Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
KÖYLERDE KIŞIN KEYFİ NASIL SÜRÜLÜR SOĞUKLARIN DEFTERİ NASIL DÜRÜLÜR
  • 0
  • 400
  • 12 Ocak 2023 Perşembe
  • +
  • -

Sevgili dostlar,

Değerli canlar,

Sizlerin de bildiği gibi;

Şu sıralar bazı yörelere lapa lapa kar yağıyor…

Kar yağmayan yöreleri ise kuru soğuk kasıp-kavuruyor…

Eh, soğuk denilince de;

İnsanın aklına ister-istemez evi ısıtacak araçlar geliyor…

Örneğin;

“Kombinin derecesini yükseltirsem ne kadar fatura gelir?”

“Elektrik yöntemiyle çalışan ‘Soba ve Klimalarla’ ısınmaya çalışırsak, ay sonu rakamları kabarık gelen faturalar nasıl ödenir?”

Bunları düşünmeden edemiyor…

Halbuki köylerde öyle mi?

Yaşadığımız yörenin ve bölgenin köylerinde yaşayanlarda Kombiyi az yaktın, çok yaktın hesabı yaparlar mı?

Köylerde yaşadığım ve öğretmenlik yaptığım günlerden anımsıyorum da;

Eskiden köylerde kışın zorluğu kadar, tadı da bir başka olurdu…

Örneğin;

Ekonomik olarak fazla bir sıkıntınız yoksa…

Kurduğunuz sofra çoluğunuzun-çocuğunuz karnını doyuruyorsa…

Kapıda ve Serenti’nizin altında kış-boyu yetecek kadar odununuz varsa…

Ve oturma odasının ortasında gümbür gümbür yanan bir Soba…

Mutfakta gürgen odununun kızıl aleviyle yanan fırınlı bir Kuzine…

Kuzinenin üzerinde bir tencere kaynıyor;

Bu tencerenin içinde -kar altından çıkarılmış- ve içerisine pabuç biber atılmış ‘karalahana çorbası’ pişiriliyor…

Kuzinenin üzerinde sadece çorba pişirilmiyor;

Hemen yan tarafında da ağır ağır pişen bulgur pilavı demleniyor…

Bir başka tarafında güzden toplanıp saklanan kestane kızartılıyor…

Fırınında biraz sonra çıkarılacak olan buram buram buğulayan ve kokusu dışarıya vuran bir tepsi mısır ekmeği pişiyor…

Ve Kuzine Sobanın hizmeti bu kadarla kalmıyor;

Yanan odunların dipte bıraktığı kıpkırmızı kor közler çıkarılıp, bakır bir mangalın içinde saklanıyor…

Ve bu da ayrıca fazlalıktan bir ‘ısınma aracı’ oluyor…

Üstelik sadece ‘ısınma aracı’ olarak kalmıyor;

En güzel ve en leziz şekilde içilmek istenen ‘Türk Kahvesi’ bu söz konusu mangalın közünde demleniyor…

Her neyse geçelim…

Geçelim;

Çünkü az sonra mahalleden sohbet etmeye komşulardan gelecek…

Demli çaylar eşliğinde sohbet edilecek…

Sohbetin ilerleyen bölümlerinde fındık, ceviz gibi çerezler yenecek..

Vesaire, vesaire…

Özetlersek;

Az önce özetleyerek anlatamaya çalıştıklarım, günümüzde de yaşanıyor mu, yaşanmıyor mu? onu pek bilemem ama…

Geçmişte bu anlattıklarımdan daha fazla güzellikler ve özellikler yaşanıyordu kış mevsimlerinde…

Yani;

Ekonomik olarak fazla bir sorunu yoksa…

Muhannete muhtaç olmadan çoluğunun-çocuğunun karnı toksa…

Ve birde -canın yongası olan- beslediği hayvanların yemini otunu verip karnını doyurmuşsa…

Sonra geçip gürül gürül yanan Sobanın veya Kuzinenin karşısına bağdaş-kurup oturmuşsa;

Dışarıda ister zemherinin soğuğu olsun…

İsterse kar-tipi yağarak kıyamet kopsun…

Kışın keyfi böyle sürdürülürdü bir zamanlar bizim köylerimizde…

Ne dersiniz;

Böylesi bir sohbetle (bu anlattıklarımı yaşayanlar için) anılarınızı mı tazeledim?

Yoksa gündelik dertlerinizi mi depreştirdim?

Buyurun;

Şimdi söz sırası sizin…

Bu soğuk sohbetimizin altına şu notu da düşmek istiyorum;

Bugünden sonra günlük ‘sohbet yazılarımı’ ve eşzamanlı olarak Giresun Gündem Gazetesinde yayınlan günlük yazılarımı (yeni bir araştırma çalışması yaptığım için) sadece Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri yazmayı düşünüyorum….

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM