Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
DERELİ İLÇESİNİ YENİDEN KURANLAR NAÇİZANE BİZİMDE BİR ÖNERİMİZ VAR
  • 0
  • 315
  • 18 Eylül 2020 Cuma
  • +
  • -

Sevgili dostlar,
Değerli canlar,
Bugünkü sayfa sohbetimiz;
Yine Dereli ilçesi üzerine olacak..
Şimdi birçoğunuzda belki -haklı olarak- diyecektir ki;
“Yahu nedir bu ikide-bir Dereli ilçesini gündeme getirmeniz?”
“Sabah-akşam Dereli ilçesi konuşuluyor”
“Konuşulduğu yetmezmiş gibi, Cumhurbaşkanı başka olmak üzere, ilgili-ilgisiz tüm ‘bakanlar’ üst düzey bürokratlar ve avanta peşinde koşan müteahhitler Dereli ilçesinde yatıp kalkıyor” diye düşünenleriniz var mıdır-yok mudur onu bilemem ama;
Ki, böyle düşünenler varsa, haksız da sayılmazlar…
Sayılmazlar sayılmasına da..
İnanın bana bugünkü sohbet konumuz, öyle pek ‘geyikten’ bir muhabbet olmayacak…
Yani, yaptığımız sohbet ‘ceviz kabuğunun için’ dolduracak!
Efendim;
Cümle-aleminde bildiği gibi 22 Ağustos tarihinde Giresun’un birkaç ilçesi, köyü ve beldesi büyük bir sel felaketi yaşadı…
Ve bu yaşanan büyük sel felaketi daha çok Dereli ilçe merkezini vurdu ve önüne katarak adeta ortadan kaldırdı…
Onun için şimdi devlet büyüklerimiz yeni bir kent yerleşim planı yaparak ilçeyi yeni baştan kuruyorlar…
Ki, bana göre de çok doğru yapıyorlar..
Yani;
“Böyle çarpık-çurpuk turizm patentli ilçe mi olur?” diyerek;
Çarpıt-çurpuk kentleşmeye son vermek istiyorlar…
Onun için, dere yatağına eskiden yapılmış ne kadar bina varsa, hepsin de yıkıyorlar…
Yeniden bir ‘kent yerleşim planı’ yaparak, Dereli ilçesini yeniden, sıfır-baştan kuruyorlar…
Ve az öncede belirttiği gibi;
Böylesi bir kararı yürekten destekliyorum..
Hatta ayakta alkışlıyorum…
Düşüncemi böyle açık-açık belirttikten sonra şimdi geliyorum naçizane yapmak istediğim öneriye (diyeceğim ama) demeden önce-geçmişe yönelik-birkaç ‘yerleşim’ örneği vermek istiyorum.
Şöyle ki;
Eskilerin devlet yöneticileri kurmak istedikleri Köy Enstitülerin şehir merkezlerinden kilometrelerce uzak alanlara kurmuşlardı.
Ve o gün bozkırın yüzüne kurulan okulların olduğu bütün yerler, şimdi büyük bir kasaba yerleşkesi veya büyük bir beldedir…
Örneğin;
Bundan 60 küsur yıl önce Orta Doğu Teknik Üniversiteni kuran yönetici aklı, bu sözünü ettiğimiz okulu Ankara’nın yaklaşık on kilometre uzağına kurmuşlardı…
Bugün Ankara’nın ana merkeziyle karışmış durumdadır…
Eskişehir’de kurulan Anadolu Üniversitesi ha-keza öyle..
Verdiğim bu örnekleri yeterli sayıyorum…
Ve şimdi asıl anlatmak istediğim konuya girmek istiyorum.
Dereli ilçesi 1958 yılında ilçe oldu…
Ve aynı yıl belediye statüsüne geçip, 3 mahalleyle başladığı yolculuğu bugün (yanlış bilmiyorsam) 7 mahalle ile yol alıyor.
Ve bu mahallelerden;
Sütlüce, Kuşluhan ve Bahçeli mahallesi coğrafi konum olarak (şehir yerleşim planı yapıldıktan) sonra bazı ‘kamusal binaların’ bu mahallelere yapıldıktan sonra ‘şehirleşme’ye gayet müsait mahallelerdir…
Yani kısaca demek istiyorum ki;
Geçmişte çarpık ve yanlış yerleşmenin faturasını ‘sel felaketiyle’ çok kötü ödedi Dereli ilçesi..
Ve ilçenin bu plansız yapılanmasını tespit eden devlet büyükleri de,büyük fedakarlık göstererek ilçeyi yeniden planlayıp kurmayı düşünüyorlar şimdi…
Bu konuda bizim naçizane önerimizde şöyle;
“Madem ilçeyi sıfırdan yeniden kuruyorlar.”
