Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
ESKİDEN LİDERLER TV’YE ÇIKARLARDI DEMOKRATİK ŞEKİLDE TARTIŞIRLARDI
  • 0
  • 199
  • 10 Mayıs 2022 Salı
  • +
  • -

Televizyon kanallarında;

‘Açık Oturumlara’ çıkarlardı…

Ve siyaseten ne düşünüyorlarsa;

Anlatacaklarını ve söyleyeceklerini birbirlerinin yüzüne bakarak anlatırlardı…

Yani, günümüzde olduğu gibi;

Kıyıda-köşede ‘vur patlasın, çal oynasın’ şeklinde konuşmazlardı…

Belki bizleri çoluk-çocuk da dinliyordur endişesi taşıyıp;

Birbirlerini argolu ve süslü küfürler icat ederek konuşmazlardı…

En önemlisi de;

Hangi televizyon kanalı olursa olsun…

Siyaseten ister sağ yelpazede, isterse sol tarafta dursun;

Davet edilen bütün ‘Açık Oturumlara’ nazlanmadan. itiraz etmeden gidip katılırlardı…

Ve cümle-alemin, halkın gözleri önünde tartışırlardı…

Örneğin,12 Eylül Askeri Darbecilerinin izniyle kurulan siyasi partilerin liderlerinden;

Turgut Özal, Turgut Sunalp ve Necdet Calp TRT’nin organize ettiği bir ‘Açık Oturuma’ çıkmıştı da…

24 Ocak ‘kararlarının’ mimarı olan Turgut Özal, çıkartılan yasanın tabiatına uygun olarak, kamuya ait, toplumun ne kadar ortak mirası varsa hepsinin satılmasını savunuyor ve ilk icraat olarak da ‘Boğaz Köprüsünü’ satacağını söylüyordu…

Muhalifi olan Necdet Calp ile tartışma şöyle sürüp gidiyordu;

“Satarım”

“Sattırmam!”

“Bal gibi de satarım!”

“Sattırmam arkadaş sattırmam!” şeklinde tartışıyorlardı…

Ve millette bütün siyasi liderleri dinleyip, ona göre karar veriyordu..

1990’lı yılların başında özel televizyonlarda kuruldu;

Ve bir süre -yandaşlık türeyene kadar- siyasi liderler yine bir araya geldiler…

Ve düzenlenen ‘Açık Oturumlarda’ siyasi projelerini dile getirdiler…

Şimdi düşünüyorum da;

Demokrasinin azlığından ve yokluğundan şikayetçi olsak da…

Acaba ‘tadımlıkta’ olsa;

O günler, bu günlerden daha iyi miydi dersiniz?

Hani ya, sakına-sakın geriye özlem çektiğimi filan sanmayın;

O, beğenmediğimiz günlerin siyasi liderleri zaman-zaman bir araya gelebiliyorlardı…

Bayramlarda-seyranlarda;

Nezaketen veya ‘yapmacıkta olsa- yüzlerine tebessüm düşürerek birbirlerine ‘merhaba’ deyip selamlaşabiliyorlar…

Selamlaştıktan sonra, yan-ayana oturabiliyorlardı…

Örneğin;

Açılışı yapılacak olan bir tesisi ister devlet kendisi yapsın…

İster, kendi partisine mensup bir belediye yapsın bitirsin..

İsterse muhalif belediyenin yaptığı bir tesisin ‘açılışı’ yapılmak istensin…

Bütün siyasi parti liderleri o ‘açılışa’ davet edilirdi…

Gelen gelirdi, gelmeyen gelmezdi…

Ondan sonrası davet edilen siyasi parti liderinin bileceği bir işti…

Paylaştığım ikinci görselde de görüldüğü gibi;

Atatürk’ü anma günü olan her 10 Kasımlarda…

Özel günlerde ve milli bayramlarda…

Anıtkabir ziyareti muhalefetiyle-iktidarıyla hep birlikte yapılırdı…

Ve ‘Anıt Kabir Defteri’ muhalif siyasi liderler eşliğinde yazılırdı…

Ya şimdi?

Yani günümüzde nasıl oluyor?

Bu iki soruya yanıtım;

Nasıl olduğu görünmüyor mu?

Liderlerin kıyıda-köşede dedikodu yapar gibi;

Sadece ‘salı günü’ gurup konuşmalarında..

Sadece düzenledikleri basın toplantılarında…

Ve sadece ‘partilerinin’ kongrelerinde ve organize ettikleri meydan mitinglerinde birbirlerinin arkasından atıp-tutmalarında hiç belli olmuyor mu?

Siz bunların üzerinde düşünedurun;

Ben kaybettiğimiz bir öğretmen arkadaşımın son veda törenine gitmek zorundayım…

Hoş kalın,

Hoşça kalalım,

En önemlisi de;

En kötü demokrasi bile hükümdarlıklardan ve liderlik sultasına dayalı yönetimlerden yine de iyi olduğunu unutmayalım…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM