OSMANLI VE GÜNÜMÜZDE SANAT (III)

OSMANLI VE GÜNÜMÜZDE SANAT (III)

 

BAROK DÖNEMİ:

Bu dönemin yapıları içinde dairesel, dalgalı ve kıvrımlı hatlar ağır
basmaktadır. Bunları büyük örnekleri Nur-u Osmaniye CamiiZeynep Sultan CamiiLaleli CamiiFatih MezarıLaleli Çukurçeşme HanıBirgi Çakırağa YalısıAynali Kavak Yazlığı ve Selimiye Kışlası dır. Mimar Tahir zamanın en önemli mimarıdır.

AMİR ÜSLUP DÖNEMİ:

Nusretiye CamiiOrtaköy CamiiSultan Mahmut Mezarı, Mevlevi Dervişleri’nin Galata LocasıDolmabahçe SarayıBeylerbeyi
Sarayı
Sadullah Paşa YalısıKuleli Kışlası batılılaşma uygulamalarıyla paralel bir şekilde yürüyen en önemli örneklerdir. Balyan Ailesi döneme damgasını vuran mimarlardır.

TANZİMAT DÖNEMİ:

Pertevniyal Valide Sultan Camii, Şeyh Zafir Binalar Grubu, Haydarpaşa Eczacılık Okulu, Duyun-u Umumiye Binası, İstanbul tapu senedi Ofisi, Büyük Postane Binası, Laleli Harikzedegan Apartmanları Eklektisizm stilinin hakim olduğu zamanın en önemli yapılarındandılar. R. D’AroncoA. Vallaury zamanın önde gelen mimarlarıydılar.

YAPI TÜRLERİ:

Cami: Osmanlı her çeşit yapı yapmıştır. Fakat en önemlileri şüphesiz camilerdir. Cami bir şehirde merkez teşkil ediyor
ve pek çeşitli binalar etrafını çevirerek bir kültür sitesi halini alıyordu.
Bunlara “Selâtin Camii” deniliyordu. Başta padişahlar olmak üzere hânedan
mensuplarının yaptırdıkları daha çok bu şekildeydi. Camilerde çini, mermer,
tahta veya sıva üzerine nakış gibi süslemeler vardır.

*Çeşme

*Tekke

*Han

*Kervansaray

*Külliye

*Medrese

*Saray

*Türbe

*Yalı

*Zaviye

OSMANLI’DA EDEBİYAT:

Osmanlı Devletinde yazışmalarda ve bürokrasi işlemlerinde
farklı yazı biçimleri kullanılmıştır. Devletin resmi yazışma dili Osmanlı
Türkçesi, din ve bilim dili Arapça, edebiyat dili ise Farsça idi. Osmanlı
Devletinde kullanılan yazı çeşitleri ise rık’a, ta’lik, sülüs, nesih, reyhani,
divani ve siyakattir.
Osmanlı Devletinde edebiyat çalışmalarını üç bölümde incelemek mümkündür. Bunlar: Divan edebiyatı, Halk edebiyatı ve Tekke edebiyatı’dır.
Divan edebiyatı temsilcileri: Baki, Fuzuli, Sinan Paşa, Nesimi, Hoca Dehhani, Ahmedi.
Halk edebiyatı temsilcileri: Pir Sultan Abdal, Kul Ahmed, Hayali, Gevheri, Karacaoğlan ve
Köroğlu.
Tekke edebiyatı temsilcileri: Mevlana, Süleyman Çelebi (Mevlid), Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal ve Akşemseddin.

MİNYATÜR SANATI:
Batı dillerinde bir nesnenin küçük boyutlardaki örneğini  belirten “Minyatür” sözcüğü, zamanla kitap resmi için kullanılan bir
terim halini almıştır. Eski Türk kaynakları kitap resmi için “Nakış”,
“Tasvir”; minyatür ressamı için de “Nakkaş”, “Musavvar” gibi
sözcüklere yer verirler. 8. ve 9. yüzyıla ait olan ve günümüze gelmiş Türk resim sanatının örnekleri arasında, duvar resmi ve figürlü işlemelerin yanında
minyatürler de bulunmaktadır. Türklerin eski yurtları Orta Asya’da,

Türkistan’da  yaşadıkları döneme ait olduğu düşünülen minyatür örnekleri hala
Topkapı Sarayı arşivlerinde bulunmaktadır.
Fatih Sultan Mehmed döneminden, 19. yüzyıla uzanan döneme ait
ise çok sayıda minyatür eser günümüze ulaşmıştır. Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılmış birçok minyatürlü eser, Türkmen minyatürlerinin etkisini
göstermektedir. Bu eserler dönemin giyim, müzik aletleri ve eğlence hayatı gibi  bazı özelliklerini de yansıtırlar.

Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı minyatür sanatında pek
çok yeniliğin denendiği bir dönemdir. Bu yenilikler arasında, tarihi olayları
saptama anlayışının “şehnâmecilik” adıyla resmi bir görev halini alması da
vardır. Bu anlayış içinde tarihi olaylar yazma olarak kayda geçirilirken, bir
yandan da resimleniyordu. İmparatorluğun doğu ve batısındaki savaşlar, fetihler
ve seferler, tahta geçişler, yabancı elçilerin kabulü, bayram kutlamaları gibi
önemli olayların yanı sıra, bazen sultanın yalnızca tek bir seferi de ele
alınabiliyordu..Sonraki dönemlerde tarihi olayları gerçekçi bir tavırla
saptama  anlayışı, artık Türk minyatür sanatının değişmez bir özelliği olarak
gelenek  haline gelecektir.Topkapı Sarayı’nı gösteren minyatürler, önemli özellikleri ve genel görüntüsüyle sarayın bu dönemdeki durumunu yansıtan birer belge değerindedir. Şematik bir biçimde ele alınmış olan saray sahnelerini gösteren minyatürlerde birçok olay tasvir edilmiştir. Katipler, öteki görevliler ve toplantı halindeki vezirler resmedilmiştir. Kubbealtı revağının altında, köşede maaş olarak dağıtılacak altın ve gümüşler tartılmakta, keselere konup, mangalda eritilen balmumu ile mühürlenmektedir. Öte yandan minyatüre bakanların olayların  bütününü anlayabilmesi için binalar açık bir kesit halinde
gösterilmiştir.  Sultan’ın Topkapı Sarayı ikinci avlusunda tahta çıkma töreni de
yalın düzenleme şemasına bir örnektir. Bu kompozisyonda yeni sultana
bağlılıklarını sunacaklar  yarımay biçiminde çizilmişlerdir. Bu kompozisyonda
olayın bütün ayrıntıları tam  olarak ele alınmış, eser böylelikle resimli bir
belge niteliği kazanmıştır.
Kanuni döneminde başlayan tarihi konuların işlenmesi ve
şehnâmecilik’e bağlanıp devletin resmi tarihini belgeleme niteliği alması,
klasik döneminde Türk minyatürüne ana karakterini kazandıracak, İslam
ülkelerinde gelişen minyatür sanatı içinde ötekilerden ayrılan bir okul

oluşturacaktır.
17. yüzyılda minyatür sanatı bir yandan geleneksel üslubu sürdürürken öte yandan albüm resmi birdenbire büyük bir önem kazanmıştır. Hiçbir  metne bağlı olmayan tek tek figürlerin ya da günlük hayatla ilgili konuların  işlendiği örneklerden oluşur. Çeşitli tipte insanlar giyim özelliklerini  belirtmeye özen gösterecek biçimde işlenmiştir
Batı’ya açılışın yoğunlaştığı Lale Devri’nde minyatür sanatında  Batı resmi tarzında ilginç gelişmelere tanık olunur. 19. yüzyıl boyunca minyatür  sanatı güncelliğini yitirmiş ve yavaş yavaş yerini Batı resim tekniğiyle  yapılmış yağlıboya tablolara bırakmıştır.

Kaynak: Osmanlısanatı.com..DEVAM EDECEK (OSMANLI’DA MUZIKİ)

Sosyal Medyada Paylaşın:
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar