Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
SÜREKLİ DURUM TESPİTİ YAPIYORSUNUZ ÇÖZÜMÜ BİR TÜRLÜ SÖYLEMİYORSUNUZ
  • 0
  • 206
  • 12 Nisan 2021 Pazartesi
  • +
  • -

Kendine özgü planı-programı olan muhalefet misiniz?

Yoksa, iktidarın yanlışlarını kaleme alan ‘raportör’ müsünüz?

Neden durmadan ‘kırık plak’ gibi aynı şeyleri tekrar edersiniz?

Veya da ne bilim ben;

“Benim oğlum bina okur, döner döne yine okur” dercesine, bu topluma ezber ettirdiğiniz şeyleri neden durmadan tekrar eder durursunuz? anlamadık gitti vallahi?

Yanlış anlamayın insan merak ediyor…

Hani, parlamento çatısı altında bulunan bütün muhalif rolünde (!) veya pozisyonunda olan siyasi partiler -söz birliği etmişçesine-aynı telden çalıp, aynı türküyü söyleyince, insanda ister-istemez kendi kendine şu soruları yöneltmek zorunda kalıyor…

Örneğin, aklımıza gelenleri şöyle gelişigüzel sıralayacak olursak;

Eleştirdiğiniz ve topluma şikayet ettiğiniz mevcut iktidarın ‘Eğitim Sistemini’ kendi siyasi çıkarları doğrultusunda planlamış ve kendi siyasi geleceğine özgü bir düzenleme yapmış,,,

Veya arada-bir ‘Milli Eğitim Bakanlığı’ değiştirerek, eğitimin altını üstüne getirmiş…

Bu ‘bozulan eğitim sistemini’ sadece siz siyasi parti mensupları değil, cümle-alem biliyor…

Ancak ortada bilinmeyen bir şey var;

Eğer sizler iktidara gelirseniz, bu şikayet ettiğiniz ‘bozuk eğitim sistemini’ nasıl düzelteceğinizi neden söylemiyorsunuz?

Örneğin bu konuya bağlantılı olarak;

“Atanamayan 500 bine yakın öğretmen hakkında ne gibi bir düşünceniz var?”

Bir milyonu aşkın çift diplomalı ‘işsiz üniversite mezunlarını’ hangi alanlarda işe yerleştirip, tasarruf etmeyi düşünüyorsunuz?

Örneğin;

İşsizlerin sayısının 15 milyonu çoktan geçtiğini söyleyen sizlersiniz ama; nedense buna nasıl bir çözüm getireceğinizi söylemiyorsunuz.

Enflasyonun durmadan yükselişe geçtiğini…

Askeri ücretle ay sonunun getirilemediğini..

Sürekli dalgalanan dövizin Türk lirasına değer kaybettirdiğini…

85 milyonun 20 milyonun açlık ve yoksulluk denizinde yüzdüğünü söyleyenler yine sizlersiniz ama;

İktidara gelirseniz, bunların üstesinden nasıl geleceğinizi bir türlü söylemiyorsunuz…

Adaletten ve adaletsizlikten şikayet ediyorsunuz ama;

Yaşanan bu adaletsizliklerin nasıl ortadan kaldıracağınızı…

Milli gelirin, hasılanın bu millete eşit bir şekilde nasıl dağıtacağınızı bir türlü öğrenemedik gitti…

Örneğin;

“Samandan-nohut ve mercimeğe kadar gündelik yiyeceklerimizi ithal edip, yabancılardan satın alıyoruz” diye çok doğru bir tespit yapıyorsunuz ama….

İktidara geldiğinizde, bu işin üstesinden nasıl geleceğinizi bu kuzu sessizliğinde olan ‘suskun’ topluma bir türlü anlatmıyorsunuz…

Demokrasi gemisinin rıhtımdan iyice uzaklaştığını…

Ufukta ha battı, ha batacak kadar küçülüp bir nokta kadar kaldığını!

Hatta görünmez hale gelip ‘battığını’ bile söylüyorsunuz ama;

Bu batan ‘demokrasi gemisini’ nasıl kurtulması gerektiğini bir türlü söylemiyorsunuz…

Örneğin, hızlandırarak sayacak olursak;

Bütün dünyayı sarmalına aldığı gibi bizlerinde başına belan olan ve bir türlü ‘aşısı’ getirilemeyen bu ‘korona salgınından’ nasıl kurtulur bu toplum?

Siz ‘muhalifler’ iktidara gelirseniz, nasıl kurtarmayı düşünüyorsunuz?

Daha doğrusu böyle bir şey düşünüyor musunuz?

Örneğin;

12 Eylül faşizminin başımıza bela ettiği bu YÖK (Yüksek Öğrenim Kurumu) hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yani; günümüzde olduğu gibi üniversitelere atanan rektörlerin ‘tek kişilik’ kararla atanmasından yana mısınız?

Yoksa, üniversite akademisyenlerinin ve öğrencilerinin söz sahibi olacağı demokratik bir ‘seçim’ yönteminden yana mısınız?

Daha doğrusu bunların hangisini uygulayacaksınız?

Tek kişilik ‘seçimimi’ yoksa ‘demokratik’ seçim yöntemini mi?

Aklıma gelenlere ‘Deli Memed’ gibi sormaya devam ediyorum;

Örneğin, düşünceleri ifade etme özgürlüğü konusunda sizler ne düşünüyorsunuz?

Hani düşünce özgürlüğü olanlar;

“Biz laikliği istemiyoruz, şeriat yasasını hazırlayarak, şeriat düzeni getirmek istediklerini” gayet rahat söyleyebiliyorlar…

Ama siz muhalefet tarafı (içlerinde tenzih ettiklerim var) bu konuda Atatürk İlkelerini savunmakta bile tedirgin oluyorsunuz…

Özet başlıklar halinde sonlandıracak olursak;

Bir avuç altın ve gümüş uğruna doğanın anasını ağlatanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

On yıl önce ülkemize ‘göçmen’ statüsüyle gelen, ancak iyice yerleşen 5 milyon Suriyeli için ne gibi bir çözüm düşünüyorsunuz?

Tarım politikası diye bir politikanız var mı?

Kuveytlilere, Katarlılara ve Araplara toprak satışlarını durduracak mısınız?

Durdurmayı düşünüyor musunuz?

Dış politikada;

Emperyalist silah tüccarlarının ve onların temsilcilerinin çıkarlarına uygun mu ayak uyduracaksınız?

Yoksa, Atatürk’ün şiarı olan; “Yurtta barış, dünyada barış” sloganını yaşamın pratiğine mi taşıyacaksınız?

Vesaire, vesaire…

Buna benzer daha onlarca, yüzlerce soru sıralayabiliriz ama…

Bu kadarla şimdilik yetinelim isterim…

Hani son söz olarak kısaca demem o ki;

Eeeeyy!

Gözünü sevdiğim siyasi muhalefet partileri!…

Her gün aynı şeyleri tekrarlamaktan kaçının artık…

Yani bırakın şu durum tespiti yapmayı…

Çünkü sizin yaptığınız tespitleri bizlerde biliyoruz…

Her akşam televizyon kanallarında bu konuları dinliyoruz…

Eh, üstüne-üstlük birde siz anlatmayın bari…

Siz, bize; iktidara gelirseniz bu konularda ne gibi bir planının ve programınız var; onları anlatınız…

(Hani bundan 30-40 yıl öncekiler böyle yapardı da onun için böyle söylüyorum)

Kalın sağlıcakla…

Bir başka sohbette görüşmek üzere…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM