Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
GENÇ ‘HİTABEYİ’ COŞKUYLA OKUYOR TRİBÜN AYAĞA KALKARAK ALKIŞLIYOR
  • 0
  • 560
  • 25 Ekim 2023 Çarşamba
  • +
  • -

Olay;

Bir ’19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramında’ yaşanıyor…

Yani her ‘bayram’ öncesi olduğu gibi;

Atatürk’ün ‘Gençliğe Hitabesini’ en iyi şekilde okuyacak bir öğrenci seçiliyor…

Öğrenci genç;

Bu kutsal görevin kendisine verilmesine çok seviniyor…

Ve haftalar öncesinden içselleştirerek iyice ezberliyor…

Tören günü geliyor;

Genç öğrenci arkadaşların en iyi şekilde temsil etmek için ‘Kürsüye’ çıkıyor…

Ve en güzel vurgulamalarla ‘Gençliğe Hitabeyi’ okuyor…

‘Hitabenin’ son cümleleri söylenir söylenmez;

Protokol dahil, bütün tribün ‘güüürr’ diye ayağa kalkıyor…

Genç öğreniciyi ayakta dakikalarca alkışlıyor…

Hatta alkışlanmakla kalınmıyor;

Protokol da oturan valinin gözleri yaşarıyor…

İki kişi ötesinde oturan Milli Eğitim Müdürüne dönerek;

“Bu genç delikanlıyı buraya getirin, onu gözlerinden öpeceğim” diyor…

Milli Eğitim Müdürü de kendi alt görevlisine dönerek;

“Gençliğe Hitabeyi okuyan öğrenciye çarçabuk buraya getirin, vali bey onu tebrik edip gözlerinden öpecek.” diyerek, öğrenicinin hemen vali beyin huzuruna getirilmesini emrediyor…

Bu güzel ‘daveti’ alan öğrenci buna çok seviniyor…

Ve protokol da oturan vali beyin huzuruna giderken, aklına birdenbire ‘Gençliğe Hitabenin’ bir bölümünde geçen şu sözlerin, kimleri kastedildiğini sorup öğrenmek ister…

O bölümde geçen sözler şunlardır;

“…Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir…

Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet, ve delalet ve hıyanet içinde bulunabilirler…

Hatta bu iktidar sahipleri müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edilebilirler…

Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.” sözünü kimler için söylendiğini öğrenmek ister…

Ve öğrenci vali beyin yanına getirilir;

Vali bey, öğrenciyi kollarından tutup kendine çekerek yanaklarından öper…

Ardından da “Aferin sana evladım” der…

Atatürk’ün ‘Gençliğe Hitabesini’ ne de güzel okudun, ne kadar güzel yorumladın” diye iltifat eder…

Bu iltifatlardan cesaret alan genç öğrenciyse (az önce paylaşılan paragraftaki) şu sözleri vali beye sormak ister…

Ve vali beyle aralarında şu diyaloglar geçer;

“Güzel övgülerinize teşekkür ederim de vali bey, ancak benim bir türlü içinden çıkamadığım, karşılığını bulamadığım şu soruların yanıtını siz büyüklerimizde öğrenmek isterim” der…

VALİ; Çok güzel evladım, neymiş bakalım soracağın sorular?

ÖĞRENCİ; Efendim, Atatürk’ün bizleri uyarırcasına üstüne basa basa söylediği memleketi cebren kimler işgal edebilir?

Memleketin dahilinde ve haricinde iktidara sahip olanlar, gaflet. dalalet ve hıyanet içinde olabilirler derken kimleri kastediyor?

Şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle devhid edebilirler derken kimleri işaret ediyor?

Bu konuda beni kısaca bilgilendirirseniz çok sevinirim” der…

VALİ; Bu konuları öğrenmen için hem çok erken ve hem de yaşın daha çok küçük evladım…

ÖĞRENCİ; Yaşınız daha küçük diyorsunuz da değerli büyüğüm, biraz önce ayakta alkışladığınız o ‘hitabeyi’ ben okudum…

Üstelik erken öğrenmenin ne gibi bir zararı olabilir ki?

VALİ; (yüzündeki mutluluk kaybolur) Sen kimin oğlusun evladım?

ÖĞRENCİ; Cumhuriyeti ve Atatürk’ü seven bir ailenin çocuğuyum…

VALİ; Baban ne iş yapıyor?

ÖĞRENCİ; Öğretmen…

VALİ; (iki koltuk öte de oturan Milli Eğitim Müdürüne) Kimin Oğlu? (der gibi bakar)

  1. E. MÜDÜRÜ; Babası bizim uhdemizde çalışmış olup, o malum gurubun içinde olan öğretmenlerden der…

VALİ (Kaşları çatık bir şekilde öğrenciye) Girebilirsin evladım…

ÖĞRENCİ; Ama sorduğum soruların yanıtını daha almadım sayın valim…

VALİ; (Dalga geçercesine) Hadi şimdi gitti de, akşam ev de her şeyi çok bilmiş babana sorarsın…

ÖĞRENCİ; (Babasıyla dalga geçildiğinin farkına varır ve savunmaya geçer) Siz babama övgü mü yapıyorsunuz, yoksa dolaylı yoldan dalga mı geçiyorsunuz?

Yan yana oturduğu Emniyet Müdürü izinsiz devreye girer;

  1. MÜDÜRÜ; Hadi git artık fazla uzattın…

ÖĞRENCİ; Ben sizinle değil, vali beyle muhatap oluyorum…

EM- MÜDÜRÜ; (Fena bozulur ve korumalarına emrederek) Alın götürün bu huzur bozucuyu… (talimat verir)

Ve biraz önce tebrik edilmek için huzura çağrılan öğrenci;

İki koruma görevlisi tarafından kargatulumba derdest edilerek, tribünün alt kattaki odalarına götürülür…

Özetlersek şu şekilde özetlemek istiyorum;

Bizim öğrencilik yıllarımızda İlkokulu bitirirken Türkçe sınavında

Hem Atatürk’ün ‘Gençliğe Hitabesini’ ezberlerdik…

Hem da ‘İstiklal Marşının’ 11 kıtasını ezbere bilirsek diploma alma hakkını elde ederdik…

Ezberlerdik ezberlemesine de;

Yaşımız gereği çoğu sözcüklerin ne anlama geldiğini bilmezdik..

Sadece hafız gibi ezberler geçerdik…

Ve yine sizlerin de çok iyi bildiği gibi;

İlkokuldan-Ortaöğretimin tüm kademelerine kadar her derslikte ‘Yazı Tahtasının’ üst tarafında hem ‘Gençliğe Hitabe’ asılıdır…

Hem da ‘İstiklal marşının’ sözlerinin tamamı asılı bir şekilde durmaktadır…

Yani;

Her ikisi de mevzuatın gereğini yerine getirmek için ‘dekor görevi’ yapmaktadır…

Ve ‘Hitabede’ geçen ‘Dışarıdakilerle birlikte içeride siyasi müstevliler’ kimlerdir? oldum-olası açıklanmamaktadır…

Açıklayanların da doğduğuna pişman edilip, anası ağlatılmaktadır!…

Ve böylesi üst baskılar olduğu içindir ki;

Günümüzün ‘cumhuriyet severleri’ görselde görüldüğü gibi ‘Cumhuriyet sevgilerini’ birilerinden çekine çekine, korka korka kendi tedbirlerini alarak duvarlara ‘Yaşasın Cumhuriyet’ yazısını yazmaktadır…

Yarın;

Bir başka benzer sohbette buluşmak için şimdilik kalın sağlıcakla…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM