Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
HADİ TARİHTEN BİR SAYFA AÇALIM VE İLK KIRTASİYECİMİZİ TANIYALIM
  • 0
  • 169
  • 27 Eylül 2022 Salı
  • +
  • -

Merhaba sevgili dostlar,

Merhaba değerli canlar,

Bugünkü sohbetimiz de sizlere;

İlimizde ilk ‘Kırtasiye Dükkanını’ açan bir ailenin oğlu olan Ahmet Gürel ile yaptığımız bir söyleşiyi paylaşmak istiyorum…

Aslında bu söyleşiyi;

Çok-çok önceleri düşünüyordum ama kısmet bugüneymiş diyelim…

Ancak söyleşiye başlamadan önce sizlere söyleşi yaptığımız ‘İdari Bölümün’ tasvirini yapmak isterim…

Görselde de görüldüğü gibi;

Söyleşi yaptığım Ahmet Gürel’in oturduğu masanın arkasında Atatürk’ün bir fotoğrafı ve hemen onun yanında da babasının küçük bir fotoğrafı bulunuyor…

Oturduğu masanın tam karşısında da (görselde görülmüyor) kendi okuduğu kitapların bulunduğu küçük bir kitaplığı var… (dedikten sonra) şimdi söyleşimize geçebiliriz…

(Söyleşimizi ismimizin baş harflerini kullanarak sürdüreceğim)

Ş.K; Ahmet Bey, kısaca bize kendinizi tanıtır mısınız?

A.G; 1946 Giresun merkez doğumluyum…

Ortaokul mezunuyum…

Süleyman Sudi Gürel’in oğluyum…

Ş.K: Bizim bildiğimiz kadarıyla Giresun’un en eski Kırtasiyecisi sizsiniz…Bu işe ne zaman başladınız?

A.G; Ticaret Odasına kayıtlı olarak 1935 yılında babam Süleyman Sudi Gürel açmış…

Ş.K; Babanızın tahsil düzeyi ne?

A.G; Babam Necati Bey İlkokulundan 3. sınıfta ayrılmış ama hem eski yazı ile ve hem de yeni ‘Latin Harfleriyle’ okur yazardı…

Ş.K; Peki Kırtasiye dükkanında o günün koşullarında daha çok neler satılırmış?

A.G; Babamın ve o günleri yaşayan büyüklerin anlattığına göre her okur-yazarın evinde mutlaka kağıt ve kalem bulunurmuş…

Ve o günün kitap, defter ve kalem, silgi gibi ihtiyaçları satılırmış…

Ş.K; Bu işe siz nasıl başladınız?

A.G; Ben, babama Ortaokul yıllarımda yardım ederek 1960 yılında başladım diyebilirim…

Ş.K; Yani bu hesaba göre tam 62 yıl olmuş…

A.G; Evet, aynen öyle…

Ş.K; Bu 62 yıl içerisinde kim bilir sizin ‘Kırtasiye Dükkanınızdan’ kaç kişi okul ihtiyaçlarını tamamladı? Kaş kişi hikaye ve roman aldı?

A.G; (Tebessüm ederek) Vallahi ne demeli bilmem ki…Yüz bini geçmiştir herhalde… Belki de beş yüz bindir…

Ş.K; Peki, roman ve hikaye satışı üzerinden mukayeseli bir soru soracak olursam; eskiden mi daha çok roman ve hikaye satılırdı, yoksa günümüzde mi?

A.G; Hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim ki, eskiden daha çok satılırdı…

Ş.K; Kitap eskiden daha çok okunurdu yanıtınızdan hareketle sözü tekrar 1935’li yıllara yönelik sormak istiyorum. Babanız ve sizlerde geçmişte Halk Evinin kültür ve sanat çalışmalarına katıldınız mı?

A.G; Doğruyu söylemek gerekirse ben katılmadım ama geçmişte babam katılmış…

Ablam ve kardeşim Fazlı da katıldı ama ben katılamadım…

Ama onların yaptığı etkinliklerin hiçbirisini de kaçırmadım…

Ş.K; Etkinlikler deyince, aklıma şimdi bir başka soru geldi Ahmet ağabeyi…

A.G.; Nedir o?

Ş.K; Gerçekten de siz Giresun’da yapılan etkinliklerin hiçbirisini kaçırmıyorsunuz…

Hangi etkinlik olursa-olsun hepsine katılıyorsunuz…

Üstelik her katıldığınız etkinliğe de mutlaka ‘takım elbise’ giyip ve kravat takarak katılıyorsunuz…

Bu alışkanlığınız nereden ileri geliyor?

A.G; Herhalde anadan-babadan kalma bir alışkanlıktır…

Veya da, geçmişte çevremizdeki büyüklerimizden kazandığımız bir davranış biçimidir…

Çünkü eskiden büyüklerimiz, ister kadın olsun ister erkek, hiçbirisi sinema veya tiyatroya giderken gündelik iş elbiseleriyle gitmezdi…

Herkes, en iyi kıyafetini giyerek giderdi…

Ş.K; Peki, size göre eskiden mi gençlerde daha çok kültür-sanat ve kitap okuma alışkanlığı vardı? Yoksa günümüz gençliğinde mi?

A.G; Vallahi bana göre eskiden daha fazlaydı gibi geliyor bana…

Çünkü, günümüz gençliği daha çok ‘cep telefonu’ oyunlarıyla oyalanıp meşgul oluyor…

Sanırım bundan dolayı da, ülke ve dünya sorunlarıyla yakından fazla ilgilenmiyor diye düşünüyorum…

Ş.K; Ahmet ağabeyi, siz kentte doğup-büyüyen birisi olduğunuz için bizden daha iyi ve sağlıklı gözlem yaparsınız diye düşünüyor ve şu soruyu da sormak istiyorum size;

Ülkemizde yaşanan ‘iç göçler’ nedeniyle, köy kültürü şehirlere gelip yerleşti…

Kent kültürünün şekli ve dokusu değişti mi sizce?

A.G; (samimi tebessümünü öne çıkararak) Değişmez olur mu hocam, tabi ki değişti…

Kent kültürü ortadan kalktı, köy kültürü tamamen kente yerleşti…

Ş.K; Kötü bir şey mi?

A.G; Kötü bir şey değil, köylü kültürünü küçümsemiyorum…

Hatta tüm köylülerimizin de bir an önce kentleşmesini istiyorum…

Yani; köylü kente özenip, üretimin başından ayrılıp gelip kente yerleşeceğine, kent kültürü gelişmiş ve kültür düzeyi yüksek olan ülkelerde olduğu gibi köylere taşınmalı…

Ş.K; Son olarak şöyle bir soruda sormak istiyorum…

Eskiden kutlanan ‘Milli Bayramlarla’ günümüzde kutlanan ‘bayramlar’ arasında da bir farklılık var mı sizce?

A.G; Hem de dağlar kadar fark var…

Üstelik günümüzde ‘bayram’ filan kutlanmıyor ki…

‘Kutlanmış’ gibi yapılıp, geçiştirilmeye çalışılıyor…

Ş.K; Benim sorularımın dışında eklemek istediğiniz bir şey var mı?

A.G; Yok… Sadece teşekkür etmek istiyorum…

Ş.K: Bu güzel söyleşi için bana zaman ayırdığınız için asıl ben size teşekkür ederim Ahmet Ağabeyi…

Evet;

Giresun’un geleneksel kent kültürünü sürdüren ve onu tanıyan herkes tarafından sevilen Ahmet Gürel ile aramızda böyle bir sohbet geçti…

Ve bende bunu siz değerli okurlarım ve dostlarımla paylaşayım istedim…

Hoş kalın…

Hoşça kalalım…

Sağılık ve esenlik içinde olalım…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM