Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
KABOTAJ KANUNU VE YOLCU VAPURU
  • 0
  • 141
  • 20 Nisan 2021 Salı
  • +
  • -

Sevgili dostlar,

Değerli canlar,

Denizcilikle ne kadar ilgileniyorsunuz?

Sadece yaz gelince denize girmekle mi yetiniyorsunuz?

Daha doğrusu ‘denizcilik’ konusunda uzaktan-yakından hiç ilginiz var mıdır, yok mudur? onu bilemem ama…

Bugünkü sohbetimiz;

Bundan tam 95 yıl önce çıkarılan ‘Kabotaj Kanunu’ ve bununla ilintili olarak da ‘Yolcu Vapuru’ üzerine sohbet etmek istiyorum sizlerle…

Ve sözü daha fazla uzatmadan da, önce şu ‘Kabotaj Kanununu’ kısa bir özetini yaptıktan sonra ‘Yolcu Vapuruna’ değinmek istiyorum…

Yıl; 1923

Cumhuriyet kurulmuş…

Ve bu yeni kurulan ülkenin tapusunu tüm dünya ülkelerine resmi anlamda onaylatmak için ‘Lozan Anlaşmasına’ oturulmuş…

Görüşülen konulardan birisi de;

Osmanlının ‘duyunu-umumiye’ borcu nedeniyle, denizlerimizde yabancı ülkelere -bol keseden- tanıdığı ayrıcalık…

Yani;

Osmanlı saltanatının uçan kuşa borcu olduğu için, denizlerimiz ‘yol geçen hanı’ gibi…

Kimin girip, kimin çıktığı belli değil…

İşte bu nedenle, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetinin lider kadrosu bu başıbozukluğa bir çekidüzen vermek ister…

Ve uzun müzakerelerden sonra Osmanlının yabancı ülke gemilerine tanıdığı ‘Kabotaj’ ayrılığı kaldırılır…

Ve takvim yaprakları 19 Nisan 1926 tarihini gösterdiğinde;

“Türkiye sınırları içinde var olan deniz ve göllerde, körfezlerde izinsiz yabancı bayraklı gemiler dolaşamaz kanunu çıkarılır.”

Ve 1 Temmuz tarihinde de yürürlüğe sokulur…

(Bu tarihte ‘kabotaj bayramı’ yapmamız bu yüzdendir.)

Kabotaj Kanunu öykümüzün özeti böyle…

Şimdi gel-gelelim şu ‘Vapur Yolculuğu’ hikayesine…

Biz yetmiş yaşın üzerinde olanlar çok-çok daha iyi biliyorlar da…

Onlar kadar olmasa da, bizlerde çok iyi biliyoruz ki;

Bir zamanlar limanlarımıza sadece yük gemileri uğramaz, aynı zamanda ‘yolcu gemileri’ de uğrar ve yolcu getirir-götürürdü..

Örneğin;

Giresun limanına haftada 2 kez ‘Yolcu Vapurunun’ gelip-gittiğine tanık olanlardanız…

Hatta ‘Yolcu Vapurunun’ birisinin adı da; Giresun Yolcu Vapuru idi…

Gurbete gidenler; bu yolcu vapuruyla giderlerdi…

Gurbetteki oğlunun, gelininin yanına gidecek olanlar;

“Acaba koku yapar diye turşu fıçımı alırlar mı-almazlar mı?”

“Götürdüğüm çökelek torbasını kontrol yaparlar mı?” diye tedirgin olmazdı…

Gideceği yere üç günde de varsa…

Limanlara uğraya-uğraya bir haftada da ulaşsa…

Vapurla gidecek olan yolcu bunun hesabını-kitabını yaptığı için hiç rahatsız ve şikayetçi olmazdı…

Üstüne-üstlük;

Trafik kazası tedirginliği yaşamadan..

Yolcu limanlarına uğraya-uğraya…

Mehtaplı gecelerde güverteye çıkıp, gökyüzündeki yıldızların şavkının denizin üzerine düşen manzarasını seyrede-seyrede, azık torbasında götürdüklerini yiye-içe gitmek istedikleri yere ulaşırlardı.

Peki nerde kaldı böylesine güvelik içinde yapılan bu romantik yolculuk?

Çok-çok gerilerde kaldı?

Yani; kaldırıldı…

Şimdi bazılarınız da haklı olarak veya bildiği halde hin-oğlu hinliğe vererek soracaktır;

Niye kaldırıldı?

Neden kaldırıldı? diye…

Ben bu konuda düşündüklerimi birkaç cümleyle söyleyeyim de, eksiklerimi de siz tamamlarsanız…

Efendim;

‘Kara ulaşım araçlarında’ olduğu gibi ‘Deniz Ulaşım Araçları’ öyle kolay-kolay eskimiyor…

Lastik eskitip, lastik patlatmıyor!

Parça kırmıyor..

Eh, bunlar olmayınca da;

Kapitalist sanayi burjuvazisinin işleri yürümüyor…

Daha açık ve dobra dobra söyleyecek olursak;

Kapitalistler ‘parça üreten’ fabrikalarının kapısına kilit mi vursun yani!?

Yavaş yavaş işi tatlıya bağlayıp, özetleyerek sonlandıracak olursak;

Bundan 95 yıl önce, yani 19 Nisan 1926 tarihinde; karasularımızda yabancıların izinsiz ve elini-kolunu sallayarak dolaşmasını önlemek için ‘Kabotaj Kanunu’ çıkardık…

24 Ocak 1980 tarihinden sonra ise -dünyaya açılma adına- serbest piyasa ekonomisi denilen ‘liberal sisteme’ geçiş yapıp, yavaş yavaş, toplumu fazla ürkütmeden ‘kamuya ait’ devlet malların özelleştirip, yerli ve yabancı sermaye babalarına sattık…

Örneğin, bunu istatiksel rakamlarla ifade edecek olursak;

8 bin 333 kilometre kıyı şeridimizde 180 adet liman ve İskele mevcutmuş…

Söylenildiğine göre bu limanlardan 22 önemli limana özelleştirilip, satılarak yabancıların olmuş…

İşte özelleştirilen o limanlar;

Hopa, Rize, Giresun, Trabzon,, Sinop, Antalya, Marmaris, Tekirdağ, Kuşadası, Kemerköy, Dikili, Salıpazarı, Alanya ve Çeşme limanları…

Özetin özeti;

Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili…

Denizleri birbirine bağlayan İstanbul ve Çanakkale Boğazları gibi stratejik öneme sahip ‘Boğazlarımız’ var…

İrili-ufaklı birçok gölümüz var…

Üzerinde kayık ve motor yüzdürülen akarsularımız, ırmaklarımız var…

Ancak, bunların sorumluluğunu müstakil olarak üstlenecek bir ‘Denizcilik Bakanlığımız’ yok…

Sizce üzerinde düşünmeye değmez mi?

Düşünelim o zaman…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM