Siyasi hamleler ve gerçekler

Siyasi hamleler ve gerçekler

Seçimler için son düzlüğe girdik. Önümüzdeki Pazar günü sandık başındayız.  Şu an ülkede var olan seçim iklimine bakacak olursak;  7 Haziran öncesini görmekteyiz.

Bu hava, iktidar için olumsuz bir havadır.

O nedenle iktidar seçim iklimini, 1 Kasım öncesine çevirmek ve kendisine avantaj sağlamak istiyor.

Ekonomi, eğitim, işsizlik, yolsuzluk ve diğer önemli konular konuşulmasın istiyor. Seçim gündeminin, terör ve terörle mücadele gündemine çekilmek istenmesinin amacı budur.

O ‘terör perdesi’ arkasında pek çok sorunu gözlerden uzak tutmak istiyor.

ABD ile bu konuda bir anlaşmanın da var olduğu medyada yer aldı.  O anlaşmanın iki ayağı var. Teki Münbiç konusu, teki de Kandil konusu idi…

Kamuoyunda da dikkati bu zemine çekmek için adımların atıldığını görüyoruz.

Şu gerçeği göz ardı etmeyelim.

Gerek PYD-YPG gerekse bu örgütlerin ana örgütü olan PKK, hangi devletlerce desteklenmektedir?

Elbette ki ABD ve İsrail tarafından!

ABD, bu örgütlere , “kara gücüm” demektedir.

Hatta IŞİD ‘de ABD çıkarları için bölgede kullanılan bir başka ‘güç’ tür…  Suriye’de ‘maymuncuk’ olarak kullanılmış ve şimdilik ‘görevi’ tamamlanmıştır.

IŞİD, İsrail’e yönelik hiçbir saldırı yaptı mı? ABD’nin bölgedeki askeri gücüne ve üslerine bir saldırı yaptı mı? Efendisinin çıkarlarına neden saldırı yapsın ki!..

Sadece bu etnik ve dinci amaçlarla örgütlenmiş örgütler değil, başka örgütlerde ABD ve İsrail tarafından BOP amaçlı olarak kullanılmaktadır.

Kuklacı, bu kukla örgütleri ile milyarlarca dolar harcayarak bölge coğrafyasını değiştirmek için yıllardır çaba harcıyor.

Hatta daha farklı bir ‘misyon’ üstlenmiş olan FETÖ’ de aynı güçlerin ‘maymuncuğu’ idi…

***

“Vesayet savaşları” neden var?

ABD ve İsrail kendi askeri ile savaşmak yerine bu ve benzeri örgütleri ‘amaç’ için ‘araç’ olarak kullanırlar.

Dün de Taliban’ı Afganistan’da böyle kullandılar.

Kendi askerlerinin burnu kanasın istemezler ama kullandıkları örgütler aracılığı ile oluk oluk kan dökülmesini isterler.

Bu yolla ABD’li silah tüccarları da iyi satış yaparlar!.

Eroin tüccarları da iyi kazanır…

***

ABD bir yandan bu örgütler ile ‘amaç’ için yol almaya çalışır, öte yandan siyasi ilişkiler ile de yol almak ister.

Bu nedenle ‘kuklacı’ ABD’nin bir elindeki ‘ip’lerde kullandığı terör örgütleri vardır.

Ya diğer elindeki ‘ip’lerde kimler vardır?

Siyaset vardır.

Siyasi partiler vardır.

O partiler ile ülke siyasetinde etkili olmaya çalışır.

Bu nedenle de o partilere destek verir. Onların iktidara gelmesini ve iktidarda kalmasını çeşitli yol ve yöntemlerle sağlamaya çalışır.

Bazen ‘ters algılar’ yaratır. O ülke halkı için ‘kötü adam’ rolünü de oynar.

Bazen de ‘dost ülke’ olur!

Ya da yaygın kullanılan “stratejik ortak” olur.

ABD bu konuda tam bir Makyavelist gibi davranır. Yani çıkarı ne ise ona göre hareket eder.

Desteklediği siyasi yapılarda kendisini örnek alır ve onlarda Makyavelist davranırlar. Onlarda ‘amaç’ için her konuyu ‘araç’ olarak görürler.

Ana amaç, kurulan düzenin devamıdır.

Büyük hedefe(!) giden sürecin zarar görmemesidir. Bu nedenle bazen ‘yardımcı oyuncular’ da kullanılır. ‘Figüranlarda’ kullanılır.

Bu ‘yardımcı oyuncular’ ve ‘figüranlar’ yine siyasetten olabildiği gibi başka alanlardan da olabilir.

Medya olabilir.

Sivil örgütler olabilir…

‘Kuklacı’ eli altındaki ‘kuklaları’ ile tüm olanakları kullanmaya ve ‘deliğe süpürmeden kullanmaya’ devam etmek isteyebilir.

Kullanım süresi biten ise ‘deliğe süpürülür…’

Ya da ‘süpürge’ gösterilerek ( Beyzbol sopası da olabilir!) ana amaç için yeni ödünler elde edilir. Bu aslında bir nevi ‘kazan-kazan’ yöntemidir.

Kimi büyük kazanır.

Kimi ise az ile yetinir.

Ama ‘kuklacı’ için kurulan ‘düzen’ devam ettirilir.

***

Dün “İncirlik protokolü” ile ‘kazan kazan’ taktiği izlenmişti. Bugün yeni bir anlaşmadan bahsediliyor.

‘Kuklacı’ yine tüm ‘kuklaları’ ile devreye girebilir. Ne de olsa “stratejik ortak!”

Bu yönde işaretlerde var.

Fakat bu ‘kazan-kazan’ oyununu bozacak olan yine meydanlarda ‘değişim’ isteyen, ‘tamam’ diyen seçmenlerdir.

Algılar ile değil de gerçekleri görerek hareket etmeleri yeterlidir.

Tuzağa düşmeden oyunu bozmak elimizdedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar