Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
ESKİDEN YAYLA-CENİK KÜLTÜRÜ VARDI TÖRENE GİDER GİBİ HAZIRLIK YAPILIRDI
  • 0
  • 28
  • 12 Ocak 2021 Salı
  • +
  • -

Bilenler bilir;

O günlerinde kendine özgü bir güzelliği ve havası vardı…

Neden ‘havası var’ dediğimi…

Sizlere bir ‘merhaba’ dedikten sonra, zihin arşivimde kalanları dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalışacağım…

Merhaba sevgili dostlar,

Merhaba değerli canlar,

Bugün günlerden cumartesi…

Yani, daha öncede söylediğim gibi;

Geçmişe yönelik; dinlediğim, gözlemlediğim ve tanığı olduğum anıları (ilgisini çekenlerle) paylaşma günüm…

Sevgili dostlar,

Bugünkü sohbet konumuz, üst başlıkta da belirttiği gibi;

‘Yayla-Cenik’ göç kültürü üzerine olacak…

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi;

Ülkemizde her bölgenin ve yörenin kendine göre yaylalardan- kışlaklara ve kışlaklardan-yaylalara bir göç kültürü olduğu gibi, bizim yöremizin de, kendine münhasır bir göç kültürü vardı…

Ve burada bir parantez açarak şunu da belirtmek isterim;

(İlimizde ve Doğu Karadeniz’de, yayla-cenik göç kültürü küçük ayrılıklarla birbirine benzese de ve bazı yerleşkelerin yayla yolu farklı olduğu için, ben ilk önce bizzat gözlemlediğim ve tanığı olduğum Aksu Vadisi üzerinden yapılan ‘yayla göç kültürünü’ anlatmaya çalışacağım.)

Aksu vadisi üzerinden yapılan ‘yayla göçleri’ genellikle Kümbet yerleşkesi tarafındaki obalarla, Tamdere yerleşkesi çevresinde olan Obalara yapılan göçlerdir…

Buralara ‘yayla göçü’ yapan köyler;

Keşap ilçesinin birçok köyleri Kümbet ve Tamdere tarafında bulanan Obalara…

Giresun merkeze bağlı; Sarvan, Barca, Çandır, Ürper, Yağmurca, Tekke ve Duroğlu yerleşkesine bağlı köylerde aynı bu yol üzerinden yaylalara göç ettiği gibi, Dereli ilçesinin köyleri de, aynı istikamete yayla göçü yaparlardı…

Şimdi gel-gelelim ‘üst başlıkta’ kullandığım ‘Törene gider gibi hazırlık yapılırdı’ tabirini niye kullandığıma…

Ki, bu tabiri bir ‘benzetme’ olarak kullansam da işin doğrusu aynen böyleydi…

Yani;

Yaylaya ‘göç gidecek’ olan mal-mülkü yerinde olanlar…

Sığırı, koyunu-kuzusu çok olanlar…

Kapısında en az üç-beş camışı ve atı, eşeği katırı bulunanlar; emsalleriyle rekabet halindeydiler…

Yaylaya ne zaman göç edilecek?

Eğer rekabet etmek istediği emsali filan gün gidiyorsa;

Aynı gün yola girilmeyecek…

Koyunlarının başına taktığı çan ve kelekler;

Rakip saydığı filancanın koyununa taktığı çanların armonisinden daha uyumlu ötecek…

İneklerinin, camışlarının ve katırlarının başına bağladığı püsküller, daha şatafatlı olup ve daha süslü görünecek…

Koyun sürüsüne eşlik eden ‘koyun köpeklerinin’ en iri ve en azgın köpeklerin boynuna (başka köpeklerle dalaşırken zarar gelmesin diye) ucu sivri çengeller bağlanacak…

Küçük çocuklar, katırların ve eşeklerin terkisinde gideceği için;

İçinde giderken mışıl-mışıl uyuyacağı ve sepetin içine yerleştirilecek küçük yorganlar dikilip hazırlanacak..

Yaylaya götürülmesi istenen tencere ve tavalar, bakır kaplar en az bir ay önceden kalaycıya verilip kalaylattırılıp hazır olacak…

Küçük çocukların -yaylada giymeleri için- herkes kendi bütçesine göre, don-gömlek, pantolon diktirmesi gerekiyorsa diktirip ve göç günü çocuklarına yeni esbap ve urbalarını giydirecek…

Vesaire vesaire…

Gördüğünüz gibi, belki ‘bayramlar’ için bile bu kadar ön hazırlık yapılmıyor…

Bütün hazırlıklar yapıldığına göre…

Gelelim şimdi göç yapılacak güne…

Keşap ve Giresun merkeze bağlı köyler, bütün ‘yol hazırlıklarını’ yaptıktan sonra, bir gün önceden çoluk-çocuk herkes banyosunu yapar temizlenir…

Yolda yenmesi için sacda pişirilmesi gereken ekmekler pişirilir..

Bol tereyağında tava-tava yufkalar kızartılır…

Yani herkes kendi bütçesine göre yolda yiyecekleri ‘azıklarını’ hazırlarlar…

Fenerlerine gazlarını koyarlar…

Ve kimileri gecenin tam ortasında ve kimileri de, sabaha yakın bir vakitte yola çıkarlar…

Gecenin tam ortasında yola çıkmalarının nedeni;

Hem yolların daha sakin olacağı…

İki günlük yolculukta iki gece handa ve yalda yatmayı azaltıp ve sadece bir gece bir ‘handa’ veya ‘yolda yatmayı’ düşündüğü gibi;

Aynı zamanda ‘arabaların gece yola çıkmadığı’ hesap edilmek zorundadır…

Ve tekrar şu ‘törene gider gibi hazırlanılırdı’ ifadesini bu kez şuna evirmek istiyorum…

Cenikten (köyden) Yaylaya yapılan göçlerde de adeta bir protokol sıralaması vardı…

Ve (doğaçlamada olsa) genellikle şöyle olurdu;

At, katır ve eşekler en önde…

Onun ardında sığırlar ve mandalar…

En arkada da koyun sürüsü yer alırdı…

Ki, büyük ihtimalle koyunlar kuzularıyla ilgilendiği gibi sağa-sola sapma alışkanlıkları çok olduğu için toparlanması zor olduğu için en arka platformda yer alarak yol alırlardı…

Eğer o gün yolda ‘yaylaya göç edenlerin’ sayısı fazlaysa ve birde tomruk kamyonları ve külüstür otobüsler yola çıkmışsa…

Yolculuk en az yarım gün fazladan uzardı…

‘Yolculuk uzardı’ dedikten sonra, bu söze bağlı olarak şunu da belirtmeliyim…

Geçmişte Aksu vadisi üzerinde ‘konaklama’ yapılan ‘Hanlar’ şu yerleşkelerdeydi;

Duroğlu…

(Eski) Yağmurca Yerleşkesi…

Çalca (Çatak Hanı)

Taşlıca (Titirik) Halil Ağanın Hanı (Memiş’in Hanı da deniliyor)

Dereli Nahiye merkezinde;

Orduloğlu Hasan’ın hanı..

Kahveci Osman Tiryaki’nin hanı..

Talip’in hanı…

Ve Samil (Yüce köyünde) bir Han ve birde o köye bağlı Kızılcamaşat denilen mevkide (Alo dayının) Ali Al’ın hanı vardı…

Özetleyerek sonlandıracak olursak;

Ekonomik durumu iyi olan aileler, Cenik’ten-Yayla ya ve Yayladan- Cenik’e yayla göçü yaparken, genellikle Hanlar da konaklarlardı…

Ekonomik durumu iyi olmayanlar ise;

Daha çok yol kenarlarında bir düzlüğe yerleşirler…

Veya da yine yol kenarında bir onmanın içinde ‘kamp kurup’ ve bir çoban ateşi yakar ve çevresine serilen yataklarda uyurlardı…

Ve bu konaklama şekli genellikle;

Cenik’ten-Yaylaya giderken, yaylaya yaklaşılan yerlerde olur…

Yayla’dan-Ceniğe göç ederken ise bunun tam tersi bir şekilde, sahile yaklaşılan yerleşkelerdeki Hanlar da olurdu…

Yoruldunuz mu?

Elbet yorulursunuz…

Gece-gündüz yayla yolunda yürünür de, yorulmaz mı insan…

Bunları anlatırken, ben bile onca yolu yürümüş gibi oldum…

Bir hafta sonraki yöresel bir öyküde bulaşmak üzere;

Hoş kalın,

Hoşça kalın,

Esenlik ve sağlık içinde kalın…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM