Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
CUMHURİYETİN 100.YILI YAKLAŞIYOR YUKARIDAN HİÇ SES SEDA ÇIKMIYOR
  • 0
  • 272
  • 20 Ocak 2021 Çarşamba
  • +
  • -

Tamam…

Büyüklerimizin işine karışmayalım da!

İnsan yine de merak ediyor…

Öyle ya…

Cumhuriyetin 100. yılına şunun şurasında ne kaldı?

2 yıl filan…

O da; ağzım-gözüm derken gelip geçecek!

Ortalıkta ‘çıt’ yok!…

Yani demem o ki;

Dünya futbol turnuvalarına dört yıl önceden hazırlanıyoruz…

Olimpiyatlara katılacak sporcularımızı en az üç-dört yıl önceden elemesini yapıp, idman yaptırıyoruz….

Ama cumhuriyetin 100. yılını kutlamak için ‘erevizyon yarışmasına’ katılma heyecanımızın yarısını bile duymuyoruz…

Halbuki şöyle düşünmemiz gerekmez mi;

Demokrasimiz; yarım-yamalak, kör-topal olsa da…

Parlamenter sistemimiz; arada-bir silahlı saldırıya uğrasa da!

Yani; on yılda, bilemedin yirmi yılda-bir askeri darbeler yapılsa da;

Düşe-kalka, cumhuriyetin 100. yılına yaklaşmışız…

Şunun-şurasında 2 yıl filan kalmış…

O halde 100. yıla erişmenin, şanına yakışır bir ‘kutlama’ yapmalıyız öyle değil mi?

Neler mi yapabiliriz?

Ohoooyy!

Yeter ki çobanın niyeti süt sağmak olsun…

Yeter ki niyetimiz;

Üzüm yemek olsunda, bağcıyı dövmek olmazsın…

Hele birde bizleri -adam yerine koyup- fikirlerimizi ve önerilerimizi alırlarsa;

Neler yapılmaz ki?

Örneğin;

Ben aklıma gelenleri şu şekilde sıralayabilirim…

Dünya Futbol Şampiyonası ve Olimpiyat ölçeğinde olmasa da…

Sınır komşusu olduğumuz ülkelerin ‘ulusal futbol takımlarını’ ülkemize davet edebilir…

Ve;

‘Türkiye Cumhuriyetinin 100. Yılı Futbol Turnuvası’ başlığı altında bir turnuva düzenlenebilir…

Ki, böyle bir ‘turnuva’ düzenlenirse, şöyle bir yararı da olur…

Şöyle ki;

Aramızdaki düşmanlıklar, kırgınlıklar ortadan kaldırılıp ve komşuluk ilişkileri yeniden düzeltilebilir…

Yine örneğin;

Aynı komşu ülkelerin ‘Halk Oyunları Yarışması’ ve ‘Şarkı Yarışması’ etkinlikleri düşünülebilir…

Ve şimdiden organize yapmaya başlanabilir.

Örneğin;

Bu ülkenin hem ‘kurtuluşuna’ ve hem de cumhuriyetin ‘kuruluşuna’ öncülük eden Atatürk’ün özdeyişi olan;

“Yurtta barış, dünyada barış” sloganı başlığı altında (en azından komşu ülkeleri davet ederek) bir ‘Barış Konferansı’ veya katılımcı ülkelerle ‘Paneller’ ve ‘Sempozyumlar’ düzenlenebilir…

Yine ‘Cumhuriyetin 100. Yılı Etkinlikleri’ kapsamında;

(Şimdiden ve hiç vakit geçirmeden ilan edilip, çağrı yapılarak)

Ülkenin profesyonel ve amatör yazarları arasında;

“Cumhuriyetin 100 yıllık öyküsü ve romanı yarışması’ yapılabilir.

Ha, böyle bir ‘yarışma’ düzenlenirse sizde haklı olarak şöyle düşüneceksiniz;

“Yahu kardeşim kafayı mı yedin sen!?”

“Hangi yönetici ve egemen güç, 100 yılın öyküsünü yazılmasını ister?”

Diyelim ki, yüzyılın gerçekleri üzerine böyle bir ‘öykü yarışması’ düzenlendi…

Gerçekleri öyküsünün içerisinde dile getirmeye çalışan yazar;

Ya, bu ülkenin ekonomik durumunun yerlerde süründüğünü ve uçan kuşa bile borcumuz olduğunu yazarsa…

Ya, birçok ülkenin kadınlarından daha önce ‘haklar’ elde etmesine rağmen, kadınlarımızın hala erkeğinin üç adım gerisinde yürütüp, eve hapsedilmek istendiğini el-aleme duyurursa!

Kadınların sokak ortasında güpegündüz öldürüldüğünü…

Bu ‘öldürme’ olayının günden-güne sayılarını çoğalıp büyüdüğünü..

Ve bu cinayetleri işleyenleri, tecavüzcüleri -bir şekilde serbest bırakılıp ve davul zurna eşliğinde dışarıya çıkarıldığını yazarsa;

Kepaze olmaz mıyız dünya-aleme?

Geç…

Bunu da geç diyorsanız;

Sizde haklısınız…

Bu konu yönetsel erklerimizin de pek işine gelmez!

Yani, 100. yıl etkinlikleri kapsamında böyle bir organizasyon düzenlenemez…

Bunu da geçelim…

O zaman ‘eğitim konusunu’ ele alıp, 100 yıl içerisinde neler yapmışız, neler yapamamışız; bunun envanterini çıkaralım…

Yani bu konuda demokratik bir ‘Çalıştay’ yapalım…

100 yıl içerisinde ‘eğitim durumumuz’ nerelere gelmiş ona bir bakalım.

Yok, buda mı olmaz dediniz?

O zaman ekonomik durumumuzu masaya yatıralım…

Ve şöyle bir başlık altında toplanalım;

“Osmanlıdan üstümüze bakiye kalan 107.5 milyon altın borcunu 1928 yılından-1954 yılları arasında ödedik.”

Yani halk dili ve benzetmesiyle söylersek;

“Gavura zırnık borcumuz kalmadı.”

Ve borcumuzu’ kalmadığı gibi;

“Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlığında tam 46 fabrika yapıldı”

(Dedikten sonra)

Şu soruları kendi-kendimize soralım;

Atatürk’ün -kamu adına kurduğu- fabrikaları ne yaptık?

1954’te biten borçlardan sonra tekrar borçlandık mı?

Borçlandıksa; karşılığında neler yaptık, kimleri kalkındırdık?

Vesaire, vesaire…

Sözün kısası;

Cumhuriyetin 100 yaşına basmasına iki adım bir şey kaldı…

Henüz ortalıkta hiçbir ses-seda yok…

Yani, yaprak ırganmıyor!

Üstelik muhalefet tarafından;

Cumhurbaşkanlığının ve Diyanetin yaptığı ‘saraylar’ dile getirilip konuşuluyor da…

Cumhuriyetin 100. yılı kutlamaları konusu hiç gündeme getirilmiyor.

Getiriliyorsa da; ben duymadım…

Bu konuda son söz;

Ben bu konuyu -sağlığım elverdiğince- ayda bir yazıp, kafaları karıştırıp ve havaları bulandırmak istiyorum!…

Bu konuda siz ne düşünürsünüz onu bilemem…

Ancak, eğer sizin de bu konuda -yorumlarınızda- önerileriniz olursa, onları da paylaşmaktan büyük keyif alırım…

Şimdilik hoş kalın…

Hep birlikte hoş kalalım.

Tekrar görüşmek üzere…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM