Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
ESKİDEN HIDRELLEZE GİDİLİRDİ HERKES GÖNLÜNCE EĞLENİRDİ
  • 0
  • 519
  • 06 Mayıs 2020 Çarşamba
  • +
  • -

Merhaba sevgili dostlar,
Merhaba değerli canlar,
Bugün günlerde 5 Mayıs..
Bildiğiniz gibi malum tehlikeden dolayı yaklaşık iki aydır dışarıya çıkamıyoruz..
Gezip dolaşamıyoruz..
Dışarı çıkıp; dostlarla yüz-yüze, nefes-nefese bir merhaba deyip el sıkışamıyor’uz..
Karşı-karşıya oturup bir bardak çay içemiyoruz..
Tiyatroya gidemiyoruz..
Nişan, düğün tarihlerini erteliyoruz..
Kısacası,sevdiğimiz insanlarla bir araya gelip, şöyle gönlümüzce eğlenemiyoruz..
Bugün 5 Mayıs..
Bizler, kapımızı Hıdrellez’in ve Hızır’ın çalmasını beklerken;
Kapımızı ‘korana-virüs’ denilen sinsi bir canavar çalıverdi!
Ve bizleri cümbür-cemaat evlerin içerisine tıkıverdi..
Halbuki bizler yarın Hıdrellez kutlamalarına gidecektik..
Arkadaşlarla birlikte Hıdrellez etkinliklerinin yapıldığı yere gidip gönlümüzce eğlenecektik..
Ama olmadı…
Vay be!
Böylesi günlerde vardı bir zamanlar ha!
Eskiden “Hıdrellez ne zaman gelecek, kaç gün kaldı” diye ileriye dönük hayaller kurardık..
Ve şimdi yılların gerisinde kalan anılarına dönüş yaparak;
“Vay be!” diyerek ‘iç’ çekiyoruz..
“Bir zamanlar Hıdrellez kutlamaları’da giderdik” deyip, yıllarca geriye gidip, anılarımızla avunmaya çalışıyoruz..
Sevgili dostlar,
Değerli canlar,
Sizlerinde çok iyi bildiği gibi;
Anadolu insanını ritüellerle süslü inançsal değerlerinden biriside; Hıdrellez’ inancıdır..
Ve bu inanca sahip olanlar; 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gece Hızır ve İlyas’ın yeryüzüne ineceğine ve evleri dolaşacağına inanırlar..
Dolaştığı evlere bereket ve bolluk geleceğine..
Dokunduğu eşyalara dokunulursa şifa olacağına..
Eğer ritüller eksiksiz yerine getirilirse, o yılın iyi geçeceğine ve bereket getireceğine inanılırdı..
Ve bu nedenle de;
Kırmızı bir kurdeleyi (dilek diledikten sonra) bir gül dalına bağlar veya gül ağacının dibine gömülürse ‘dileklerin’ kabul olacağına inanırdı..
Ve Hıdrellez gecesi;
Yiyecek kaplarının ağızları,
Para keselerinin ağızları,
Tahıl ambarlarının ağzı açık bırakılırsa daha bol kazançlar elde edileceğine inanılırdı..
Başka günlerde olduğu gibi Hıdrellez günü evin kapısına gelen konuklar ister tanıdık, isterse yedi-kat yabancı olsun, mutlaka içeriye davet edilip;
Açsa karnı doyurulur..
Konuk olmak istiyorsa;
Konuk edilirdi..
Çünkü inançlara göre belki de kapısına gelen ‘Hızır’ olabilir diye düşünülürdü..
(benim anam’da bu ritüellere inananların başında gelenlerdendi)
Her neyse..
Sevgili dostlar,
Hıdrellez inançları ve kutlamaları, ülkemizin, ilimiz ve ilçelerinde kutlandığı gibi (geçmişte) bizim ilçemiz Dereli ilçesinde de ritüel değerleri yerine getirilir ve Hıdrellez kutlamaları yapılırdı..
‘Yapılırdı’ diyorum…
Çünkü 1971-72 yıllarından sonra daha yapılmaz oldu..
Ve Hıdrellez Kutlama Etkinlikleri Dereli ilçesinde iki yerde olurdu.
Birisi; Taşlıca-Meşeliyatak-Zırhlıhan köylerinin kesiştiği nokta olan ve adına ‘Kuskun Tepesi’ denilen yerde..
(Görselde paylaştığım fotoğrafta görünen tepe)
Bir diğeri ise Dereli ilçesinin yüksek köylerinin ve yöreye yakın diğer ilçe köylerinin ortaklaşa buluştuğu Karagöl yöresinde bulunan ‘Kırklar Tepesinde’ yapılırdı Hıdrellez kutlamaları..
Ve benim çocukluk ve gençlik yıllarımda Kuskun Tepesindeki ‘Hıdrellez etkinliklerinde’ hafızamda kalan bazı anılarımı siz değerli dostlarımla da paylaşmak isterim..
Ve;
Çocukluk yıllarında katıldığım ‘Hıdrellez kutlamaları’ bana daha güzel geliyordu…
Hele-hele bu etkinliğe okul ve sınıf arkadaşlarımızla birlikte gidip katılırsak daha da çok güzelleşiyordu..
Hıdrellez gününe aylar öncesinden düş kurup ve en az bir hafta önceden neleri götürmemiz gerektiğinin hesabı-kitabını yapardık.
Hele o gün birde babalarımız harçlığımızı fazla verirse tadına doyum olmazdı doğrusu!..
Çünkü Hıdrellezin kutlandığı Kuskun tepesindeki panayıra kurulacak olan çayıra çıkınca, bir simit kendimize alıyorsak, bir simitte arkadaşımıza almayı düşünüyorduk..
Veya ‘Hıdrellezin’ kutlandığı panayıra gidemeyip evde kalan kardeşimize bir şeyler almaşı hayal ediyorduk..
Belki-tane işi satılan- köftelerden ‘çeyrek ekmek’ içine bir köfte daha fazla fazla satın almanın hesabını yapıyorduk..
(ama çoğu kez bunlar bizim için biraz lüks bir hayallerdi tabi)
İşin şakası bir tarafa…
Gerçekten güzel günlerdi..
Hayallerini kurmak bile yeterdi!
Büyüklerimiz bizlere her ne kadar;
” Hıdrelleze gidince,Tepede yatan evliya hazretlerini ziyarete giderseniz eğer abdestsiz gitmeyin.”
“Evliyayı ziyaret ettiğinizde mutlaka ruhuna fatiha okuyun” diye sıkı-sıkıya tembih ederlerdi..
Aslında ‘evliya yatıyor’ dedikleri yerde öyle ‘Türbe’ filanda yok ha!..
Üç-beş taş yığınından ibaret evliya yatıyor dedikleri yer..
Her neyse…
Sohbetimizi özetleyecek sonlandıracak olursak;
Bir zamanlar ‘Hıdrellez’ kutlamaları yediden-yetmişe hep birlikte kutlanırdı..
Hıdrellez gününe bir gün kala uzaktan-yakından gelecek olan pazarcılar, erkenden gelmeye çaba gösterir ve çadır kuracaksa çadırını, ticaret yapacaksa, ticaret tezgahını kurmak için bir gün öncesinden gelip yer kapardı..
Ve (bugün nasıl bakılır, nasıl değerlendirilir onu bilemem ama) o günlerde inançsal ritüeller ve ibadetlerle, sazlı-sözlü eğlenceler hep birlikte yapılırdı..
Yani İbadetini yapmak isteyen ibadetini yapar..
İnançsal ritüelleri yerine getirmek isteyenler, inancının gereğini yapıp tamamlardı..
Hıdrellez kutlamalarına gelenlerin kimisi;
Bir kenarda ‘çoban ateşi’ yakar çayını demlerdi.
Kimi dost takımı bir ağacın gölgesinde ‘dem sofrası’ kurardı..
Ve işin en güzel yanı’da hiçbir kimse yapılan bu eğlence türlerini yadırgamazdı..
Bir yanda davul-zurnayla horon tepenler…
Bir yanda ‘Bağlamanın sesiyle’ Giresun karşılaması oynayanlar.
Bir yanda kemençeyle ‘Al aşağı-vur dizi’ yapanlar!
Bir yanda ‘evliyayı’ ziyaret etmek için tepeye çıkanlar!
Bir yanda çalıların veya bir çadırın içesinde ‘dem’ yapanlar!
Bir yanda kalabalığın içinde kaybolan çocuğunu arayanlar!
Bir yanda kafayı iyice bulduktan sonra havaya kurşun sıkanlar!
Bunların hepsi iç-içe geçmiş ve yaşanan güzelliklerdi be!
Hepsi geride kaldı,..
Bu güzelliklerin hepsi siyah-beyaz solmuş fotoğraflarda kaldı..
İçeriği baştan-aşağı hoşgörüyle dolu olana bu güzel değerlerimiz acaba neden korunamadı?
Neden günümüze kadar taşınamadı?
Acaba bu ‘hoşgörüye’ dayalı değerlerimizden bizleri teknolojik ve dijital dünya mı uzaklaştırdı?
Bence üzerinde düşünmeye değer..
Son söz;
Başka yörelerde ‘Hıdrellez kutlamaları’ veya etkinlikleri eskiden olduğu gibi aynı heyecanla kutlanıyor mu, kutlanmıyor mu? onu bilemem ama…
Bizim ilçemiz Dereli’de 1970’li yıllarının başından sonra Hıdrellez günleri kutlanmama’ya başlandı..
Kim bilir;
Hızır belkide bizim bilmediğim bir olaya tepki gösterdiği için daha gelmiyordur!
Veya gelmediğine inanılıyor’dur!
Olamaz mı?
Neden olmasın…
(Söz fazla uzadı)
Bu sorunun yanıtını da yarın birlikte aramaya çalışalım.
NOT:
Birinci görselde bundan yıllar önce her 6 Mayıs’ta ‘Hıdrellez’ kutlamasının yapıldığı Kuskun Tepesi görülüyor.
İkinci görselde ise bir Hıdrellez günü dostların kendi aralarında kurduğu ‘dem’ sofrasında sivil, memur ve öğretmen hep birlikte eğleniyor.
(Öğretmenlerden birisi Taşlıca İlkokulu öğretmeni (rahmetli) Mehmet Uzuner ağabeyimiz. Bir diğer öğretmen ağabeyimizde yine (rahmetli) Ahmet Türk)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM