Yıldırım KİREZ
Yıldırım KİREZ
yildirim_kirez@giresungundem.com
Hey gidi ülkem
  • 0
  • 79
  • 05 Temmuz 2021 Pazartesi
  • +
  • -

Birinci dünya şavaşı, Kurtuluş Savaşı, 12 milyon yaşlı, sakat, yetim çocuk ülke kaynakları sömürülmüş, bir ülke ulu Önder Atatürk’ün siyaseti, ikinci dünya savaşının ayak sesleri ile Almanya’dan ülkemize kaçan yahudi, bilim adamı, sanayici girişimciler ile ikinci dünya şavaşından yara almadan kurtulan ülkem Rusya baskısını önlemek için ABD, NATO, ile ittifak yaparak ülkeyi ayakta tutmaya çalışarak yol alsada 1990’lı yıllardan sonra para, insan artık sınır tanımadan dolaşmaya başladığı için ülkem sermaye, insan tarafından istila ediliyor. 250 bin dolara vatandaşlık verilen ülkemin kurucu vatandaşı bankalara bir o kadar borçlu.

Kapitalizm; şavaştırır, silah satar, hasta eder ilaç satar, borçlandırır para satar. Ülkem insanı, idarecileri de kapitalizm düzenine insan toprak taşımaktadır.

Nüfus 83 milyon, 200 milyon turistin doyduğu ülkede, ülkem insanı parası olana tepsi elinde, meze, dolma, yemek taşıyan hizmetli durumundadır.

Halkımın elit kesmi bir şekilde düzenli maaş için devlet kapısına kendini atar iken sanayi, ticaret, esnaf serbest çalışan tamamen yok olmak üzeredir.

Sanayide İsviçreli yüksek mühendis bir amcayla tanıştım. Ne projeler yapmış. Tüneller, köprüler, havaalanları vs…

Senin yaşında oğlum var dedi. O da mühendis mi dedim. Hayır işçi, duvar ustası dedi. Dedim o nasıl oldu, mühendisin oğlu işçi olur mu? Bizde olsa babası döve döve okutur mühendis yapar.

Adam kızdı. Niye öyle diyorsun benim oğlum çok iyi bir duvar ustasıdır. Zorla kötü mühendis olacağına, iyi bir duvar ustası olmasının ne kötülüğü var dedi. Adam gurur duyuyor oğluyla.

Utandım. Utandım çünkü biz toplum olarak buyuz. Böyle yetiştik, yetiştirildik. Bizde kast sistemi var. Mühendisin oğlu gerekirse zorla kötü bir mühendis yapılır, devlete kapağı atar iyi bir duvar ustası olmasına izin verilmez.

Köyde ikamet etme şartları zorlaştırılmakta, babadan kalma evine kendi adına ELEKTİRİK bağlanamayan, hayvancılık, TARIM için yerini koruyamayan durumdadır.

Baba öldüğünde araziyi pay etmek yerine mahkemeye koşan varisler ülkesiyiz. Köydeki baba arazileri  şehirdeki parsel şartlarını taşıması beklenmekte, bu yönde de devlet tarafından çalışma üretilmeyip varisler mağdur edilmektedir. Deniz parselli, yaylalar ipotekli, ormanlar işletmekten yoksun, derelerden çakıl, denizden kum dahi almak mümkün değil.

Bu ülke kaynakları ülke insanından esirgenirken, parası ile ülkemde vatandaş olanlar ülkenin nimetlerini kullanır hale geldi .

Artık ülkemde, ilimde, kitap okumak, tesis yapmak, iş kurmak yerine ülkem insanı meydan okuyarak mı ayakta kalacak .?

Borç, faiz, işsizlik, zamlar, ülkenin belini bükerken eğer şartlar kötü ise fedakarlık hep birlikte yapılmalıdır. Devletten 4-5 maaş alanlar, THY’ye kapağı atanlar, ülkeyi tarihinde görülmemiş şekilde soyanlar gününü gün etmekte, asli  unsur vatandaş intahar etmektedir. Bir soğan soyulurken yaşaran gözler, ülke soyulurken görmeyen gözler açıldığında her şey bitmiş olabilir.

Ülkem İnsanına nadir çözümler sunacak cesaret, hayalleri gerçeğe dönüştürecek uzmanlık ve yenilikçi bakış bizim insanımız genlerinde var.

Bizim Genimizde İYİ’lik var. Gelecek; Gene, aydınlığı ışığı ile Gelecek.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM