Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
ZENGİNLER KÜPÜNÜ DOLDURMUŞ  YOKSUL DAHA DA YOKSUL OLMUŞ 
  • 0
  • 102
  • 17 Haziran 2021 Perşembe
  • +
  • -

Yani;

Şu bulaşıcı ve salgın hastalık sürecinde nüfusun en zengin yüzde 20’lik kesiminin toplam gelirden aldığı pay 1.2 puan artarak yüzde 47,5’e yükselirken…

En düşük gelire sahip kesim ise toplam gelirden aldığı pay yüzde 0,3 daha azalarak yüzde 5.9’a düşmüş…

Bunu ben demiyorum…

Tövbe-şart olsun ben diyorsam…

Bunu devletin resmi bir kurumu olan TÜİK diyor…

Zaten bunu ben söylesem, sen söylesen kimse inanmaz ki…

Her neyse…

Evet, aynen böyle diyor Türkiye İstatistik Kurumu denilen TÜİK…

Ve yukarıda paylaştığım istatistiksel rakamları verdikten sonra da şöyle özetliyor bu durumu;

“Yoksulla-Zengin arasındaki uçurum gittikçe büyüyor.”

Doğru söylüyor…

Vallahi de doğru söylüyor billahi de…

Doğru söylüyor ki;

Zenginliğiyle gurur duyduğumuz bir aile ‘akşam yemeğini’ yemek için biniyor helikopterine ve Muğla-Kumlubük denilen plaja inişini yapıyor ve arkadaşlarının teknesine kahvaltı yapmaya gidiyor.”

Öte tarafta;

Çöp konteynırlarından akşam karanlığında ekmek toplayanlar ve mutfak atıkları toplayanlar varmış…

Pazar yeri dağılınca mahallenin yoksulları ellerine birer torba alıp, yere dökülen çürük sebzeleri toplamak için pazar yerine koşarmış;

Artık o da onları sorunu veya onların kaderi!…

Demek ki neymiş efendim;

“Toplumun yüzde-20’lik kesimi milli gelir dağılımından daha çok pay alıyormuş ve geriye kalan yüzde-80 yoksul kesim ise tamamen geride kalmış (ve amiyane tabirle) nal topluyormuş.”

Eh, bu sözü ‘yönetim biçimine’ muhalif birisi söyleseydi…

Yani bu zenginle-yoksul arasındaki uçurum farklılığını sol cenahtan bir solcu veya sosyalist söylemeye kalksaydı;

Solcuları topa tutarlardı…

Ve demediklerini bırakmazlardı…

“Yüzde-20’mimiz zengin, yüzde-80’miz yoksul kaldı ha!?”

-Seni gidi bölücü seni…

-Seni gidi servet düşmanı seni…

-Seni gidi komünist seni…

-Durup-dururken toplumu; zengin-fakir diye ikiye ayırırsın ha!?

Vesaire, vesaire..

Buna benzer suçlamalarla üzerinize gelirler ve sizin ‘haklarını’ savunmaya çalıştığınız halka sizi şikayet ederlerdi…

Burada işin en ilginç ve düşündürücü yanıysa şurası;

Sizler ezilen, sömürülen ve emeğinin karşılığını alamayanların yanında saf durup, onların haklarını savunmaya kalkarsınız…

Ve ‘haklarını’ savunmaya kalktığınız kesim sizin dediklerinize inanmaz ve tam tersine kendisini ezen kesimlere ve onların temsilcilerine alkış tutar…

Ve onlara eşlik ederek, kendisini savunanları suçlar…

Bu da garip bir çelişki işte…

Sohbetimizi yavaş yavaş özetleyerek sonlandıracak olursak…

TÜİK’in de ifade ettiği gibi;

Toplumun yüzde-20’si zenginlikte tavan yapmaya başlamış…

Yüzde-80’i ise (onlar böyle ifade etmiyor ama) açlık ve ölüm sınırına dayanmış…

Yani, zenginle-yoksul arasındaki makas iyiden-iyiye açılmış…

Hem de öylesine açılmış ki;

Üst düzeyde görevlendirilen birçok liyakatsız bürokrat 4-5 yerden toplamda 70-80 bin lira maaş alırken;

Yıllarını devlet hizmetine vermiş bir emekli öğretmen veya memur ay-başlarını zor getirmeye başlar olmuş…

Gün geçtikçe çoğalan ‘işsizler ordusu’ ise ne yapacağını şaşırmaya başlamış…

Vesaire, vesaire…

Psikologlar, psikiyatristler ve bu işin uzmanları ne düşünür onu biz bilemeyiz ama…

Ben amatörce tahminlerimle şöyle düşünüyorum;

Bir toplumun yüzde-20’si ekonomik mutluluğun tadını çıkarıyorsa…

Çoluk-çocuk atlayıp uçağına veya helikopterine en lüks otellere kahvaltı yapmaya gidiyorsa…

Ve geceliği 40 bin, 100 bin (eski hesap milyarlık) odalarda yatıyorsa;

Ve öte tarafta toplumun yüzde-80’i ekonomik sıkıntılar nedeniyle;

Geçim sıkıntısı çekiyorsa…

Açlık ve ölüm sırında yaşıyorsa…

Çöplerden ve pazar yerlerinden yiyecek topluyorsa…

Bırakın bir gecelik ücreti ‘milyarlık’ otellerde yatıp-kalkmayı…

Günümüzde hala başını sokacak evi olmayan milyonlarca insan varsa;

Bu dünyanın çivisi zaten çoktaaaan çıkmış demektir!…

Veya da nasıl söylemeli bilmem ki;

Bir toplumun yüzde-sekseni ‘yokları’ ve ‘yoksulluğu’ yaşıyorsa;

O, toplumun ya aklı başından alınmıştır…

Ya da beyni uyuşturulmuştur diye düşünüyorum…

Ve bunu da söyledikten sonra sözü size bırakıyorum…

Buyurun…

Şimdi söz sırası sizin…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM