OKUSAL AYRILIK GEREKÇESİNİ ANLATTI

OKUSAL AYRILIK GEREKÇESİNİ ANLATTI

DEVA Partisi’nde ki görevinden ayrılan Kurucu İl Başkanı Özgür Okusal ,Genel Başkan Ali Babacan ile aralarında bir sorun olmadığını ,yasal bir engel nedeniyle görevi bıraktığını açıkladı

Okusal, “İki yıl önce DEVA PARTİSİ kurucu il başkanı olarak başladığım görevimdem YASAL ZORUNLULUK nedeni ile istifa ettim.

Bu iki yıl süre içinde geneli birbirini tanımayan,ülkesinin müferrih yarınları için bir araya gelen çok değerli insanlar ile, il ve merkez ilçe olarak 10 ayrı ilçede teşkilatlarımızı kurduk. Zamanla bir aile bilinci ile, ülkemiz geleceği için siyasi ideolojik düşüncelerimizden sıyrılarak her platformda Giresunumuzu karış karış gezerek DEVA PARTİMİZ için gece gündüz, yağmur, çamur demeden çalıştık.”dedi

Okusal şu noktalara dikkat çekti

“Geçen iki yıl sonunda, 2013 yılında yaşadığım

talihsiz bir olay nedeni ile almış olduğum ceza nedeni ile siyasi yasaklı duruma düştüm ve partimdeki görevimden ayrılmak zorunda kaldım.Kamuoyunda, görevi bırakmamın Genel Merkez tarafından istendiği, bunun sonucunda partime küskün olduğum veya küsmüş olacağım görüşü hakim olmuş.Bizzat arayanlara izah ediyorum ama kamuoyuna durumu anlatmam için bu yazıyı yazmam şart olmuştur.

Partimiz politikalarına ve liderimiz ALİ BABACAN’a inanarak çıkmış olduğum bu yolda ilk günkü heyecanım ve inancım devam etmektedir.Beni seven ve inanan insanlarında ayni şekilde yolumuza devam etmesini sizlerden istirham ediyorum.

DEVA PARTİSİ, 81 il ve 700 ilçe merkezinde teşkilatlanmış, şu an 150 binden fazla üyesi bir partidir. Doğal olarakta her siyasi ideolojiden, her yaşam tarzına sahip insanları bünyesinde bulunmaktadır. Bazı basın yayın organları ve tweter mecrasında, Fetöcülerin baskısının ve Kürt milliyetçilerinin görevden alınmama neden olduğu iddia edilmekte olsada iddialar asılsızdır.Partimizi yıpratmaya yönelik söylemlerdir.

İki yıldır özveri ile çalışarak, beni yanlız bırakmayan tüm Giresun DEVA PARTİSİ yönetim kurulu üyelerime, 900 küsür DEVA PARTİSİ üye ve binlerce DEVA gönüllüsü Giresunlu hemşehrime teşekkürü borç bilirim.

Görevler gelip geçici olup, asıl olan geride başarılı ve güzel bir geçmiş bırakabilmektir. Bu duygu ve düşünceler ile yeni atanan il başkanımız Sn.Murat Uçar’a başarılar diler, benden aldığı bayrağı DEVA PARTİSİ adına daha ilerilere taşıyacağını umut ederim.

Saygılarımla kamuoyuna duyurulur..Haber:Hakan Çelebi

Sosyal Medyada Paylaşın:

5 yorum

  1. GİRESUN’DA FINDIK FESTİVALİ NEDEN YAPILMIYOR?

    Yeşili ve Mavisi ile yaylaları, doğal güzellikleriyle, saymakla bitmeyen özelliklere sahip Güzel şehrimiz Giresun’umuz özel tarımsal gıda ürünleriyle de damak tadına hitap etmektedir. Şehrimizin daha da gelişmesi ile ilgili tarafımdan yazılan makalelerle gündeme getirilmiş ve ilgili birimlere gönderilmiştir. Bu yazımda ise FINDIĞIN BAŞKENTİ olarak sürekli anlatılan, yazılan ve Panolaştırılan ancak uzun yıllara rağmen fındığımızla ilgili Uluslararası bir FINDIK FESTİVALİ düzenlememizin artık zamanının geldiğini ve hatta geçtiğini vurgulamak istiyorum. Kalitesini Dünya’ya kanıtlamış ,şehrimize önemli bir ekonomik girdi sağlayan fındığımıza yeterince gereken özen gösteriyor muyuz? Zaman zaman Ordu fındığı ile karşılaştırılmaya çalışılarak adeta FINDIĞIN BAŞKENTİ’Nİ Ordu ili ilgilileri kanalıyla sahip çıkmaya çalıştığına şahit oluyoruz. Kaliteli Giresun Fındığı olmasına rağmen Çikolata fabrikasının Ordu da açılması gibi örneklerini de görüyoruz. Bu güzel şehrimizin daha da gelişmesi ve hak ettiği yere gelebilmesi için her konuda şehrimize ve ürünlerine sahip çıkmamız gerektiğine inanıyorum. Bu inançla Fındığımızı Tüm Ülke ve Dünya’ya tanıtıp ekonomik ve gelişim yollarını açmak gerektiğini düşünüyor , bunun da her yıl yapılacak Uluslararası Festivallerle desteklenmesinin yararlı olacağını değerlendiriyorum. Bu maksatla da Festivaller konusunda ve neden Festival olması gerekliliği üzerinde durduğumu da açıklamaya çalışmak istiyorum.
    Festival, genel olarak yerel bir kuruluş tarafından belirlenmiş ve geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, yapıldığı yörenin imgesi hâline gelmiş etkinlikler bütünüdür.
    Festival kelimesi,
    – Dönemi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı veya niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan gösteridir.
    – Bir bölgenin en ünlü ürünü için yapılan tanıtım, gösteri, ticaret ve şenlik anlamına gelmektedir.
    Festivaller, dönemsel olarak yapılan, zamanı, yeri, konusu önceden belirlenmiş etkinlikler olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde, festivaller sadece ulusal ve uluslararası turizmin gelişmesine değil, aynı zamanda iç turizmin gelişmesine de katkıda bulunmaktadır. Festivaller ayrıca, ziyaretçilere ziyaret edilen bölgeler hakkında bilgi sahibi olma, farklı kültürler hakkında bilgi sahibi olma ve farklı yaşam tarzlarına sahip insanlarla tanışma gibi sosyal faydalar için de yeni olanaklar sunmaktadır. Bununla beraber festivaller, gerçekleştirildiği bölgeye turist çekmekte, konaklama ve yiyecek-içecek işletmeleri açısından talep oluşturmakta, bölgede istihdam olanakları oluşturmakta, bölgenin imajına olumlu etkiler sağlamakta, yerel ürünlere olan ilgiyi arttırmakta, turist kalış sürelerini uzatabilmekte, kültürel gelişim sağlamakta ve yöre insanının yaşam kalitesini arttırmaktadır
    Festivallere katılım amaçlı gelen turistler, festival harcamalarının yanı sıra seyahat, konaklama, mal ve hizmet satın alma için harcama yapmakta ve bu harcamalar festivallerin ekonomik etkilerinin önemini göstermektedir. Festivaller, bölgenin/şehrin ulusal ve uluslararası alanda tanıtılmasını ve olumlu bir imaj geliştirmesini sağlayarak, pazarlama, ekonomik yararlarını da ortaya koymaktadır.
    Festivaller, turizm endüstrisinde de önemli bir rol oynamaktadır. Öncelikle, Festivaller, katılımcılar için hatıralar oluşturmakta ve günlük deneyimin dışında aktiviteler sağlamaktadır.
    Diğeri ise, festivaller bir Şehir, bölge veya ülkedeki yerel topluluk için ekonomik bir gelir faktörüdür. Bir festivalin ziyaretçileri, konaklama yapmakta, restoranlarda yemek yemekte, grup içi etkinliklere katılmakta, yöresel ürün tanıtım ve pazarlama işlevini yerine getirmekte ayrıca şehrin/bölgenin özelliklerine uygun hediyelik eşya satın almaktadır. Bu durumun bir sonucu olarak, para girişi olmakta, iş üretilmekte ve yerel ekonomiyi teşvik etmektedir.
    Buradan yola çıkarak Yiyecek-içecek festivalleri, hem gerçekleştirildiği bölgedeki katılımcılara hem de bölge dışından gelen katılımcılara sahip olunan yöresel ürünlerin, gelenek ve göreneklerin tanıtılması amacıyla düzenlenmektedir. Bu festivallerde ön planda yer alan unsur yöreye ait yiyecek-içecekler olmakta ve bunlarla ilgili aktiviteler yapılmaktadır. Ayrıca gerçekleştirildiği Şehrin/ bölgenin ekonomisine önemli katkılar sağlamakta ve bölgenin tanıtım ve imajına olumlu bir katkı sağlamaktadır.Yöreye ait ürünlerin kendine özgü olması, belli bir kültürle özdeşleşmiş olması ve belli bir tarihe sahip olması bu ürünleri cazip kılarak satışını etkilemektedir Yiyecek-içecek festivali katılımcıları, festival kapsamındaki yöreye ait özel tatları denemek amacıyla katılım gösterecek ve bu tatların tanıtımını/yayılımını da kendiliğinden üstenerek reklam ve pazarlama faaliyetlerinde yerlerini alacaklardır.

    Ayni zaman da Festivaller Turistik tüketime dahil olan mal, hizmet veya fayda sağlayan her şey turistik ürün tanımlarına konu olacaktır. Turistik ürünler; dağlar, denizler ve mimari açıdan öneme sahip binalar, müzeler olan sabit çekicilikler , konserler ve sergiler gibi belirli bir süre zarfında konaklama, ulaşım, yiyecek-içecek ve eğlence unsurlarının bileşimi de şehrin tanıtım, ürün pazarlama ve ekonomisine katkı olarak geri dönecektir.
    Festivallerin bulunulan şehir/bölge üzerindeki çevresel etkileri ise çevreye olan katkıları açısından aşağıda belirtilen faktörlerde göz önüne alınır.
    • Çevrenin görsel olarak düzenlenmesi
    • Artan çevre koruma bilinci
    • Alt yapının gelişmesi veya yenilenmesi
    • Ulaşım ve haberleşme olanaklarının artması
    • Bölgenin planlı bir şekilde yenilenmesi
    Festivallerin ayrıca sosyal, kültürel, fiziksel, çevresel, ekonomik ve pazarlama açısından önemli etkileri bulunmaktadır
    Sosyo- Kültürel alanda
    • Paylaşılan ortak deneyimler
    • Geleneklerin güçlendirilmesi
    • Toplumsal gururun artması
    • Toplumsal katılımın artması
    • Yeni fikirlerin tanıtılması
    • Kültürel bakış açılarının genişletilmesi
    Fiziksel ve Çevresel
    • Çevrenin vitrinlenmesi
    • Uygulanabilir en iyi modellerin sunulması
    • Çevre bilincinin arttırılması
    • Alt yapı sisteminin miras olarak kalması
    • Ulaşım ve iletişim sistemlerinin geliştirilmesi
    • Kentsel dönüşüm
    Politik
    • Uluslararası prestij
    • Gelişmiş profil
    • Yatırımların tanıtılması
    • Karşılıklı sosyal destek
    • Yönetimsel beceri gelişimi
    Turizm ve Ekonomik
    • Bölgenin tanıtımı ve talep artışı
    • Ziyaretçi kalış süresinin uzatılması
    • Düşük sezonda ziyaretçi çekmesi
    • Turizmi çeşitlendirmesi
    • Gelir artışı
    • Vergi geliri artışı
    • İstihdam oluşturma
    Gerek bölge insanına gerek bölgeye, sosyo-kültürel, fiziksel ve çevresel, politik, turizm ve ekonomik olarak çok fazla yarar sağlamaktadır

    Bütün bu değerlendirmelerden sonra ülkemizde Ürününü/ bölgesini tanıtmak ,yaymak, pazarlamak ve ekonomik değer elde etmek amacıyla Festival düzenleyen illeri ve ürünleri örnek olarak görelim.
    •Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı, Nisan, Adana
    •Uluslararası Urla Enginar Festivali, Nisan, Urla, İzmir
    •Tekirdağ Kiraz Festivali, Mayıs – Haziran, Tekirdağ (Giresun adı Kirazdan gelmiyor mu?)
    •Bayındır Uluslararası Çiçek Festivali (5-8 Mayıs)
    •Bodrum Acı Ot Festivali (12-13 Mart)
    •Bağbozumu Festivali. …(Manisa)
    •Mut Karacaoğlan Kayısı Kültür ve Sanat Festivali. …
    •Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali. …
    •Yeşil İhsaniye Elma Festivali. …
    •Beypazarı Havuç Festivali. …
    •Diyarbakır Karpuz Festivali
    Bu listeye bakınca Giresun’umuz kalite çeşitliliği kesinleşmiş ürünleriyle burada yerini neden alamamıştır? Oysa en önemli gelir kaynağı olan Giresun Fındığının özellikleri ve faydaları ortadayken hala gereken önemin verilmemesi anlaşılamamaktadır.
    Giresun Fındığının Özellikleri
    •Besleyici bir yemiş olan fındık, yararlı yağlar, demir, potasyum, kalsiyum ve çinko bakımından zengin olup, B ve C vitaminlerini içerir.
    •İçeriğinde E vitamini ve omega 3 barındırmaktadır.
    •Yapısı bakımından tombul bir şekli vardır.
    •Yağlı ve lezzetlidir.
    •Kavrulduğunda yağ miktarı dışarı çıkar ve fındığı daha lezzetli hale getirir.
    Doğal Giresun Fındığının Faydaları:
    •Bir avuç doğal fındık, vücudun gün içerisinde ihtiyaç duyduğu tüm proteinleri karşılar.
    •Fındık, kalp ve damar sağlığı açısından önemlidir.
    •İçerdiği A ve E vitaminleri sayesinde cildi korur ve erken yaşlanmayı engelleyebilir.
    •Fındık genellikle çiğ ve kavrulmuş olarak yenilebilir tüketilir.
    •Hamur işleri, tatlı ve çikolataların vazgeçilmez girdisidir.
    Sarımsak denilince hemen akla Kastamonu, Karpuz denilince Diyarbakır, Mesir Macunu denilince hemen akla Manisa vb. algılara yerleşmiş ürün ve bölgeler gelirken bizim fındığımız Ordu Fındığı ile Giresun Fındığı arasında bir türlü yerini bulamamıştır.
    Hem bölgemizin hem şehrimizin her yönüyle tanıtılıp gelişmişliğini sağlayarak ekonomik olarak da yaşama değer katmasına FINDIK FESTİVALİ’nin biran önce gündeme getirilerek uygulanmasının yarar sağlayacağını ümit ediyorum.

    Hasan ÖZGEN
    GİRESUN
    28.05.2022

  2. GİRESUN’DA MOBİL SATICILAR

    Giresun’umuzun çok güzel yapılarından bir tanesi de mevsimine uygun organik yiyeceklerin sergilenmesidir.Kışın,baharın,yazın sonbaharın geldiğini bu köy ürünlerimize bakarak öğreniriz.Mantar zamanı,fasulye zamanı,pancar zamanı,çilek,armut,kiraz zamanı gibi sıralanırlar adeta. Zamanı gelince her gün el arabalarında,pazarlarda,emeği geçen eli öpülesi köylü vatandaşlarımızın açtığı sergilerde.Hepsi tazedir,mevsimliktir,yeni alınmıştır tarladan,bahçeden,ağaçtan.Kimi yayladan gelmiştir,kimi ait olduğu tanındığı yöreden.Öğlesine temizdirler ki hile katılmamıştır saflıklarına. Sayelerinde Giresun halkı da mevsimine göre beslenerek uzun yaşarlar şehirlerinde.Büyük şehirlerde bu ürünlere ulaşabilmek hem pahalıya,hem Pazar zamanını beklemeye hem de güven duyulmak için hayli çabaya ihtiyaç duyarlar.Bu gözle bakıldığında Giresun şanslı iller arasında görülebilir.
    Ancak soğuk, yağmurlu güneşli günler, açık hava,zabıta ,büyük market önlerinden kovulmaları gibi her türlü zorluğa rağmen elindeki bu güzelim ürünleri ekmek parası için satmaya çalışan, özelliklede bayanlardan oluşan bu mobil satıcılarımızın bulunduğu durumu ele aldığımda ise yürekler acısı manzaranın bizi beklediği gerçeği ile karşılaştım.Şehrimiz Giresun’un Merkez P.T.T binası köşesindeki yolu,Yeniyoldaki Çotanak İlkokulu karşısındaki kaldırımı,Sokak başı pazarını,G CITY kenar kaldırımı,balık pazarı karşısındaki kaldırımı,p.tesi pazarını vb.gibi şehir içinde birçok kaldırım ve köşe başlarında görürüz onları.Ben onlara bu yönüyle mobil satıcılar diyorum.Tek düşünceleri vardır onların.Ellerindeki ürünleri biran önce bitirip köylerine dönmek.Köyündeki tarla,bahçe,hayvan,ev işleri ve ertesi günün hazırlığını yapmak.Biran kendimi onların yerine koyarak empati yapmaya çalıştım.Ellerimle yetiştirdiğim ,yaptığım ürünlerimi aile geçimi,ekmek parası için yağmurda sırılsıklam olduğumu,güneşin altında kendimin rahatsızlandığımı ve ürünlerimin bozulduğunu,karda şehre gelmek,satacak yer bulmak,ürünü ve kendini korumaya çalıştığımı,zabıta ve market önlerinden kovalandığımı düşündükçe son derece rahatsız oldum.Bazen de bakacak kimseleri olmadığından bırakamadıkları çocuklarını da yanına alarak bu problemleri onlarla beraber yaşamanın çok kolay olmadığını görüyorsunuz.Bizler bu taze ve organik ürünleri tüketmeye çalışırken, onların tüm bu zorluklara rağmen bize sunmaya çalıştıkları bu gayretleri, niçin yaptıklarını anlamak hiçte zor olmasa gerek diye düşündüm.
    Mobil satıcılarımızın şehrimize sundukları bu güzelim hizmetleri ve sorunlarını karşılaştırdığımda sorun alanları ile çözüm alanlarını beraber değerlendirerek ele alınmasının daha insanca ,daha medeni ve hoşgörülü olunabileceği kanaatine vardım.Ayrıca çözüm yolları insani ve şekli ele alındığında şehrimizin de görüntüsünün estetik alanda değişebileceği,problemleri en aza indirebileceği daha huzurlu ve sorunsuz bir yaşam alanı yaratma gayretleri ile olabileceğini görüyorum.Başka il ve ilçelerde gördüğümüz mevsim şartlarına uygun semt köy Pazar yerleri,köy satış kooperatifleri gibi kurulu sistemlerle hem üretici yönünden hem de tüketici yönünden hijyenik, kontrollü ve insanca alış-veriş alanlarının yaratılmasının mümkün olabileceğini düşünüyorum.
    Gülün güzellikleri ve kokusu içinde elinize aldığınızda dikenleri varlıklarını acıtarak hissettirirler.Ancak güzel ambalajlanmış bir gül demeti ise size her alanda sevgi ve güzelliklerini sunarken dikenlerini bir daha batırmamak için saklarlar.Asıl olan faydalı olabilecek tüm varlıkların uyum,huzur ,sağlıklı ve mutlu bir şekilde beraberce yaşamalarıdır.Tüm iletişimde esas olan alış-veriş değil veriş- alıştır.Bumerangınızı nasıl atarsanız size o şekilde geri döneceği unutulmamalıdır.Ayni şehirde hep beraber yaşayan insanlar olarak en iyi şeyleri hak ettiğimiz inancıyla sorunsuz paylaşımlar diliyorum.

    Hasan ÖZGEN GİRESUN

  3. GİRESUN VE ŞEHİRLEŞME

    Gözlerinizi kapatın ve içinde mutlu, huzurlu, gönlünüze göre bir şehir, bir yaşam alanı düşünün, hayal edin. İçinde nelerin nasıl olmasını istediğinizi beyninizden, içinizden sakin sakin ve dürüstçe geçirin. Acı tatlı anılarınız mı, çocukluğunuz mu, arkadaş, komşu ve dostluğunuz mu, okul anılarınız mı, sokak muhabbetleri mi, tüm el maharetlerinin hoyratça serildiği paylaşıldığı adeta sanata dönüşen hediyelikler mi, sokakta el ele paylaşılan sokak oyunları mı, bayramlarda bizleri bekleyen sürprizler mi, büyüklerle paylaşılan anıya dönüşen hikayecikler mi, bize sunulan o güzelim değerler mi velhasıl yaşam boyunca deneyime dönüşen saymakla bitiremeyeceğimiz mutlulukla aktarabileceğiniz tüm anılarınız olsun içinde. Kim bilir ne kadar zamanınızı alacaktır bilinmez değil mi?
    Şimdi açabilirsiniz gözlerinizi neler görüyorsunuz? Biraz evvel hissettiklerinizin aynisini görebiliyor musunuz? Yoksa birden bire hayal kırıklığına mı uğruyorsunuz? Acaba iyilik yapalım, gelişelim derken bizlere sorulmadan tepeden inme yapılan şehirleşmeler yoksa bu tüm güzel duygularımızı da alıp götürdü mü?
    Bu iki değerlendirmeden sonra insanların yaşadığı denizi, tarihi dokusu, sosyal imkanları vs. olmayan bir şehirde mi yaşamak isterdiniz yoksa insanların içerikten yoksun olduğu, dostluk, kardeşlik, yardımseverlik gibi hasletleri olmayanların yaşadığı bir maddi güzellikler şehrinde mi yada her iki güzel hasletlerin olduğu tüm güzelliklerin iç içe yaşandığı bir şehirde mi ikamet etmek isterdiniz? Esas olanın ise şehrinizin en önemli özelliğinin size ait olduğunu ve sizin izlerinizi yaşatıyor olduğunu fark etmeniz olacaktır.
    Buradan yola çıkarak bir şehri gerçekten şehir yapan, değerli kılan, etkileyen, markalaştıran, tanıtan, içinde yaşayanlara huzur ve mutluluğu tattıran, içinde yaşamaktan gurur duyan, dışardan gelecek misafirlere örnek olan, hayranlık ve iz bırakan, akıllarına unutamayacakları güzellik ve anıları kazıyan, etkileyen özelliklerin bulunmasıdır.
    Giresun’u da bu yönleriyle diğer şehirlerden ayıran hatta daha da iyi atılımlar sunacak, markalaştıracak olan bir yapı içerisinde özelliklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Aşağıda örnekleme olarak sayılmaya çalışılan özelliklerden istifade ile Giresun’umuz için ihtiyaç ve kaynaklar göz önüne alınıp öncelik sırası belirlenerek uygulamaya geçilmesinin tam zamanının geldiğini düşünüyorum.
    •Tarihi
    •Kültürü
    •Coğrafi yapısı
    •İklimi
    •Yemekleri
    •Gelenekleri
    •İnsanları
    •Özel tarım ürünleri (Fındık, kiraz, taflan, ısırgan, kazayağı, galdirik vb.)
    •Turizm alanları
    •Eğitim
    •Sanayi ve teknolojik gelişimi
    •Planlı yapılaşması
    •Teknik ve sosyal alt yapı hizmetlerinin mevcudiyeti
    •Kent bilincine sahip hemşehrileri
    •Spor etkinlikleri
    •Sosyal etkinlikleri
    •Ulaşım
    •Çevrecilik
    Bu sayılan özelliklerin markalaşmanın da önünü açacağı gerçeğinden hareketle konunun bu bakış açısıyla değerlendirilmesinin uygun olacağını değerlendiriyorum.

    Dolayısıyla her şehrin insanlarının zihninde iyi bir yerde konumlanması için, markalaşmanın önünü açmak, şehirlerin güzel yönlerini iyi bir tanıtımla sunmak gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Markalaşmanın ise, uzun soluklu, emek, sabır ve yatırım gerektiren stratejik bir iş olduğu tartışılamayacağı kesindir.

    Bir örnek vermek gerekirse; Giresun şehrine girişlerde ‘’Fındığın Başkenti, Kirazın Anavatanı’’ reklam panolarına bakıp şehre girince bunlarla ilgili doğru dürüst hiçbir algı yaratacak bulguya rastlanmaması ise kendi içinde bir çelişki gibi görülmektedir. Bu maksatla örnek çalışmalar bu konuya katkı sağlamak için ek’te resimlerle sunulmuş olup geliştirilmeye ve yayılmaya açıktır.
    Ayrıca makaleler şeklinde şehrin öz ihtiyaçları belirtilmeye çalışılmış üzerinde yapılacak geniş araştırmalarla konular daha da proje aşamalarında faydalı alanların yaratılmasını ve şehrimizde yaşayan insanlarımıza rahatlık sağlayacağı düşüncesiyle örnek olarak sunulmuştur.
    Bu örneklerin ışığında Giresun’umuzu daha ileriye götürmek ve markalaştırmak için çabalarımızın boşa gitmemesi, nesilden nesillere aktarılması, yaşaması ve hep olumlu adımların atılması konusunda yol göstermesinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
    Çünkü marka şehir olmanın amacı; öncelikle Giresun’un diğer şehirlerden farklılaşan değerlerini ön plana çıkararak, “entegre bir markalaşma süreci” başlatmaktır. Bu sürecin ardından da şehirde “markalaşma bilincini yerleştirmek” ve bu yönde planlı bir gelişim sürecini hayata geçirmektir.
    Bu çalışmaların sonucunda da nihai amaç Giresun’da ki bu bilinçlenmenin ardından şehri ulusal ve uluslararası arenada yatırım, ticaret, fuarcılık ve festival alanlarında cazibe merkezi haline getirmek olmalıdır. Bu amaçla yürütülen markalaşma çalışmalarıyla nihai hedef; marka şehir Giresun’u yakın bir gelecekte “marka zengini bir kent” haline getirmek için çaba harcanmalıdır.(Fındık, Kiraz, Çay vb. festivali, fuarı vb.)
    “Çekicilik”, “Değer”, “Tarihi Değer” ve “İletişim” faktörlerini oluşturan yargıların farklılık gösterdiği “Profesyonellik” Giresun’un kendiliğinden markalaşan bazı değerlerini öne çıkararak şehri yurt içi ve yurt dışında bir cazibe merkezi haline getirmek, yatırımcıları Giresun’a çağırmak üzere hayata geçirilmelidir. Marka şehir kavramı, artık kabına sığmayan Giresun’un “vizyon” projesi olmalıdır.

    Yaşanılabilir, güvenli ve mutlu bir Giresun için el ele..

    Hasan ÖZGEN
    GİRESUN

  4. GİRESUN’DA PAZAR YERLERİ

    Giresun’da Pazar yerlerini hiç gezdiniz mi bilmiyorum.Mutlaka bir seferde olsa uğramışsınızdır oralara.Yani sizde yabancı değilsinizdir bir Giresunlu olarak pazarlara.Ben de sizin gibi gezmeye çalıştım.Gezerken de görmek istediklerimle ,görmek istemediklerimi yorumladım hep kafamdan.Yani hem bakmaya çalıştım, hem de görmeye.Farklılığı ortaya koyabilmek için anlatılanlarla gördüklerimin çelişkisini yaşadım kendimce.Öncelikle bir heyecan içinde ürünlerin tazeliğini, şehrimin o güzelim yöresel ürünlerini,çeşitliliği ile zenginliğini , yaşanan mevsime göre sunulan organikliğini, ürünlerin adeta ‘’al beni’’ diye bağıran canlılığını velhasıl gönlümce memleketimin o güzelim ürünleri ve onları satmaya çalışan çalışkan üreticimizle ile tanışıp , hasbıhal etmeye,bu ürünlerden alarak bende faydalanmak için indim pazara. Ama başka şehir ve ilçelerin pazarlarını gördükten sonra hayal kırıklığına uğradım adeta.
    Bu kadar ürün zenginliğinin olduğu şehrin pazarı bu olmamalıydı diye düşündüm kendi kendime. Hiç gelişme gösterememiş, kendi içinde tüm olumsuz koşullara boyun eğerek adeta kaderine küserek görevini yerine getirmeye çalışıyor durumuyla, içler acısı bir hizmet sunma gayretinde adeta.Kısacası şehrimize hiç yakıştıramadım doğrusu.Neden mi bunları belirtiyorum.Çünkü gelecekte örnek pazar anlayışıyla çağımıza,şehrimize, üreticilerimize, halkımıza yakışır bir Pazar anlayışıyla olmamız gereken yerde yerimizi alırız diye düşünüyorum.
    İsterseniz şimdide benim görebildiklerimi anlatmaya çalışayım. Bu arada mutlaka benim göremeyip sizlerinde gördüğü birçok konu bulunabilir. Şehrimizin kalkınmasında, gelişmesinde ve insanca yaşamada fikirlerinizin çok önemli olduğunu değerlendirerek katkıda bulunmanızı diliyorum.
    •Öncelikle pazarın fiziki yerini değerlendirmek istiyorum.
    -Yokuş- aşağı , yokuş- yukarı ellerinde Pazar ürünleriyle hem ürün almak için ve hem de daracık aralardan soluk soluğa geçmek için çalışan, belirli yaş grubunun üstündeki insanların (40-60 yaş) yürüme gayret ve savaşımlarını,düşüp kalktıklarını (Kış,yağmur vb.) gördüm.
    – Özelliklede Resmi mesai bitimi sonrası oluşan koşuşturmalarla bir şeyler alıp evine yetişmeye çalışan insanların Pazar içindeki olumsuzluklardan nasıl etkilendiklerini, Torbalarıyla yola çıkıp dolmuş bekleyen insanların genelde dolu geçen,yeri olanlarında durarak o bölgedeki trafiği nasıl olumsuz etkileyerek geçişlerin zorlaştırdığını,bu kargaşalar içinde Pazar alış-verişinin bir eziyete döndüğünü gördüm.
    – Pazar yerinde henüz inşaat halinde olan alanların altında,yanında hiçbir önlem alınmayan tehlikelere aldırmadan bir şeyler satıp ekmeğini çıkarmaya çalışan üreticilerle,Pazar torbasını biran önce doldurmaya çalışan müşteriler gördüm.
    – Şehrin uzak yerlerinden, pazara araçları ile gelenlerin aracını park edebilecek ufacık bir yer bulabilmek için nasıl mücadele ettiklerini ,Pazara mal getiren araçların nerelere park ettiklerini görmek ise trafik alanının yetersizliğinin ve toplumsal problemin hangi boyutlara geldiğini gördüm.
    – Gerek kış aylarında ve gerekse bölgemize özel bol yağmurlu Pazar günlerinde o satış yapmaya çalışan üreticilerin ve ürün almaya çalışan müşterilerin trajikomik durumlarını,insanlarımızın bunları hakketmediklerini gördüm.
    – Ne hırsızlık,kavga vb. olumsuz durumların önlenmesi için emniyet uygulamalarını, nede ani gelişebilecek olan ( Tansiyon,Şeker vb.) hastalıklarda oluşan sağlık problemlerinin çözümlenmesinde sağlık önlemlerinin alındığını,bu uygulamaların başka illerde olmasına rağmen bizim şehrimizde alınmadığını gördüm.
    – İhtiyaç için açılan tuvaletin son derece kötü ve sadece para kazanmak için açılıp birinin oturtulduğunu,bir bardak su ihtiyacı için ise hiçbir önlemin alınmadığını gördüm.
    – Satıcıların kendileri ve sattıkları ürünleri ile ilgili gıda olması nedeniyle çok önemli olmasına rağmen sağlık bilgilerini sunan verilerin olmadığını gördüm.
    – Özellikle kışın gündüzlerin saat olarak kısalmasından kaynaklanan Pazar süresine birde aydınlatmanın yetersizliği eklenince insanların bu sorununu aşmak için aldıkları birbirinden farklı çözüm yollarını gördüm.

    •Pazar içi ürün sunumları,
    – Dünya standartları sağlamak için ağırlık ölçüsü birimi gramı yıllar önce belirlemiş olmasına rağmen hala şehrimin geleneksel yapısı içindeki ürünlerini satarken demeti,bağı,tabağı,torbası,şişesi,ipe sarılısı vb. yöntemlerle satışına devam ettiğini ve üstelik ambalajlamanın öncelikle gıda ürünleriyle hiç bağdaşmadığını,hijyenik olmadığını,tartı sisteminin kurulmaması nedeniyle bu standartların yavaş yavaş terk edildiğini,kontrol edilmediğini gördüm.
    – Organik,taze,canlı,yöresel ürünlerimizin satıcılar tarafından toprak veya buna benzer zeminlere yayılarak satışa sunulduğunu yazın toz,toprak,güneş,yerdeki her türlü pisliğin, ayakkabılarla taşınan mikropların,yere atılan pis atıkların vb. ürünlerin üzerine uçuştuğunu,burnunu karıştıran , ellerini her yerde kullanan ve buna rağmen önlem alınmadan (Eldiven,yıkama yerleri vb.) elle doldurularak satılan ürünlerin, kontrolden çok uzak olduğunu, Kışın ise yağan kar ve yağmurun ürünlerin,satıcıların ve müşterilerin çaresizliklerini ısınma dertlerini ,ürünlerin hava şartlarına karşı yapıların olmaması nedeniyle bol miktarda fire verdiğini gördüm.
    – AVM’ler de her müşteri kendi ürününü seçme hakkına sahipken ve her geçen günde AVM’ler yöresel ürünlere doğru ağırlık vererek,hijyen ve tazeliği korumak için çaba harcarken,her türlü hava ve sunum yollarını müşteri lehine sunarken,ürün bilgisi ve ambalajlama konusunda hassasiyet gösterirken pazarda hiçbir şekilde seçme,bilgi verme,hijyen koşullarının uygulanmadığını ve her geçen gün Pazar müşteri oranının azaldığını ,bu nedenle yöresel ürünlere gereken önemin verilmediğini,dolayısı ile şehrimizin ürün sayısının azaldığını,ürünlerin sokaklara yöneldiğini gördüm.
    – Özellikle pazarda balıkların arabalarda kesilip temizlenip satılmaya çalışırken hiçbir hijyenin olmadığını,etrafına son derece kötü koku yaydığını,atıklarını oradaki çöp konteynırına atılarak kokunun uzun süre devam ettiğini ve çevresinde bol miktarda sokak hayvanlarının dolaştığını ve müşterilerin balık aldığını ama kontrollerin yapılmadığını gördüm.
    – Pazar bitiminden sonra atık durumunda kalan gıda parçalarının temizleninceye kadar geçen süredeki durumunun ise anlatamayacağım şekilde içler acısı olduğunu gördüm.
    – Pazar yerinin sokak arasında kurulmasından ve yayılmasından dolayı o sokak ve evlerde oturan insanların sağlık problemleri mi var,bebek mi var,ders çalışan öğrenci mi var , gece vardiyasındaki çalışmasından dönüp dinlenmeye gayret eden insanlar mı var vb. çok önemli insani olayların hiç dikkate alınmadan bağrışlar,çağrışlar içinde ürün satma gayretindeki satıcılar gördüm.

    Bu ve buna benzer konuları belki daha fazlasıyla sizlerde gördünüz.Burada asıl belirtmek istediğim şehrimizin artık bu tür Pazar manzaralarına son verip,daha çağdaş,modern, problemlerin değil çözümlerin yer aldığı,herkesin huzurla ayrılabileceği, yöresel ürünlerimizin ülkemizde doğru tanıtılmasının sağlandığı,örnek bir Pazar yerine sahip olma zamanının çoktan gelmiş olmasının görülmesidir.Şehrimizin insanlarını yakından ilgilendiren bu özelliklere sahip bir Pazar anlayışında üreticilerin de, satıcılarının da, alıcılarının da,hizmet sunanların da memnun olabileceği böyle bir pazara kavuşmak talebimizdir benim ki.Umarım kısa sürede bu ihtiyaç çözülür ve insanlarımız ve şehrimiz olumsuzlukların olmadığı örnek bir pazara sahip olur.

    Hasan ÖZGEN
    GİRESUN

  5. GİRESUN LOJİSTİK MERKEZ İHTİYACI

    •Giresun lojistik köy projesi”nin sadece Giresun ekonomisi için değil; aynı zamanda Ordu, Sivas, Erzincan ve Gümüşhane illerinin ihracat ve ithalatlarında da katma değer oluşturacak bir projedir. Ancak Giresun’da konuşlanan lojistik firmalarının lojistik firması tanımları içinde yer alamadığı görülmektedir.
    •Halbuki Giresun coğrafi yerleşimi ile Karadeniz bölgesinde ortak lojistik merkez olabilecek noktadadır. Limanı,Havayolu,Karayolu,kurulması planlanan Demiryolu ve genişleme alanları ile birlikte Giresun kısa zamanda lojistik üs haline gelme potansiyeli olabilecek bir şehir durumundadır.
    •Ayrıca Karadenizin Anadolu’ya , doğu ve batı Karadeniz bölgelerine açılan bir anahtar durumundaki dağıtım noktası olma özelliğini de taşımaktadır. Bu kadar çok geçiş yollarının üzerinde bulunması şehir araç trafiğini,zaman kaybını,fazla yakıt tüketimini,şehir kirliliğini arttırma ve estetiğini bozmakta,ulusal ekonomiye de olumsuz verimlilik artışları yüklemektedir. Ayrıca Doğu Karadeniz’i, Asya ile Avrupa arasındaki aktarma merkezi haline getirmenin yolu doğru lojistik köy projesinden geçtiği görülecektir.
    •Bugün dünya ticareti Asya’da yoğunlaşmaktadır. Gelecekte de Kafkasya, Orta Asya ve Asya bölgesindeki zengin yer altı kaynaklarının harekete geçirilmesi ile dünya ticareti tamamen bu bölgelerde yoğunluk kazanacaktır. Gelişmiş ülkeler kendilerini şimdiden bu duruma göre konumlandırıp, hızlı şekilde lojistik altyapılarını geliştirmeye çalışmaktadırlar. İşte tam bu noktada Giresun her türlü lojistik hareketine ve köyüne şimdiden gereken önemi vermelidir.
    •Çünkü Doğu Karadeniz’de bulunan Giresun ’da oluşturulacak bu lojistik köyler sayesinde, Rusya Federasyonu ve hinterlandındaki ülkelere Avrupa üzerinden gelen yükler ile bu ülkelerden Avrupa ülkelerine gidecek hammaddelerin transit aktarma imkanı bulacaktır. Doğu Karadeniz kara yolu ile Hazar Denizi’ne 975 kilometre mesafede bulunuyor. Yörenin, Türkmenistan ve Kazakistan’a, benzer şekilde diğer hatlara oranla çok daha yakın mesafede olması önemli bir avantajdır. Bu avantajı kaçırmamak gerekmektedir.
    •Hem stoklama hem elleçleme anlamında gelişme potansiyeline cevap verecek kapasitede olan Giresun Limanı, Karadeniz ülkeleriyle dış ticaret için önemli bir aktarma merkezidir.
    •Giresun Limanı Karadeniz bölgesindeki Türkiye’nin büyük limanları arasındadır.
    Karadeniz ölçeğinde Giresun limanı iş hacmiyle ilk 10’da yer almaktadır.
    •Özellikle Orta ve Doğu Anadolu’nun Karadeniz’e uzanan bir çıkışı da Giresun olarak görülmektedir.
    •Giresun, karayolları açısından ise diğer lojistik yöntemlerine göre en avantajlı konumdadır.
    •Son yıllarda ülkemizde hız verilen bölünmüş yollar ve trafik güvenliğinin geliştirilmesi projeleri ile son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmıştır.
    •Giresun Limanı’nı Karadeniz’in ulaşım merkezi haline getirmek vizyondur.
    •Lojistiği ve lojistik köyünü getirdiğiniz yere mutlaka demir yolunu da getirmek gerekmektedir. Böylece bu bölgede yapılacak lojistik köyünün en önemli avantajı dört ulaşım moduna da sahip olacak olmasıdır.
    •Bu nedenle Giresun’un dünyayla entegrasyonun sağlanması için demiryolu “olmazsa olmaz” konumundadır. En kısa zamanda raylı sistemler üzerinde çalışma yapılarak bu lojistik merkezin kurulacağı yere ulaşması ve entegrasyonu sağlanmalıdır. Böyle bir entegrasyonu sağlandığı zaman lojistik köyünün kurulması zorunluluk arz edecektir. Giresun Demiryolu ağını bir an önce kurarak Anadolu’ya açılmalı deniz ve demir yolu kombinasyonunu sağlayarak ihracat ithalat potansiyelini geliştirerek gelişme yolları açmalıdır.

    •Bu çalışmayla sadece kendi ürününü dışarıya gönderme değil aynı zamanda tüm ürünler için birer depolama ve aktarma istasyonu görevi üstlenecektir. Kara, deniz, hava ve raylı sistemi birlikte kullanarak belki de çok daha ucuz taşıma yöntemi olan gemi taşımacılığı için de bir fırsat olacaktır.
    •Karadeniz’de demiryolu bağlantısı kurulması ile birlikte geniş bir kapsama sahip olacaktır. Anadolu’dan gelen ve Anadolu’ya gidecek yüklerin uğrak noktası durumuna gelebilecektir. Giresun demiryolu ve karayolu bağlantısı ile batıda Ordu, Samsun, doğuda Trabzon,Rize ve Artvin, Güneyde Sivas, Erzincan illerini kapsama alanı içine alacaktır.
    •Büyük sahili olmasına rağmen bu sahil şeridi gerektiği kadar taşımacılıkta kullanılamamaktadır. Lojistik köyün yapılmasıyla denizden istenilen seviyede ve tüm ulaşım birimleriyle entegreli bir şekilde kullanılması sağlanacaktır.
    •Bölgelerdeki ihracat ve ithalat verileri lojistik faaliyetlerin yoğunluğu açısından da fikir vermektedir. TÜİK istatistiklerine göre de Ocak-Ağustos ayları arasında Giresun’da 2013-2014 yılında ihracatçı firma sayısı 36/40 ihracat değeri 83.353 / 106.689 dır. İthalat yapan firma sayısı ise 27/25 ithalat değeri 5.565/ 10.560 dır. (Rakamlar dolar bazındadır.)
    •Giresun’da “lojistik” kavramının son yıllarda sıklıkla telaffuz edilmesi, Limanın özelleştirilmesi, lojistik hakkında yeni proje ve çalışmalar başlatılmasından kaynaklanan pozitif bir yaklaşımın hakim olduğu belirtilmelidir.
    •Deniz nakliyesinin uygun maliyetli bir alternatif olması Giresun ‘un cazibe merkezi haline gelmesini sağlayacaktır.
    •Tüm bu nedenlerle Giresun biran önce entegre Lojistik köyünü oluşturmalı tüm olumsuzlukları ortadan kaldırarak olumluya dönüştürmelidir.Böylece Giresun ve çevre illeri ekonomilerine büyük katkı sağlayarak sosyal iyileştirmeyi de beraberinde getirerek işsizlik oranları başta olmak üzere ulusal ekonomiye de katkı sağlayacaktır.

    HASAN ÖZGEN
    Giresun

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?