Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
TARİHİ HİSAR KALESİNE ÇIKTIK ÇEVREMİZE KUŞBAKIŞI BAKTIK
  • 0
  • 182
  • 16 Mayıs 2022 Pazartesi
  • +
  • -

Bundan birkaç gün önce…

Sayın milletvekilimiz Sabri Öztürk;

“Hocam, biz 13 Mayıs Cuma günü İl Kültür Turizm Müdürümüz, Dereli İlçesi İl Genel Meclisi üyesi arkadaşlar ve Remzi Mamaşoğlu ile birlikte tarihi Hisar Kalesine bir gezi yapmayı düşünüyoruz…

Ve bu tarihi yerleşkeyi inceleme gezisinde, bir eğitimci büyüğümüz olarak sizin de bulunmanızı istiyoruz” dedi..

Bende yanıt olarak;

Herhangi olağanüstü bir durum olmazsa, seve seve katılacağımı söyledim…

Ve 13 Mayıs Cuma günü öğleden sonra Dereli Hisar Kalesindeki tarihi yerleşkenin son halini görmek için yola çıktık…

Uzatmayalım;

Hisar Kalesine sapacağımız kavşakta bizleri bekleyen arkadaşlarla da buluşup, selamlaştıktan sonra küçük bir konvoy oluşturarak Hisar Kalesinin bulunduğu Maden mahallesine çıktık…

Sıra geldi;

Hisar Kalesinin çeperinde bulunan tarihi yerleşkeyi bulmaya…

Ve daha sonra da Hisar Kalesinin en yüksek noktası olan zirveye çıkmaya…

Neden böyle tasvir ediyorum?

Hemen söyleyeyim;

Yerleşkeye çıkacak bir patika yol bulamıyoruz…

Mahalle sakinleri bile bizlere rehberlik etmesine rağmen, orman halini almış çalılıkların içerisinde bocalayıp duruyoruz…

Her neyse…

Öyle veya böyle;

Sonunda ulu ağaçların ve çalıların arasına saklanmış tarihi yerleşkeye çıkmayı başardık…

Başardık başarmasına da;

Yüzyıl önce yaşam alanı olan bu yerleşkede sağlam kalmış hiçbir şey göremedik ve bulamadık…

Halbuki bu yerleşkede bir zamanlar bir Manastır varmış…

66 kişilik ruhban okulunda ‘yatılı’ statüde eğitim yapılırmış…

Hatta ve hatta;

O tarihlerde çevrede Müslimlere ait bir okul olmadığı için, okuma yazma öğrenmek isteyen yoksul, yetim gibi Müslim öğrencilere de eğitim verilirmiş…

Ki, bu sözünü ettiğimiz okulda 2 Müslim öğrencide okuma-yazma öğrenip ve daha sonra Osmanlı döneminde devlet kademesinde görev almıştır…

Bunlardan birisi;

Daha çok (Polis Ahmet) unvanıyla bilinen Ahmet Çetin, bu sözünü ettiğimiz manastırda eğitim almış ve Osmanlı döneminde Dereli ilçesinin ‘İlk Polisi’ unvanını almıştır…

İkinci kişiyse;

Asıl isminden çok (Katip Ali) diye bilenen Ali Çelebi’de Hisar Kalesi Rum okulunda okuyup, eğitimin aldıktan sonra devlet dairesinde ‘Katip’ olarak görev yapmıştır…

Yüzyıl öncesi varlığı olan bir yerleşkeyi şöyle özetleyecek olursak;

Aksu vadisinde tek bir ‘manastır’ vardır…

O da, Hisar Köyüne bağlı Maden mahallesi yerleşkesindedir…

Ve sözünü ettiğimiz bu tarihi yerleşkenin üzerinde;

Bir zamanlar yörenin alışveriş yapacağı birkaç dükkan vardır…

Hıristiyan inancını temsil eden bir Kilisesi…

Yerleşkede soğuksu akan bir çeşmesi…

Ve uzaktan gelen konukları ağırlamak için bir ‘Konuk Evi’ vardır…

Manastırın içerisinde bir ruhban okulu;

Ve okulun mutfağı, yemekhanesi vardır…

Yatılı okuyan öğrencilerin barınabilmesi için yatakhanesi vardır…

Vesaire, vesaire…

Kısacası;

Hisar Kalesi ve Yerleşkesi üzerinden hesaplandığında rakımı 1100 metre yüksekliğinde olan bu ‘yerleşkede’ yörede yaşayanların yaşamsal gereksinimini sağlayan küçücük bir ‘yerleşke’ olarak hizmet vermektedir…

Peki, sözünü ettiğimiz bu yerleşkeden geriye kalan nedir?

Veya da siz görmeyenlere sorsak; hiçbir şey kalmış mıdır?

Evet, aynen düşündüğünüz ve tahmin ettiğiniz gibi;

Biraz önce sözünü etmeye çalıştığımız mekanlardan geriye kala-kala yüzde-on veya bilemedin yüzde-yirmi bir enkaz kalmıştır…

Çünkü bu yüzyıllık süre içerisinde;

Define avcıları bu tarihi ‘kalıtların’ duvar diplerinde hazine ararken her tarafı köstebek gibi delik-deşik etmiş ve anasını ağlatmış…

Bazen de her yerde olduğu gibi;

Güzelim silindir taşlar -nasıl kırıp taşıdılarsa- götürüp tarlasının kenarına duvar yapmış…

İnek veya davar bakan çobanın canı sıkılmış;

Elindeki ‘girebi’nin ucuyla aklına gelen isimleri yazmış…

Vesaire, vesaire…

Tarihi mirasları korumaktan vazgeçtik;

Define avcıları başta olmak üzere, birileri tarafından tarihi eserlerin ve ‘kalıtların’ anası ağlatılmış…

Sayın vekilimiz Sabri Öztürk bu acı tabloyu gördükten sonra, üzgün bir şekilde dudaklarından dökülen bir cümleyle ifade edersek;

“Hazine ararken, asıl tarihi hazineyi mahvetmişler…Ne acı” dediği gibi gerçekten de içler acısı durumda gördük Hisar Kalesindeki tarihi yerleşkeyi…

Sohbetimizi sayın milletvekilimizin öne sürdüğü düşüncelerle özetleyecek olursak, sayın vekil diyor ki;

“Bize düşen görev burası mutlaka korunmaya alınmalı…

Gerekli yasal işlemler tamamlanıp, bir an önce buranın tarihsel özelliği arkeolojik kazılar yapılarak ortaya çıkarılmalı…

Veya da ‘Tabiat Parkı’ statüsüne kavuşturularak gün yüzene çıkarmalı” dedikten sonra da bu konuda gereken girişimleri hemen yapacağını söyledi yörenin çocuğu sayın milletvekili Sabri Öztürk…

Bu güzel dileklere bende şöyle bir katkı yapmak istiyorum;

Bu tür güzel projelerin öne çıkması için salt, topluma önderlik yapanların çabası yetmez diyorum…

Yöre halkının da, bu projelerin ‘bir an önce gerçekleşmesi içinde’ toplumun kendi kişisel sorunlarına sahip çıktıkları gibi sahiplenip ve benimsemeleri gerekir diye düşünüyorum…

Buyurun;

Şimdi sözü size bırakıyorum…

Ancak birde özel ricam olacak;

Bu ‘tarihsel mirasın’ ortaya çıkması için sizlerin de moral desteğini bekliyorum…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM