ÜLKEMİZİN ZENGİNLİKLERİNİ GÖREMEYENLER    

ÜLKEMİZİN ZENGİNLİKLERİNİ GÖREMEYENLER    

Herkes tarafından bilinen ve gerçek olan, ülkemizin köklü bir tarihe sahip olduğu.

İnsanlığın var olduğu tarihe uzanan bir geçmişi bulunmakta.

Birçok farklı etnik ve inanç gruplarına ev sahipliği yapmış, onların kültürleri ile yoğrulmuş topraklar ve bin yıla yaklaşan Anadolu halkları birlikteliği.

Konumu itibariyle sadece bulunduğu bölgede değil, ikliminden toprağına kadar her alanda dünyanın en iyi coğrafyasında yer almakta.

Doğusunda kar yağarken, kuzey ve batısında bahar havası yaşanan, güneyinde ise denize girilebilinen bir ülkeden söz etmekteyim.

Dünya haritası göz önüne alındığında merkez olma durumunda.

Pergelin sivri ucunu Sivas’a koyup küçükten büyüğe doğru daireler çizildiğinde neredeyse tüm dünyayı içerisine alabilecek konumda.

Kısacası, dünyanın merkezi Anadolu.

Geniş topraklara sahip, sebze, meyve ve gıda ürünü çeşitli, çok iklimli, farklı bölgeli.

Üretime dönüştürüldüğünde kendine yetebilen, diğer ülkelere de dışsatım yapabilme yeterliliği olan verimli topraklar.

Aile, akraba yardımlaşması ve yatkınlığı.

Her an üretime katkıda bulunabilecek özellikte genç bir nüfus.

İlkokuldan üniversiteye değin eğitim gören, 20 milyonu aşan öğrenci potansiyeli.

210 üniversite ve iki milyonu geçen öğrenci sayısı.

Yurtdışında bulunan dört milyon vatandaşımızın farklı kültür, tekniklerle yüz yüze gelmeleri, çocuklarının bu ülkelerde eğitim görmeleri, ülkemize yatırım yaparak ekonomiye destek vermeleri.

Avrupa ve ABD’de doktorasını yapan 5000’e yakın genç araştırmacı, bilim adamı.

Özel sektörün girişimci ve yenilikçi dışa açılımcı yapısı.

Artı değer olarak daha yüzlercesini sayabiliriz.

Bütün bunlara karşın istenilen düzeyde başarıyı yakalamada zorlanmaktayız.

Kişi başına düşen gelirimiz 10 bin doların altında.

Ürettiğimizden daha çok tüketip, toplum olarak üretimden kaçmaktayız.

Kanada, Özbekistan, Rusya’dan buğday, Yunanistan’dan pamuk, Arjantin’den büyük ve küçükbaş hayvan, daha onlarca çeşit meyve ve gıda ürünlerini dışarıdan ithal etmekteyiz.

Neredeyse her kıtadan temel gıda ürünlerinin dış alımını yapmaktayız.

Üstelik Anadolu’nun verimli topraklarını görmezlikten gelerek.

Toplum olarak ithal ürünlere çok çabuk ısındık, sevdik ve her şeyi ithal etmekteyiz.

En fakirimiz dahi yabancı sigara tüketmekte, ürün almakta.

Dışalım, dışsatım arasında denge yok. Arada uçurumlar var.

Ürettiğimizden daha çok tüketmekteyiz. Hem de geleceğin hesabını yapmadan.

Bilinen, gerçek olan ise tüm tarım, meyve ve hayvansal ürünlerin merkezi Anadolu.

Şehirler çarpık kentleşme anlayışı ile hızla büyümekte.

Dünyanın en ileri ülkelerindeki AVM’ler ülkemizde de açılmakta.

Teknoloji, patent üretimi düşük ve üretim yapımız dışa bağımlı gelişmekte.

Nitelikli üniversiteler kurup, araştırma merkezleri açarak bilimde ilerleyemedik.

Sanayiye önem vererek ürettiğimizi ürünlerle dünya pazarlarına giremedik.

Yaklaşık 90 yıl önce belirlenen “çağdaş ülke düzeyini yakalama”  hedefi sözde kaldı.

Eğitimi aracı kılarak insanımıza yatırım yapamadık.

Bilginin güç olduğunu yok sayarak, bilgili ve bilgiye dayalı bireyler yetiştiremedik.

Liyakatten yoksun olanları yönetim kademelerine getirerek sahiplendik.

Her alanda söz sahibi olabilmeye yönelik tüm olanaklar mevcut iken, başarısız olmamızın asıl kırılma noktası ise 11 Kasım 1938’de başladı.

Bu tarihten itibaren Atatürk düşünce ve felsefesinden sapmalar oldu.

Son yıllarda etik ve insani değerlerin hızla yok olduğunu, toplumsal barış ve birlikte yaşamın zorlaştığını, birinin üzüntüsünün diğerinin sevincine dönüştüğünü görmekteyiz.

Asıl sıkıntı, tamamen dış kaynaklı popüler kültürün esiri olan genç nüfus üretimden kaçarak, tüketici durumuna geçmeleri olsa gerek.

Toplumun ortak paydası olan belirli değer ve kavramlar yok sayılmaya başlanıldı.

Çoğunluğun rahatsız olduğu bu olumsuzluklara daha yüzlercesini ekleyebiliriz.

Yaşanan, bilinen gerçek tüm olumlu koşullara karşın istenilen başarıyı yakalayamadık.

Ünlü Fransız yazar Moliere, “ En çok hoşumuza giden insan, kendimize benzettiğimiz insandır” der.

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar