Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
O BÜYÜK BİR DEVRİMCİYDİ GENÇLİĞE ÇOK GÜVENİRDİ
  • 0
  • 123
  • 18 Mayıs 2021 Salı
  • +
  • -

İşte gençler için söyledikleri;

“Bütün ümidim gençliktedir…

Ve kendisi asker kökenli olmasına rağmen;

Kurduğu cumhuriyeti askerlere ve polislere değil…

Arkadan gelen gençlere emanet etti…

Aklın ve bilimin yolunda yürüyeceğine inandığı gençler için ise bu konuda şöyle dedi;

“Milletin bağrından temiz bir kuşak yetişiyor.

Bu eseri onlara bırakacağım ve gözüm arkada kalmayacak.” diyordu…

Ve gençlere 19 Mayıs tarihini;

“Gençlik ve Spor bayramı” olarak kutlanmasını istiyor ve bu konuda da şöyle diyordu;

“Rica ile merhamet dilenmekle bir millet ve devletin şeref ve istiklali kurtarılmaz..

Türk milleti gelecek nesiller için bunu unutmamalıdır.

19 Mayıs güven, sevinç hareket günüdür.” diye de ekliyordu…

Peki, 1927 yılında yaptığı ‘Gençliğe Hitabe’ isimli konuşmasında ne diyordu?

(Elimden geldiğince günümüz Türkçesiyle sadeleştirerek ve birde metnin tamamını değil, önemli yerlerini seçki yaparak veriyorum;)

“Ey Türk Gençliği!

Birinci görevin, Türkiye’nin bağımsızlığını, Türkiye Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”

(Atlıyorum)

Bağımsızlığına ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir kuvvetin temsilcileri olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş,

Bütün orduları dağıtılmış,

Ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir…

Bütün bunların ötesinde daha kötüsü, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar duyarsız, gaflet ve ihanet içinde bulunabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri;

Şahsi menfaatlerini, siyasi emelleri doğrultusunda kullanabilirler.

Millet yoksul, harap ve yorgun düşmüş olabilir..

Ey Türkiye bağımsızlığının evladı!

İşte bu en kötü durumda bile görevin;

Türkiye’nin bağımsızlığını ve Cumhuriyeti kurtarmaktır…

Muhtaç olduğun güç; damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” der…

Ve sanırım şimdi bize de şunları düşünmek düşer;

“Bağımsızlığımı ortadan kaldırmak isteyen düşmanlarınım cebren olmasa da, çeşitli yöntemlerle yurdumuza girmiş midir?”

Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Fabrikalar’ için söylediği;

“Her fabrika bir Kale’dir” dediği ‘Kaleleri’ bir şekilde zaptedip ele geçirmişler midir?”

“İktidara sahip olanlar, kendi çıkarlarını gözetmiş ve milleti yoksul ve yorgun duruma düşürmüş müdür?”

Vesaire, vesaire…

Atatürk’ün gençler için söylediği sözler bu kadar mı?

Hiç bu kadar olur mu; daha onlarca söylediği söz var da, ben şimdi kısaca Bursa Nutkundan da kısa bir özet yapmak istiyorum…

Daha doğrusu Bursa Nutku dediğimiz konuşmayı yapmasının nedeni neydi kısa ondan da birkaç söz edelim…

Bursa’da Türkçe ezan okunmasına karşı bir protesto gerçekleşmesi üzerine şehre giden Mustafa Kemal Atatürk’ün, kendisi ve heyeti için 6 Şubat 1933 akşamı verilen yemek sırasında yaptığı bir konuşmadır ve şöyledir;

Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” diyecektir…

Son söz;

Yarın 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı…

Eskiden büyük coşkularla yapılan bayramları son yıllarda bir bahane ileri sürüp kutlayamıyoruz…

Gençlerimizi eskiden olduğu gibi 19 Mayıslarda alkışlayamıyoruz.

Belki bu sohbet yazısını (tesadüfen de olsa) rastlayıp okuyan birisi olurda…

Atatürk’ün kendilerine nasıl güvendiğini ve hangi gözle baktığını okurlar ve birbirlerine anlatırlar…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM