuz. Bırakın ne isterse onu yapsın.

Ama daha bekar. İyide belki münasip aday bulamamıştır. Bak televizyondakiler yıllardır bekar takılıyor. Demek delikanlı önce ev, araba sonra eş düşünmüş.

Yok bacım MERCEDESİ kocam aldı. Ya daha ne istiyorsun adam seni en güzel araba ile gezdirecek.

Ah kadın milleti adamlar dünyayı önünüze serseler ucu eğri duruyor dersiniz. Ondan sonrada adamlar gider başka kapılara feryadı  figan edersiniz.  Ah güzel şehrim ahhhhh.

Bu aralar maşallah EVET/HAYIR muhabbetinin içerisine birde  muhabbeti aşkı yerleştiriyorlarmış.

Falancanın eşi pişmanca ile ,pişmanca falanca ile aşk yaşıyormuş. Nasılsa evler müsait. Sosyal yaşamımız teknolojiden ibaret. Nasılsa alt komşu yada karşı komşuyu da tanımıyoruz.

Kısacası modern hayatı kendi kolaylıklarımıza göre moderinize ettik.  Başımızı bağladık ,diğer tarafımızı cenderenin içine soktuk.  Boya küpünün içine düştük ,adını güzellik koyduk .

Ya birde dar ve kısa paçalı genç delikanlılarımız.

Neyse ne getireceğini bilemediğimiz cumartesini kıssadan hisse ile yaşanmış fıkra gibi bir hikaye ile düşündürelim.

“Bir varmış bir yokmuş. Şehrin birinde adam ve kadın çok mutlu mesut bir yuvaları varmış .İkisi de eğitimliymiş. Mutlu mesut yaşarlarmış. Bir gün kadın başka bir şehre konferans vermeye gidecekmiş .Evden uçağını kaçırmamak için çok acele çıkıvermiş ,havalimanına geldiğinde evraklarının eksik olduğun görünce evine geri dönmüş. (evden çıkalı daha yarım saat olmamış). O da ne yatak odasına girdiğinde yatağında güzel bir kadın görmesin mi?.

Sessizce kadına sus der  (kadın şok) ve başka bir odaya geçmesini söyler. Üstü başı ile yatağın içine saklanır. Yorganı da tamamen üstüne çeker.  O sırada tüm hazırlıklarını bitiren adam güzel serenatlarla yatak odasına gelir.  Ne kadar cilveli sözler varsa döker kaleme ;

Kadın şaşırır bu bu benim kocam mı.?

Yıllardır duymak istediği fakat duymadığı sözler kocanın ağzından bal gibi dökülünce şoka girer.  Ömrünü adadığı adam meğer ne güzel nağmeler biliyormuş…

Tam adam eğilir yabancı lisanı ile hadi bir tanem  (sevgili yabancıdır)

Kadın olabildiğince hoyratça  yorganı açar .

CİDDEEEEEEEEEEE

Karşısında karısını gören “adam” şoka girer ve tam 3 yıl konuşamaz. Kadında kocayı boşamaz.

.  Sizsiz olun asla sobelenecek halleriniz olmasın. Vallahi hiç tanımadığın insanların içine karışınca çok sobelenmeye ramak   hikaye dinlemiş oluyorum

Her ne kadar bol kahkahalı günlerimiz olmasa da güne güzellikler ile gülümseyeceğiniz başlangıçlar dilerim. ..

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar