Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
ŞEKER FİYATLARI ARTMIŞ ÜSTELİK BULUNAMAZMIŞ
  • 0
  • 688
  • 01 Nisan 2022 Cuma
  • +
  • -

Bulunsa da;

Beş kilodan fazla alınmazmış…

Bu kadarla kalsa amenna;

Üstüne-üstlük birde ucuz şeker kuyruğu başlamış..

Yani anlayacağınız üzere;

Şekerin tadı iyiden-iyiye kaçmış..

Bir ülke düşünün ki;

Bundan yüz-küsur yıl önce emperyalistlerin ‘Mandacılık’ teklifine reddediyor…

Yani ‘boyunduruk altına’ girmeyi kabul etmiyor…

“Ya istiklal, ya ölüm!” sloganıyla ‘Bağımsızlık’ savaşı veriyor…

Ve o emperyalist ittifak ‘mandacılığı’ kabul etmeyen ülkenin önünde teslim olup diz çöküyor…

Ve ‘barış’ ortamı sağlandıktan sonrada;

Eski defterler kapanıyor ve yepyeni bir ülke kuruluyor…

Yıl; 1923

Yeni ülkenin kurulduğu bu yılda ülkenin iktisadi kalkınma kongresi ve üretim fabrikalarının planlamaları da yapılıyor…

Ve aradan sadece 2 yıl geçiyor;

Uşak ilimizde Şeker Fabrikası kuruluyor…

Ardından da, bir-bir çoğalmaya başlıyor…

Ve bu sayı 1980’e kadar (kamuya ait) fabrika sayısı 25’i buluyor…

Ancak izniniz olursa;

İlk göz-ağrımız olan Uşak Şeker Fabrikasıyla ilgili bura araya çok kısa olmak koşuluyla tarihi bir not düşmek istiyorum…

O da şu;

Uşak Şeker fabrikası üretime geçeceği tarihlerde şeker üretiminden anlayan teknik personelimiz olmadığı için fabrikanın mühendisleri yabancılardan oluşturuluyor…

Yani;

Türk mühendisleri, yabancı mühendisler tarafından yetiştirilmek isteniyor…

Yetiştirilmek isteniyor istenmesine ama;

Yabancılar uzun süre Türk mühendislerine öğretilmesi gereken asıl kilit noktaları öğretmiyor…

Hatta mühendislere gereken rehberliği yapmayı bir tarafa bırakın;

Yabancı mühendisler, şeker pancarı üreticilerinin (Şeker Fabrikası çalışmasın zarar etsin diye;) “Pancar ekmeyin, pancar ekerseniz devlet topraklarınızı elinizden alacak” diye propagandalar yapıyor…

Bu olayı günümüze bağlayarak soru şekline dönüştürecek olursak;

“97 yıl önce yapılan bu olumsuz propagandalar acaba günümüze taşınmış olabilir mi?”

(Siz bunu düşünürken ben tekrar konunun özüne dönüyorum)

Bir zamanlar;

Ülkemizde kamuya (yani halkın ortak çıkarlarına yönelik) Şeker Fabrikalarımız vardı…

Üretici, işçi ve diğer bileşenleriyle birlikte toplamda 3 milyon Türk vatandaşı bu şeker fabrikalarının üretim biçiminden yararlanırdı…

Fakat bu devininim ve kazanım;

1980 yılında ’24 Ocak Kararları’ denilen bir karar alınarak (diğer fabrikaların başına geldiği gibi) Şeker Fabrikalarının da kamusal yolculuğu sonlandırıldı…

Yani vatandaşın kafasını süslü palavralarla süsleyerek…

Ve ellerine de sevinsinler diye kırmızı renkli ’emmeli bayram şekeri’ vererek dediler ki;

“Devlet, ticaretle uğraşmaz”

“Bez, tuz ve şeker satmaz”

“Satmaya kalkarsa da bir arpa boyu yol alamaz”

Onun için;

Geçmişten-günümüze ne kadar üretime yönelik fabrikalar varsa hepsini ya, yabancılara satalım…

Ya da özelleştirelim…

Ki; ne zaman özelleştiririz…

Yaşantımızı da o zaman güzelleştiririz” dediler…

Ve atadan-dededen kalma ne varsa hepsini özel şahıslara ihale ettiler…

Peki, özelleştirdikten sonra herhangi bir ‘güzelleşme’ oldu mu?

Olmaz olur mu;

(Sadece şeker fabrikasıyla ilgili 2018 rakamlarını paylaşıyorum)

Devri gerçekleşen sadece 7 fabrikadan;

775 işçi işten atıldı…

811 işçi zorla emekliye sevk edildi…

On binlerce pancara üreticisi ne yapacağını şaşırdı…

Bana inanmıyorsanız;

İkinci görselde paylaştığımı fotoğrafa bir kez daha bakıverin…

(Televizyon haberlerinde ve gazete sayfalarında sizde görmüşsünüzdür ya)

‘Tarım Ürünleri Fabrika Satış Noktasında’ kuyruğa giren kimler?

Bilmeyen ve görmeyenler için hemen söyleyelim;

Malatya Şeker Fabrikasının önünde 5 kilogram şekeri 42.60 liraya alabilmek için kuyruğa giren halk ve pancar üreticileri…

Yani daha anlaşılır bir ifadeyle söyleyecek olursak;

Ucuza sattığı pancardan üretilen şekeri (piyasada çok pahalı için) ucuza şeker almak için kuyruğa giren ‘pancar üreticileri’ onlar…

Ağzınızın tadını daha fazla kaçırmadan özetleyecek olursak…

Şeker Fabrikaları satılırken, gıkını çıkarmayıp sessiz kalanlar; Bugünlerde ‘ucuza şeker alabilmek’ için şeker kuyruğuna giriyor…

SEKA Kağıt fabrikaları satılırken, sesini-soluğunu çıkarmayanlar;

Bir zamanlar 5 TL’ye aldığı bir top dosya kağıdını şimdi 75-80 TL’ye alıyor…

Hatta bazen karaborsaya düştüğü için bulup da alamıyor…

Yine bir zamanlar;

Filtreli sigaradan başka sigara içmeyip, burun kıvıranlar, bugünlerde ne yazık ki ‘sarma tütün sigarasıyla’ yatıp-kalkıyorlar…

Yani demem o ki;

N’oldu?

Size ait olan fabrikaları özel şahıslara tahsis ederek özelleştirmeyi özelleştirdiniz de…

Güzelleştirmeyi becerebildiniz mi?

Daha açık ve dobra-dobra soracak olursak;

Özelleştirilen fabrikalarda işçi sayısı mı çoğaltıldı?

Yoksa var olan işçilerde mi işten atıldı?

Kimler rahatladı?

Kimlerin keyfi kaçırıldı?

Kuyruklar önlenebildi mi?

Yoksa kuyruk sayısı daha da mı çok çoğaldı?

Buyurun;

Bu sorulara birileri bir yanıt vermeli…

Vermeli ki;

Bizleri de ikna etmeli…

En önemlisi de;

Birileri, birilerinden özür dilemeli!…

Bu ağzımızın tadını kaçıran sohbeti de (hala güncelliğini koruduğuna inandığım) Nazım Hikmet’in şu dizeleriyle bitirmek istiyorum;

“Kapıları çalan benim, kapıları birer birer,

Gözünüze görünemem, göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli oluyor bir on yıl kadar

Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar

Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu

Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu

Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok

Şeker bile yiyemez ki kağıt gibi yanan çocuk

Çalıyorum kapınızı, teyze, amca bir imza ver

Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM