“KELEBEKLER DE AĞLAR”

“KELEBEKLER DE AĞLAR”

Nimetlerimizin kıymetini anlamak için; illâ yok mu olmalı?

Sahip olduğumuz varlıkların kıymeti; yok olmadan, elden çıkmadan pek anlaşılmıyor…

Neden?.. İllâ yok mu olmalı?..

Elimizdeyken, yanımızdayken sevdiklerimizin, varlıklarımızın kıymetini bilmek mümkün değil midir?

 

***

Mesela, vatanın kıymetini anlamak için; vatanın elden gitmesi mi lazım?

Ya da, vatanında huzur içinde yaşayanlar vatanlarının kıymetini; muhacirler kadar, ülkesi işgal edilmiş, evleri barkları zalimler tarafından yakılmış yıkılmış mazlumlar kadar anlayamazlar mı?

Bir evlat, kız olsun erkek olsun, anne ve babasının kıymetini yetimler ve öksüzler kadar anlayamazlar mı?

Ya da, nur topu gibi evlatları olan anne ve babalar, evlatlarının değerini evlat mahrumu anne ve babalar kadar anlamaları için neyi beklememeleri veya ne yapmaları lazım?

Sahip olduğumuz kıymetlerin değerlerini yok olmadan, elimizden çıkmadan da anlamak mümkün!..

Mesela, vatanımızın kıymetini; vatanını terk etmek zorunda kalmış, ülkemize sığınmış muhacirleri ziyaret ederek, onların hikâyelerini dinleyerek; anlamak mümkün olabilir!

Ana baba, kız erkek mutlu bir aile; birbirlerinin kıymetini yetim ve öksüz çocukları, evladını kaybetmiş anne ve babaların hikâyelerini dinleyerek daha iyi anlamaları mümkün olabilir!

Evet!.. Yetim ve öksüzlere, vatanından mahrum muhacirlere biraz da bu gözle bakalım!

Evlatlarımızı yetim ve öksüz çocuklarla hemdert kılalım!

Onlarla hemdert olmak, kendi değerlerimizin kıymetini daha iyi anlamamıza vesile olacaktır!

Sahi siz hiç muhacirlerin derdini, hikâyesini dinlediniz mi?

Sizin çocuklarınız hiç yetim ve öksüz çocukların hikâyesini dinlediler mi?

Sahi her akşam beraber olduğunuz, sıcak odasında sıcak yemeğini ve çayını kahvesini yudumlayan sizin evlatlarınız, acaba kuru ekmeğe razı, değil sıcak oda, yağmurdan koruyacak bir çadıra bile razı, anne ve babasını kaybetmiş onların şefkatine muhtaç muhacirleri acaba hiç düşünürler mi?

İtiraf edeyim, bugüne kadar ben de düşünmemiştim. Ta ki Gaziantep Nizip Kamp Müdürü Celal Demir Beyin “Mülteci Yüreklerden Yükselen Bir Feryat KELEBEKLER DE AĞLAR” kitabında anadan ve babadan yetim ve öksüz, yetim çocuklarına hem analık ham babalık yapan, kocası da şehit olmuş Müslüman dul bir muhacir hanımın hikâyesini okuyuncaya kadar!

Demek ki anlamak için okumak lazımmış!..

Demek ki muhacirleri anlamak için onların hikâyelerini dinlemek lazımmış!

Demek ki muhacirlerini anlamak için onlarla hemdert olmak lazımmış!

 

Vesselam…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?