Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
ATANAMAYAN ÖĞRETMEN GÖREV BEKLİYOR GÖREVLİ ÖĞRETMENLERE APOLET TAKILIYOR
  • 0
  • 511
  • 22 Ağustos 2022 Pazartesi
  • +
  • -

Çık işin içinden çıkabilirsen…

Çöz bu problemi çözebilirsen…

Cumhuriyetin kuruluşuna ramak kaldı;

Eğitim sistemimizi bir türlü rayına oturtamıyoruz…

Rayına oturtamadığımız içinde;

Sürekli ‘öğretmenlik statüsüyle’ uğraşıp duruyoruz…

Öğretmen yetiştiren kurumlardan;

Köy Enstitüsünün kapısına kilit vurdular…

Ardından öğretmen okullarını kapattılar..

Öğretmen Okullarını kapatıp;

Liseye dönüştürdüler…

Baktılar bu da olmuyor;

Hızlı öğretmen yetiştirme statüsü icat ettiler…

Ve bu hızlı statü tekniğiyle kırk günde öğretmen yetiştirdiler…

Bu sistemden de sonuç alamayınca;

Bu kez ‘öğretmen yetiştirme’ işini dört yıl eğitim süreci olan Eğitim Fakültelerine çevirdiler…

Her üniversitede ‘öğretmen yetiştiren’ fakülteler açtılar;

Ve bugün sayıları 1 milyona varan ‘atanamayan öğretmenler’ yığılmasını böyle sağladılar…

Şimdi de muktedirler ve yasa yapıcılar;

Sanki öğretmenler kendi aralarında darmadağınık değilmiş gibi, yeni yönetmenlikler ve yasalar çıkararak, daha da yalnızlaştırıp dağıtmaya çalışıyorlar…

İcat ettikleri ‘uçuk’ projeyle;

Başöğretmen, uzman öğretmen, düz öğretmen, sözleşmeli öğretmen gibi statüler icat ederek, omuzlarına ‘apolet’ takmak istiyorlar…

Örneğin;

10 yılını tamamlayan öğretmenler ‘uzman’ öğretmen…

10 yılını tamamlayıp ve sınavlara girerek başarı kazananlara ‘Başöğretmen’ gibi sıfatlar yakıştırmayı uygun görüyorlar…

Ve bu tasnif yapıldıktan sonrada;

‘Uzman’ öğretmene bin (1000) lira…

‘Başöğretmene’ iki bin (2000) lira fazlalıktan zam yapmayı düşünüyorlar…

Yani, daha açık bir ifadeyle öğretmenlerin değerini;

Bin liralık öğretmenler…

İkibin liralık öğretmenler diye;

Ekonomik farklılıklarla değerlendirmek istiyorlar…

Halbuki 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu diyor ki;

Öğretmenlik özel bir ihtisas alanıdır…

Yani, öğretmenliğin bir ‘uzmanlık’ mesleği olduğunu..

Adaylığı kalkan her öğretmenin de ‘uzman’ olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor….

Anımsar mısınız bilmem;

Omuzlarında en fazla ‘apolete’ sahip Kenan Evren Paşa’da ’24 Kasım Öğretmenler Günü’ nedeniyle her yıl ‘Yılın Öğretmeni’ gibi bir şey icat etmişti de…

Ancak daha sonra ‘ayrımcılık’ yaratıyor diye kaldırılmıştı…

Şimdi insan ister-istemez şunu düşünmeden edemiyor;

“Acaba, Kenan Paşanın icat ettiği bu öğretmen ayrımcılığı daha da geliştirilerek sürdürülmek mi isteniyor?”

Ve en önemlisi de;

Öğretmen çoğunluğunun böyle bir talebi olmadığı gibi, çıkarılan bu yasa ve yönetmenliğe de karşı çıkıyor…

Yani, böyle bir ayrımcılık istemiyor…

Üstelik eğitim sistemi bir türlü rayına oturtulmamışken;

25 bin dolayında köy okulları kapalıyken…

1 milyon 218 bin öğrenci hala ‘taşımalı’ sistemle eğitim-öğretim görürken…

Ve öğretmen olarak;

700 bin dolayında atanamayan öğretmen varken…

Görev yapan öğretmenlerin;

774 bin 536’sı kadrolu…

114 bin dolayında öğretmen ‘sözleşmeli’ bir şekilde öğretmenliğini sürdürürken;

Öğretmenleri tekrar kendi aralarında ‘apolet ve rütbe’ takarak, kendi aralarında farklılık yaratmanın alemi ne Allah aşkına?

Gerçekten öğretmenliğin kalitesini yükseltmek istiyorsanız;

Önce ‘öğretmen yetiştiren’ kurumlara bir çeki-düzen verin…

Sizler gerçekten öğretmenlere saygı duyup seviyorsanız;

Öğretmenlerin arasında hiçbir ayrım yapmadan, özlük haklarını ve ekonomik durumlarını düzeltmeye bakıverin…

Örneğin;

Kitap, dergi ve gazete okuma alışkanlığı olmayan öğretmenlere bu yayınları okuma alışkanlığı kazandırın…

Bu yayın organlarını rahat alabilmeleri içinde;

Maaşının dışında her ay ‘kültürel yayınları’ takip etmesi için ayrı bir ek ödenek verin…

Destek olmanıza rağmen hala okuma alışkanlığı kazanmamışsa;

İşte o zaman bu tür öğretmenleri ‘ek ödeneklerinizden’ mahrum edin…

Öğretmen yorgunluğu başka yorgunluğa benzemez;

Onun için her ‘yaz tatiline girildiğinde’ öğretmenlere çoluğu-çocuğu ile rahat tatil yapacağı bir yere gönderin…

Ve masraflarını da ‘öğretmenleri çok sevenler olarak’ sizler çekin!

Öğretmenleri ‘statü’ ve ‘ekonomik farklılıklar’ yaratarak, kendi aralarında tasnif etmek yerine;

Çağın yolculuğunu takip edemeyen, ayak uyduramayan -sözüm ona- öğretmenleri bu yolculuktan çıkarıverin…

Çünkü öğretmen dediğin;

Değişen çağın değişimlerini en önce öğrenip, öğretendir…

Aydınlık meşalesi elinde en önde gidendir…

Son söz;

Mademki öğretmenlere çok düşünüyorsunuz…

Mademki öğretmenleri çok seviyorsunuz;

Neden bir kerecik olsun, öğretmenlerini görüşünü almıyorsunuz?

Hı, neden?

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM