Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
KÜTÜPHANELER HAFTASINI KUTLUYORUZ AMA KİTAPLARIN YANINA YAKLAŞMIYORUZ
  • 0
  • 489
  • 01 Nisan 2020 Çarşamba
  • +
  • -

Merhaba dostlar,
Merhaba değerli canlar,
Hepinize en içten sevgi ve duygularımla cümleten iyi Pazarlar…
İyi tatiller..
İyi dinlenceler..

Sevgili sayfa arkadaşlarım;
Sohbetimizin üst başlığından da tahmin edeceğiniz üzere yine ‘kutlanacak’ bir haftanın içerisine giriyoruz..

Yani diğer ‘özel günlerde’ ve ‘haftaların’ kutlamalarında olduğu gibi -formaliteyi yerine getirmek için- kutlanacak yeni bir haftanın içerisine daha dalıyoruz!

Ve bu ‘kutlanmak’ istenen haftanın adı ise;Kütüphaneler Haftası.
Yani 1964 yılından bu yana her yıl Mart ayının son Pazartesi başlayan ‘Kütüphaneler Haftasını’ bir hafta süslü nutuklar atarak kutlayacağız..
Ve formaliteyi tamamladıktan sonra rafa kaldırıp gelecek yıla kadar unutacağız!

“Unutuyoruz” sözünü bile bile ve inanarak kullanıyorum…
Çünkü; (belki inanamayacaksınız bana ama) biz neyin haftasını kutluyorsak; onun tersini yapıyoruz…

Yani daha açık ve daha anlaşılır bir dille ifade edecek olursam; Kütüphaneler Haftası kutluyorsak, kitap okumuyoruz demektir..

Üstelik bunu salt ben söylemiyorum..
İstatistik kurumlarının yaptığı anketlerde böyle söylüyor..

Ne mi söylüyor?
Eğer böyle bir soru soruyorsanız; unutmadan ve güme gitmeden hemen yanıtlayalım…
Dünyanın en güvenilir İstatistik Kurumlarının yaptığı ölçümlerden birkaç örnek verecek olursak, şöyle diyor istatistikler;

Japonya’da 1 kişi yılda 25 kitap okurken, Türkiye’de 6 kişi ancak bir kitap okuyormuş…

Örneğin yine Japonya’da kişi başına düşen kitap sayısı 25 ikan, Türkiye’de 12 bin kişiye sadece 1 kitap düşüyormuş.

Japonya’da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılırken, Türkiye’de ise (Japonya’nın küsuratı kadar bile değil) sadece 23 milyon kitap baskısı yapılırmış…

Hatta uzak/doğu ülkesi Japonya’yı bir tarafa bırakıp, bize komşu ve en yakın Azerbaycan’ı örnek verelim isterseniz..

7-8 milyon nüfusa sahip Azerbaycan’da ortalama bir kitabın ilk baskısı 100 bin dolaylarında iken, 82 milyonluk Türkiye’de bu rakam sadece 2 ve 3 bin eksenlerinde dolaşıyor…

Sözü daha fazla uzatmadan şu şekilde özetleyecek olursak ve yine Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporunun verilerine göre konuşacak olursk; Türkiye -kitap okuma alışkanlığında- Malezya, Ermenistan ve Libya gibi ülkelerin bile arkasından nal toplarmışız!
Yani 173 ülke içinde 86. sıradaymışız…

Peki biz nasıl geldik bu duruma?
Hangi değerlerimizi yitirerek geldik?
Azda olsa kitap okuma alışkanlığımız vardı, bunu nasıl oldu da yitirdik?

İsterseniz kısa bir özette bunun için geçelim;
Sahiden de bundan yaklaşık 40-50 yıl önce azda olsa kitap okuma alışkanlığı vardı…
Hatta (yaşı 40 altında olanlar bilmezler) kitap okumayanlar yadırganırdı…
“Kitap okumuyorsun, aylak aylak geziyorsun” diye ayıplanırdı.
E, peki nasıl oldu da bu alışkanlıklar ortadan kalktı?

Hemen söyleyelim;
Asken muhtıralar ve faşist darbe yapanlar önce kitap okuyanları kitaplarıyla birlikte tutuklayıp içeriye tıktı…

Topladıkları kitaplara, dergilere kelepçe taktı!
Kitap okumaya niyetli olanlara da ibret olsun dile topladıkları kitapları meydanlarda üzerine gaz, benzin döküp cayır cayır yaktı…

Hatta yakamadığı kitapları daha sonra kamyonlara yükleyip SEKA Kağıt fabrikalarına götürerek ‘kağıt hamuru’ mayası yaptırdı..