“O zaman ilçeyi vadideki (eski) ana merkeze sıkıştırmasınlar da;
Devlet adına yapılacak olan kurum ve kuruluşları (düzlüğü olan) Sütlüce, Bahçeli ve Kuşluhan mahallesi gibi yerlere de yapmayı düşünsünler.”
Örneğin;
(Gelişigüzel söylüyorum)
Kaymakamlık Binasını (yıkılan) Lise Bahçesine düşünüyorlarsa;
Yeniden yapılmak istenen liseyi Sütlüce, Kuşluhan mahallesine düşünebilirler…
Yok; “Oralar lise için çok uzak” diyorlarsa…
Yıkılan ‘Yüksek Okulu’ lojmanları, öğrenci yurtları ve sosyal tesisleriyle birlikte ya Kuşluhan Mahallesine veya da Bahçeli Mahallesine yapmayı düşünsünler…
Vesaire, vesaire…
Ve işin başında eğer kamusal binalar bu mahallelere dağıtılarak yapılırsa;
Eskiden olduğu gibi hem binalar üst-üste yığılmış olmayacak..
Hem çirkin yapılaşma ve görüntü ortadan kalkacak..
Hem de ‘Aksu deresi’ özgür akacak…
Sakına-sakın bana “bunları gerçekleştirmek fazla hayal ürünü” diye gerekçe ileri sürmeyin…
Bunların hiçbirisi hayal ürünü değil…
Vallahi de değil, billahi de..
Yeter ki ‘çobanın tekeden süt sağmaya’ niyeti olsun…
Yetir ki, duygusal ilişkiler ve kişisel çıkarlar kokmasın!
Üstelik örneği de yok değil yani…
1966 yıllarında (bazı kesimin) ilçe merkezinin dışında “Sağlık Ocağı’mı olurmuş” diyenlerde olmuştu..
Olmuştu olmasına ama;
Dönemin kaymakamı Osman Turan Erçin’in öncülüğünde Sağlık Ocağı (hiçbir kamu binasının olmadığı) Sütlüce Mahallesine inşa edilip yapılmıştı…
Ve en kısa zaman diliminde de;
Vatandaş ‘sağlık hizmetini’ ilçe merkezinden en az 1 kilometre uzaklıkta olan Sağlık Ocağına gidip-gelmeye alıştı…
Derken aynı bölgeye merkezdeki Atatürk İlkokulunun binası inşa edilip, Sütlüce mahallesine taşındı…
Andından ‘Adliye Lojmanları’ yapıldı.
Az önce sözünü ettiğimiz Sağlık Ocağının arkasına TOKİ Evleri yapıldı…
E,demek ki bir kamu binası yapınca, arkasından ötekilerde ağır ağır yola girip yapılabiliyormuş..
Yani istense yeni bir ‘yerleşke’ kurulabiliyor’muş…
Bizim önerilerimizi dikkate alırlar mı-almazlar mı onu bilemem..
Ki, bu önerileri ‘zurnanın son deliği’ önerdiği için muhtemelen dikkate almazlar diye düşünüyorum..
Ancak dikkate alsalar da-almasalar da;
Ben yinede öneriyorum…
Hatta bu önerilerime şunları eklemeyi de düşünüyorum;
“Mademki Dereli ilçesini -büyük külfetler altına girerek- yeniden kuruyorsunuz.”
O zaman bu ilçenin (uygun göreceğiniz bir yere)Kültür-Sanat Merkezide kurulsun…
Örneğin kurulan bu Sanat Merkezinde;
En azından 300-400 kişilik bir Tiyatro Salonu olsun…
Tiyatro Salonun antresinde bir ‘Sergi Salonu’ olsun…
Ve yine bu Sanat Merkezi Kompleksinde Dereli İlçesinin tarihi bilgi ve belgelerinin arşivleneceği bir küçük Müzesi olsun…
Bu Sanat Merkezinde hem yetişkinler ve hemde küçük çocuklar için ‘Hobi Atölyeleri’ olsun…
Çok mu lüks ve gereksiz şeyler önerdim yoksa?
Olsun be…
Hatta bu önerdiğim sanat merkezini yapmaya her kim öncülük yapıyorsa kendi ismini versin;
İtiraz edersem namussuzum…
Hı, siz ne dersiniz benim bu saçmalıklarıma?
Bu abuk-sabuk, ipe-sapa gelmez önerilerime sin ne dersiniz?
Buyurun…
Şimdi söz sırası sizin…
Açıktan söylüyorum;
Ya benim eksiklerimi tamamlayın…
Ya da aklınız yatıyorsa destekleyin…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM