SOKAK KÖPEĞİNİ DOYURMAK İSTİYOR BAŞKA BİR SÜRPRİZLE KARŞILAŞIYOR

SOKAK KÖPEĞİNİ DOYURMAK İSTİYOR BAŞKA BİR SÜRPRİZLE KARŞILAŞIYOR

Sevgili dostlarım,
Değerli canlarım,
Saygıdeğer sayfa arkadaşlarım…

Unutmadan ve karambole getirmeden öncelikle hepinize kucak dolusu selamlarımı iletir ve bu Pazar gününde iyi dinlenmeler dilerim…

Dünkü sohbet yazımızda, sizinde bildiği gibi;
Üniversite mezunu bir kızımızın fırında çalıştığını sohbet konusu yapmıştık…

Bugünkü sohbet konumuzda aşağı-yukarı dünkünün benzeri gibi gözükse de;
Dünkü sohbetimizden biraz daha farklı ve sürpriz içerikli bir öykü taşıyan sohbet olacak…

Ve şimdi daha fazla zaman geçirmeden, daha fazla gevezelik yapmadan konuya girmek istiyorum;

İstanbul’dan konuğum olan çocukluk arkadaşım Engin Türker ile birlikte (eski) Ticaret Lisesinin yanındaki Kahvaltı Salonunda çay içip, gelişigüzel sohbet ediyoruz…
Derken çaylarımızı içtikten sonra dışarıya çıkıyoruz…

Kısa boylu, kırmızı montlu güzel genç bir kız, kucağında giysiye sardığı bir sokak köpeği ile tam önümüzden geçerken; benim bir adım gerimde yürüyen arkadaşım Engin soruyor;

“O köpek yaralı mı?”
Durarak sesin geldiği tarafa yönelen genç bayan “hayır” diyor; “şu köşede üşümüş ve aç bir şekilde yatıyordu da, şimdi karnını doyurmaya götürüyorum” diyor…

Ancak bu kısa süreli diyalog içerisinde arkadaşım bu genç kızı bir yerlerden anımsamış veya tanımış olacak ki, bu kez soruyu değiştirerek şöyle soruyor;

“Siz kimya mühendisi miydiniz?”
Genç bayan biraz şaşkınlık geçirdikten sonra; “evet” diyor ve şaşkınlığını sürdürerek “nereden bildiniz?” diye soruyor…

Arkadaşım Engin, genç bayanı tanımış olacak ki, diyaloğunu sürdürmek istercesine;
“Senin adın Güller değil miydi?” diye soruyor…

Kızcağız iyiden iyiye şaşırarak; “Evet, Güller Bayrak” diyor ve şaşkınlığı daha da artıyor…

Arkadaşım; “beni tanımadın mı?” diyor.
Kucağında üşümüş ve aç köpekle şaşkın şaşkın durarak ve;

Ha tanıdı, ha tanıyacak, bir şekilde dalgın dalgın bakıyor genç bayan…
Ve arkadaşım sorgulamayı daha fazla uzatmadan;

“Ben Engin Türker” dedikten sonra genç bayan hızlı bir şekilde
kucağındaki köpeği yere bırakıp; “Ayyy! Engin amca!” dedikten sonra elini öpmek için uzanıyor Engin Türker’in eline…
Ancak Engin elini geri çekerek öptürmüyor ve kucaklaşıyorlar…

(bu arada köpeği, sözünü ettiğim salonda çalışan kuzeni gelip alıyor ve köpeğin karnını doyurmaya götürüyor.)

Ve sohbeti tekrar çay içerek yapmak için içeriye geri dönüyoruz.
Genç kimya mühendisi kız, bir zamanlar kendisine yardım eden bu kişiyi tanıyamamanın ezikliği içerisinde sürekli, ikide-bir özür dileyerek konuşuyor;

“Sizden çok özür dilerim Engin amca..Telefon değişikliğinden numaranızı kaybettiğim için sizi bir türlü arayamadım.” diyor..
Engin de; “Önemli değil” dese de..

Genç kimya mühendisi; “Nasıl önemli olmaz Engin amca, bana en zor günlerimde sahip çıktınız. Bana Kocaeli’in de staj yerimi siz ayarladınız. Zorda kalınca bana ekonomik yardımlar yaptınız. Eşinizle tanıştırıp, benimle birlikte yemek yediniz. Ben sizlerin iyiliğini nasıl unutabilirim.” diye hem geçmiş günleri yad ederken ve hemde bütün bu anlatımları göz kenarlarından akan duygusal nemli damlacıklarla anlatıyordu genç kimya mühendisi…

Sonra da dönüp; “Önce telefon numaranızı ve sonrada bir resim çektirmek istiyorum sizinle” diyor…
Ve birlikte resim çektiriyorlar…

Bu duygusal sohbet sürüp giderken, bende şöyle düşünüyorum;

“Ne güzel be!..
Demek ki mutluluklar paylaşınca çoğalıyor…
Demek ki bir yerlere ekilen tohum zamanı gelince tomurcuklanıp, yeşeriyor!
Demek ki, genç kimyacı Güller’in ahde-vefası da ve tüm canlılara sevgisi de pırıl-pırıl bir yürek taşımasından ileri geliyor…

Yoksa bu sevgi olmasaydı, kendi giysilerini çıkarıp üşüyen sokak hayvanını sarıp sarmalar mıydı hiç!

Eğer o pırıl pırıl yürek genç kimya mühendisi Güller Bayrak hanımda olmasaydı;

O yağmurlu-çamurlu, soğuk bir günde aç kalan bir sokak köpeğinin karnını doyurmak için köşe-bucak yer arar mıydı hiç!

Son söz olarak;
Bravo sana Güller hanım…
Bravo yüreği sevgiyle atan güzel insan…
Bravo senin gibilere…
Yapılan iyilikleri unutmayıp ahde-vefa gösterenlere…
Böyle güzel insanların çoğalması dileklerimle;

Hoş kalın,
Hoş görün,
Hoşça kalın,
Dostça kalın…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar