“EĞİTİMDE DEVRİM”

“EĞİTİMDE DEVRİM”

İlkokuldan, ortaöğretim kurumlarına kadar yapılan ders programı değişiklikleri ve TEOG’un kaldırılması yandaş medya tarafından ‘eğitimde devrim’ olarak tanımlandı.

Beşinci kez değiştirilerek uygulanmaya başlanıldığında eşitlikçi, objektif, adaletli sistem olarak sunulan TEOG’un yerine ne getirileceği belli değil.

15 yıllık AKP iktidarı döneminde altı milli eğitim bakanı değişmiş, bir sonraki bakan kendinden önce gelenin uygulamalarını beğenmeyerek uygulamadan kaldırmıştı.

LGS, OKS, SBS, TEOG adlarıyla, ortaöğretime geçişi uygulamaya koyduklarında da ‘eğitimde devrim’ demişlerdi.

Bunların devrim anlayışı böyle

Değişiklikleri uygulamaya koyduklarında da, kaldırdıklarında da ‘devrim’ diyorlar.

Bizim bildiğimiz ‘devrim’ sözcüğü çok farklı ve anlamında asalet bulunmakta.

Yerleşik, gerici toplumsal düzeni değiştirme, yeniden yapılandırma, çağdaş uygarlık düzeyini yakalama, değişim ve gelişmelere ayak uydurabilme olarak tanımlanan ‘devrim’ sözcüğü, AKP yandaşı medya tarafından da kullanılmakta ancak, tam tersi olarak.

Elbette ders programı ve sınav sistemleri hep kalıcı olmamalı.

Bilim, teknoloji ve yaşamımıza doğrudan etkisi bulunan her alanda hızlı gelişimin yaşandığı günümüzde, değişimlere ayak uydurabilmenin yolu eğitimden geçmekte.

Zamanı geldiğinde, eğitim sistemi evrensel ve çağdaş normlara göre uyarlanmalı.

Ancak, bizdeki değişiklikler bu durum dikkate alınarak yapılmamakta.

Ebedi sürekliliği olmayan siyasi iktidar, kendi ideolojisini inancı da içersine alarak, ders kitaplarına yerleştirmeye çalışmakta.

Yapılan değişikliklerin altında yatan ince hesapları sadece kendileri bilmekte.

Gelecek nesiller eğitim aracılığı ile istenildiği gibi biçimlendirilmeye çalışılmakta.

Evrensel değerlere sahip, sorgulayan, tartışan, araştıran, eleştiren, sadece akranlarıyla değil, diğer gelişmiş ülke vatandaşlarıyla yarışabilecek gençler yetiştirme çabası yok.

Asıl hedefin ‘dindar ve kindar nesil yetiştirmek’ olduğu daha önceleri açıklanmıştı.

Odaklanılan nokta, tüm okulların imam hatip yapılması.

Her yol imam hatip okullarının kapısına çıkmakta.

Biat eden, bağımlı ve büyüklerim bilir anlayışına sahip, el pençe divan duran, emir bekleyen toplumla nereye kadar varılabilinir ki?

Eğitimin her alanında yığınla biriken sorunları çözme diye dertleri de bulunmamakta.      Hiçbir bilimsel inceleme ve değerlendirme yapılmadan, kimseye danışılmadan  uygulamaya konulan yeni ders programları ile bu ülkenin yükünün kaldırması olası değildir.

Devrim diye nitelenip uygulamaya konulan TEOG ani bir kararla kaldırıldı.

Yerine ne getirildi açıklama yapılma beklentisi boşuna.

Nasıl olsa bu ülkede hep ‘kervan yolda düzelir’ yaklaşımı egemen olmuyor mu?

Eğitimin en önemli işlevlerinden biri de toplumsal barış, adalet, eşitlik, hoşgörü, huzur, kardeşlik, belirli değer ve kavramları el üzerinde tutarak sahip çıkma….dır.

Toplumu ayrıştırmak, birlik ve beraberliğin temelini sarsmak değildir.

Alt yapısı hazırlanmadan, sadece rövanş alma yaklaşımı ile uygulamaya konulan 4+4+4 sistemi beklenenden daha hızlı olarak meyvelerini verdi.

Ancak, sonuçları itibariyle tadı ekşi ve acı.

Fazla değil, beş yıl sonra program değişikliklerinin sonucunu alacağız ki, asıl tehlike burada net olarak görünecek.

Böylece çağdaş, bilimsel, akılcı ve evrensel değerlerle bezenmiş eğitim yerine, toplumu ortaçağın karanlıklarına götürecek sistem uygulamaya konulacak.

Tek dileğimiz ise, umarım yanılırız.

 

 

 

.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?