Yani kitap okuyanların da, okumayanların da üzerinde öylesine bir korku yarattı ve öylesine anlaşılmaz korkular yarattı ki; kitap ateşli silahlardan daha korkulu bir araç sayıldı..

Hatta süreç içerisinde korku-korkuyu öylesine tetikledi, öylesine tetikledi ki; “Kitap Okuma” suçların en büyüğü sayıldı…

Ve anneler-babalar bile en çok güvendikleri çocuklarına: “Aman oğlum sakın kitap okuma, başına dert açarsın” demeye başladı.

Hatta ve hatta bazıları kitap okuyanları aşağılamak için; “Şuna bak, gösteriş için kitap okuyor” diye ayıplamaya başladı…

Peki ülkemizde durum bu kadar kötü ve hiç mi kitap okunmuyor? diye soranlara da; olsa-olsa yanıtımız şöyle olabilir;
“Okunuyor, okunmaz olur mu?”

Okunuyor okunmasına da, ancak okuyucunun seçme hakkı fazla olmuyor!..
Gönlüne göre ve özgürce kitap seçenler yine yadırganıyor…
Yönetsel erk yağcıları ve yağdanlıkları tarafından (bilinçli veya bilinçsiz) yine ayıplanıyor…
Ve şöyle tavsiyelerde bulunuluyor;

“Her önüne gelen kitabı okuma evladım”
“Hele hele kırmızı kapaklı kitapları hiç okuma!”
“Okuyacaksan, efendilerimizin tavsiye ettiği eserleri ve dergileri oku.”
“Okuyacaksan sadece dini kitapları oku!”
Vesaire, vesaire…
Bu ve buna benzer ucuz tarifelerle yol alıp gidiyoruz!

Biliyorum (bu sayfanın müdavimleri ) kitap konusunda rahatsız olmazlar ama belki ilk kez bu sayfanın ‘sohbet konuğu’ olanlar belki uzun sohbetlerden rahatsız olurlar kuşkusuyla ve onları da daha fazla ürkütmeden, sohbetimizi özetleyerek şu başlıklarla sonlandıralım…

Bu hafta ‘Kütüphaneler Haftasına’ giriyoruz…
Corona Virüsü nedeniyle ‘Kutlama etkinlikleri’ yapılacak mı veya yapılmayacak mı heniz bilmiyoruz…
Çünkü bizlerde evlerimizden dışarı çıkmayarak kurallara riayet ediyoruz…
Ve bu ‘dışarıya çıkmamayı’da elimizden geldiği kadar bir fırsata dönüştürüp kitap okuyoruz…

Ama çok iyi biliyorum ki; ‘evlerden dışarı çıkmayın’ kararına ani ve apansız yakalananların belki evlerinde okuyacak kitapları yoktur diye düşünüyorum…
Ve şöyle bir öneride bulunuyorum;

Bulunduğumuz ili ve kasabayı yönetenler ve kitapla ilgilenen Birimler (bir yolunu bulup) evde kitap okumak isteyenlere kitap ulaştırmayı düşünsün…
(ama onların keyfiyetine göre değil okuyucunun istediği kitabı)

Fena mı olur?
Hiçte fena olmaz…
Hatta ‘kütüphaneler Haftası’ bu hizmetlerle vücut bulur…

Ovidius diyor ki;
“Gençliğini kitaplarla beslemeyen ulusların sonu kötüdür.”

O zaman bu güzel sözden hareketle (bizleri vazgeçtim) bizden sonrakilerin sonu kötü olmaması için yeniden bir ‘kitap okuma’ seferberliği başlatalım…

Hatta şu sıralar okuduğumuz kitapların adını söyleyelim veya bu (sayfa üzerinden de olsa) birbirine okuduğu kitabın adını yazarak söylesin de belki bu şekilde bir kampanya başlatmış oluruz.

Örneğin ben şu elimde okuduğum kitabın adını açıklıyorum;
Hugo Martung’un HER DEVRİN ADAMI kitabını okuyorum…

Buyurun…
Şimdi söz sırası sizin…
Bu konuda siz ne söyleyeceksiniz bakalım…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM