Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
YARIN CUMHURİYETİ KURACAĞIZ KÖLE OLMAKTAN KURTULACAĞIZ
  • 0
  • 275
  • 28 Ekim 2020 Çarşamba
  • +
  • -

Tarih; 28 Ekim 1923
Yer; Çankaya Köşkü
Kabine; Gazi Mustafa Kemal’in daveti üzerine köşkte toplanıyor.
Ve bir süre sohbet ettikten sonra mavi gözlü lider;
“Beyler, yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz” diyor…
Nefesler kesiliyor…
Kabine üyeleri anlamlı-anlamsız birbirlerinin yüzüne bakıyor…
Kiminin yüzünde tatlı bir tebessümle memnun olduğu ifade ediyor.
Kimileri de ‘bu da nereden çıktı’ dercesine kaşlarını çatıyor!…
Ve bir gün sonra…
Yani 29 Ekim 1923 tarihinde…
Türkiye Büyük Millet Meclisinde;
Cumhuriyetin kuruluşu ilan ediliyor…
Yani demek isteniyor ki;
800 yıldır el-etek öperek biat ettiğimiz padişahlık saltanatına hayır denilmek isteniyor….
Yani;
Bundan sonra kimse kimsenin kulu kölesi olmayacak ve özgür birey olarak yaşayacak…
Halk özgür idaresiyle kendi yöneticisini kendi seçecek…
Yani; en kısa zamanda demokrasiye geçilecek denilmek isteniyor…
Deniliyor denilmesine de….
TBMM Üyelerinin birçoğu bu yapılmak istenen yeniliklerden henüz hiçbir şey anlamadığını söyleyen üyeler olduğu gibi…
Padişah yönetiminin kalıbından çıkmak istemeyen ve devam etsin diyen meclis üyeleri de var…
Diyeceksiniz ki;
“Peki bunlar neden karşı çıkıyorlar?”
Padişahlık kalıbının içine girenlerin karşı çıkması gayet normal…
Çünkü, yeni getirilen bu sistemini içerisinde;
Halkın kendi yönetimini, kendisinin belirlediği demokrasi denilen bir sistem var…
Kadınlarla-erkeklerin eşit haklara sahip olma durumu var…
Erkeklerin ‘çok evlilik’ sistemini kaldırıp, medeni yasaya göre hareket etme durumu var…
Cumhuriyetin ilanından sonra çıkarılması düşünülen 1924 Anayasasının içerisinde ‘Toprak Reformu’ yapılarak, toprak ağalığı sistemine son verme tehlikesi var…
Hele hele bir tehlike daha var ki, evlerden uzak olsun!…
Ortalıkta dolaşan söylentilere göre, Gazi Mustafa Kemal’in;
“Cumhuriyet, şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz” diyerek; Tekke ve Zaviyeleri, çaput bağlanan Türbeleri kaldırma ihtimali var…
Eğitim-öğretimde kullanılan Apar harflerinin kaldırılıp, onun yerine tüm dünya ülkelerinin kullandığı Latin Harfleri getirme tehlikesi var.
Kısacası;
Yüzyıllardır nereye gittiği belli olamayan yolculuğu bırakıp, bilimin ışığı altında çağdaş bir yolculuğa çıkmak istiyor Cumhuriyeti kuran kafalar…
Ancak;
Biraz öncede belirttiğimiz gibi bu yolculuktan (hem içeride, hemde dışarıda) rahatsız olanlar var…
Ki;
Bu rahatsızlığı yaşayanların içerisinde hem yerli, hem yabancı var.
Onun için hiç vakit kaybetmeden, ne yapılmalı-edilmeli…
Kurulan yeni cumhuriyetin de, cumhuriyetçilerin de defteri bir an önce dürülmeli!..
Ve aradan fazla zaman geçmiyor…
Yıl; 1925
İngilizler, yerli işbirlikçileriyle hızlı bir şekilde anlaşarak;
Dinci, gerici ve Nakşibendi lideri Şeyh Sait’i devreye sokup, isyan yaptırıyor…
Sonuç; hüsran…
Ölüm, kıyım, gözyaşı ve başarısızlık…
Eh, ne demişler;
“Su uyur, düşman uyumaz.”
Nakşibendi lideri; Şeyh Sait yaptığı isyanda sonuç alamadıysa alamadı…
Düşmanda puştluk ve pusu kurma şekli tek değil istediğin kadar var….
Yıl; 1926
Gazi Mustafa Kemal, İzmir ziyareti sırasında pusu kurulmalı…
Ve ortadan kaldırılmalı!…
Sonuç; fiyasko…
Cumhuriyet yolculuğuna devam ediyor…
Bir yandan yeni-yeni devrimler ve reformlar yapılıyor…
Bir yandan ülkenin dört-bir yanına fabrikalar işletmeler kuruluyor.
Yani;
Cumhuriyet fidanı günden-güne serpilip büyüyor…
Büyüyor büyümesine de…
Cumhuriyete ve onun getirdiği yeniliklere gıcık kapanlar içte-içe isyan edenler de boş durmuyor….
Yıl; 23 Aralık 1930
Yer; Menemen…
Bu kez bir başka Nakşibendi Şeyhi “Şeriat isteriz” diyerek isyana kalkışıyor…
Ve bu isyanın adı da; Manisalı Derviş Mehmet…
Hani şu ‘yedek subay öğretmen’ Kubilay’ın başını testere ile kesen gerici…
Ve yine ne diyordu Bursa’da yaşanan gerici bir olay karşısında?
(Sadece konumuzla örtüşen bölümüne özetleyerek veriyorum;)
“….Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç;
“Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir. diye düşünecek. ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır.
Mahkeme onu yargılayacaktır..
Yine düşünecek; “demek adalet örgütüne de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” diyecektir…
Sonuç?
Bu uygulama 1938 yılına kadar geçerli olabilir ama…
O günden bugüne…
O büyük insanında kuşkulandığı ve belirttiği gibi polis asıl suçluları tutuklamayı bırakıp, cumhuriyeti savunan gençleri tutukluyor!…
Ve mademki ‘Bursa Nutkundan’ bir kesit verdik, birde ‘Gençliğe Hitabe’den (konumuzla ilgili) bir kesit verelim;
“…Cumhuriyete kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin temsili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.”
(Bu konuda hiçbir yorum yapmayıp, onu da size bırakıyorum)
Ve bu ‘cumhuriyet’ konulu sohbetimizi de yaşanan iki örnekle sonlandırmak istiyorum…
Yıl: 1924
Gazi Mustafa Kemal yurt gezisinde çıkmıştır…
Tarih; 17 Eylül 1924 günü Rize’dedir…
İlin valisi, il merkezinde yeni yapılan bir caddeye ‘Mustafa Kemal Caddesi’ adını vermek istediğini söyleyince…
Mustafa Kemal, itiraz ederek; “Hayır, benim adımı değil ilelebet yaşaması gereken ‘Cumhuriyet’ adını verin der…
Bu olayın bir benzeri de aynı yıl Kars ilinde yaşanır…
Yani orada da aynı şeyi söyler; “Benim adımı değil, cumhuriyetin adını veren” der…
Ve bu her iki ilimizde yaşanan olay diğer iller ve kasaba yöneticileri tarafından duyulunca da….
Mustafa Kemal Atatürk’ün sağlığında caddelere isem verecek il ve ilçe yöneticileri hep;
“Cumhuriyet caddesi”
“Cumhuriyet Sokağı”
“Cumhuriyet Meydanı” şeklinde isim verirler…
Aramızdan ayrıldıktan sonra başlar “Mustafa Kemal Atatürk” ismini vermeler…
Yoruldunuz mu?
Tamam o zaman…
Şu güzel özdeyişlerle bitirelim bugünkü cumhuriyet sohbetimizi…
Ne diyordu o çakmak-çakmak bakan mavi gözlü dev;
“Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanlara düşmanız.”
Onun için;
“Yurtta barış, dünyada barış”
Başka ne diyordu;
“Uyuyan milletler ya ölür, yada köle olarak uyanır.”
Ve demokrasi anlayışını da şöyle dile getiriyordu;
“Eğer ülkeni kurtaracak bir lider bekleyeceksek; ben size hiçbir şey öğretememişim” demektir…
Atatürk düşünceyi aydınlığı içerisinde kutladığınız;
Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun…
İnşallah 100. yılını daha muhteşem bir şekilde kutlarız…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM