Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
SANIRIM ORTA CADDE ŞURASIYDI BİZİM EVİMİZDE TAM BURADAYDI
  • 0
  • 326
  • 15 Ekim 2020 Perşembe
  • +
  • -

Yani;
Cıyaklayarak dünyaya geldiği evin yerini gösteremiyor…
Sadece tahmin yürütüyor…
Ve “burası olabilir” diyor…
Halbuki eskiden gözlerini bağlasalar….
Belli bir uzaklıktan bıraksalar;
“Hadi git evini bul” deseler, doğduğu evi gözü kapalı bulurdu…
Ama şimdi bulamıyor…
Çünkü, orta yerde ev filan kalmamış…
Yani yıkılmış..
Hayır, hayır…
Sel felaketi yıkmamış…
Bundan sonra yaşanacak tehlikelerden nasibini almaması için; Yönetsel otoriteler tarafından yakılmış…
Halbuki;
Çocukluk ve gençlik yıllarında -ileriye dönük olarak- ne kadarda güzel düşler kurmuştu bu yıkılan evlerinin balkonunda…
Yani;
Doğup-büyüdüğü ilçe küçük olmasına küçüktü…
Ama ileriye dönük olarak kurduğu düşler çok büyüktü!…
Ve ‘sel felaketinin’ yıkamadığını, ancak yönetsel erklerin;
“Tehlike yaratmaması için yıkılacak” denilerek yıktığı ilçeden geriye anıları tazeleyecek tek bir eser ve mekan kalmamıştı…
Ve bütün binalar yıkılarak koskoca bir meydan yapılmıştı…
Örneğin;
Gençlik yıllarında -kaçamak tavla oynadığı- Kahveci Osman dayının kahvehanesi ortalıkta gözükmüyordu…
Gazozuna maç yaptığı İlkokulun bahçesi zaten çoktan yıkılmış ve yok olmuştu…
Üstüne-üstlük ilçenin tek sosyal alanı olan ‘Parkı’da yıkmışlardı…
Geç derenin karşı geçesine;
Arkadaşlarla birbirimizi kızdırarak futbol oynadığımız lise yıkıldığı gibi Lisenin bahçesini de yıkıp tarumar etmişlerdi…
Boş alanda…
Boşluğa bakan gözlerle devam ediyordu İstanbul’dan gelen şahıs;
“Vay be!”
“Bir varmış, bir yokmuş misali, ne olmuş bu ilçeye?”diye kendi sessizliğinde düşünürken, birdenbire düşüncesini seslendirerek birlikte gezdiği arkadaşı Ahmet Tuncer Almalı’ya dönerek;
“Yahu Ahmet, cumhuriyet caddesiyle-orta cadde nerede kesişiyor, nerede bitiyordu?”
(Orta cadde dediği daha önce Borak Caddesi ve daha sonrada Kıbrıs Barış Harekatında şehit düşen Adnan Türker adı verilmiş ve daha sonra da yerel yöneticiler silmişti.)
Yıkılmış…
Hiçbir mekanın kalmadığı bomboş bir alanda yürüyerek…
Ve düşlerini bu kez ileriye değil, yılların gerisine yükleyerek…
Yine sessizce düşünmeye başladı doğduğu evin yerine bulamayan kır saçlı delikanlı ve tahmin yürüterek düşünmeye başladı;
“Eski postane muhtemelen şuradaydı.”
“Vay be!…Orta Doğu Teknik Üniversitesini kazandığımı bildirir belgeyi burada bulunan postaneden almıştım.”
“Ve arkadaşlarımla sevincimi paylaşmak içinde (o zamanın federe olmayan) Beyaz Şimşekler Futbol Kulübünün bulunduğu Lokale koşmuştum. Şimdi ne o bina var…Nede karşısında ilçe Parkı diye bir şey kalmış.”
“Eskiden izlediğimiz bir filmi tekrar izlemek için değilde, tavlamak istediğimiz veya daha önce tavladığımız sevgililerimizi görmek için gittiğimiz Sinema binasının yerinde de yeller esiyor.”
Kısacası;
“Anılarımızın geçtiği yerleri ziyaret ederek tazeleyeceğimiz hiçbir şey kalmamış.” diyerek, yıkılan ilçenin harfiyatı üzerinde yürüyüşüne devam etti…
Sütlüce mahallesine başını çevirdi;
Hafızasında kaldığı evlerin ötesinde yeni-yeni binalar kurulmuş..
Sarıyer Mahallesinde başını çevirdi;
“Kayaların altında tek sıra halinde sıralanmış evler şimdilik duruyor” diye düşündükten sonra sessizliğini bozarak yanında birlikte gezdiği arkadaşına dönerek;
“İyi ki sel felaketi şu kemer köprüyü yıkamıyor”
“Hiç değilse, anılarımızı tazeleyecek o köprü ayakta duruyor.”
“Ve birde o köprüyle yaşıt olan eski cami yıkılmıyor”dedi…
Ve birlikte yürüdüğü arkadaşına spontane ve refleks olarak:
“Ahmet, muhtemelen burası bizim evin olduğu yer olacak. Şu benim cep telefonumla benim resmimi bir çeker misin? diyor.(Görselde paylaştığım fotoğrafı çektiriyor anı olarak kalsın diye)
Peki bu sözünü ettiğim arkadaş kim mi?
Onu da hemen söyleyeyim;
Sadece Dereli ilçesi değil, Giresun ilinden Orta Doğu Teknik Üniversitesini ilk ‘kazanma’ unvanına sahip olan Engin TÜRKER…
Bugünkü konumuyla ifade edecek olursak;
HABAŞ Endüstrileri Tesisleri A.Ş. Genel Müdürü..
Anadolu Bank Yönetim Kurulu Üyesi…
Özetleyerek sonlandıracak olursak sohbetimizi;
Sohbetimizin öznesini oluşturan kişi; Engin Türker;
Dereli ilçe merkezine ilk yerleşen bir ailenin çocuğu…
Biraz öncede belirttiğim gibi;
İleriye dönük kurduğu düşleri altmış yıl önce bu mütevazi ilçede bazen bizimle birlikte ve bazende yalnız başına kurardı düşlerini…
Cemil-Beyin Büke futbol oynamaya gelip-giderken çok süslü düşler kurardı…
Akşam karanlığı çökerken, sokaklarını günde en az on kez turladığı günleri anımsadı ister-istemez…
Parkta otururken çam ağacından çayına düşen kozalağı anımsadı.
Top oynamaya giderken Sebzeci Ahmet ağabeyinin küçücük manav dükkanının bulunduğu yeri anımsadı…
Maç sonrası büyük bir hararetle içtiği ve İlçede Aziz Bayrak’ın kendi imalatı olan ‘Aksu Gazozunu’ anımsayıverdi…
Evlerin tam karşısında ve orta caddede bulunan Alsan Mezlin’in İnşaat malzemeleri ve kireç sattığı dükkanı anımsadı birdenbire…
Ve onların hiçbirisi yerinde yoktu…
Yani ezbere bildiği yerler şimdi bomboştu…
Her ziyarete geldiğinde uğradığı mekanların yerinde şimdi yeller esiyordu…
Ve bütün bunlar bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçerken birdenbire morali bozuldu;
“Hadi gidelim Ahmet, daha fazla tahammül edemeyeceğim galiba” dedikten sonra, tekrar gerisin-geri yolu koyuldu…
Sonuç;
Eğer geride daha yaşayacak günümüz varsa…
Bizlerde arkadaşımız gibi doğup-büyüdüğümüz ilçeyi bundan sonra ya düşlerimize taşıyarak yaşayacağız…
Yada eskileri yad-edebilmek için eski fotoğraflarına bakacağız…
Kalın sağlıcakla…
Ve herkesi ilgilendirmeyen bir konuyla kafanızı şişirip, sürçü-lisan ettiysem de affola…
NOT: 3. Görsel, Engin Türker’in eski dede ve baba evi…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM