İSTANBUL’UN FETHİNİ KUTLAYANLARA YAZILDI

İSTANBUL’UN FETHİNİ KUTLAYANLARA YAZILDI

29 Mayıs 1453’te şehrin Fethi ;Sultan Mehmed tarafından gerçekleştirildikten sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis olarak adlandırılan isminin Konstantiniyye ,Stanpolis,Dersaadet,Asitane,Darülhilafe,Makarrı Saltanat,başkent anlamına gelen Payitaht isimleri kullanılmıştır. Ruslar şehre Çarigrad (Çarın şehri) demişler, Balkanlar’daki adı ise Stambul olmuştur.osmanlı- Rus harbi sonrası Türklerin göç dalgası pahidatta yoğunlaşınca Stambul ismi sıkça kullanılan isim olarak zikredilmeye başlanmıştır.bu göç dalgası ile başkentin nüfusu nerdeyse iki kat artığı için Stanbol ismi ön plana çıkmıştır,
13 KASIM 1918 Fransız General D’Esperey Konstantiniye Roma İmparatoru gibi girmesi Türk’ün bağrında kıyametler koparırken peyganber müjdesi , FATİH’İN fet ettiği şehir Türklerden koparılıp alınmıştır.
İtilaf Devletleri Mondros Ateşkes Antlaşmasından hemen sonra antlaşma gereğince 13 Kasım 1918’de Konstantiyeyi fiilen işgal etmişler,16 Mart 1920’deki ikinci ve sert işgal dalgası tam bir gözdağı olmuştur.Bu işgal sırasında İngiliz askerleri, Şehzade başında ki Mızıka Karakolunu basmışlar, askerleri süngülemişler, resmi daireleri işgal etmişler ve Meclis-i Mebusan milletvekillerinden bir kısmını tutuklayıp Malta Adasına sürgün etmişlerdi.
Şevket Süreyya Aydemir O günlerin Konstantiniyesini anlatırken, Müslüman havasında esen sadece hayal kırıklığıydı, öteki tarafta ise kozmopolit gayrımüslim ahali var.
Şişli ve çevresinde o zamanın zenginleri, Rum , Ermeni tüccarları, ne iş gördükleri belirsiz kozmopolit kişilerin yoğunlaştığı , Avrupa özentisi tipler ile işgal kuvvetleri mensuplarının birleştiği yerdir. Milli bir rengi olmayan harp devrinin özentili kişileri, zevke düşkün kadınlar,yabancı görünüşlü lüks hayat, bu arada hesaplı dönmeler, Rum,Ermen, Yahudi oligarşi mensupları, kendi hayatlarını yaşıyordu. Şehrin bütün yiyeceği ve içeceğini hortum gibi emiyorlardı. Bu arada kurtuluş savaşı başlamış, ikmal yolları kesilmiş, Şehire yiyecek gidemiyor, açlık başlıyor. Fiyatlar inanılmaz artıyor, Osmanlı mutfağında yemekler sulu , kuru fasulye dahi pilav kıvamında yapılırken, sulu yemekler ortaya çıkar, suyla ekmeği çok kullanmak için yemekler sulandırılır. Ekmek ve pideye dayalı yemek kültürü böyle başlar.
Almanlar demiryolu yapmaya geldiklerinde ilk patatesi Adapazarı’na ekerler, o zamana kadar patates bilinmez, doyurucu olduğu için patates ülkede yayılır. 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti ANKARA ilan edilince Konstantinopolis, 1600 yıl boyunca sürdürdüğü başkentlik özelliğini kaybetmiş Kemal Atatürk; Batı, özellikle de Rum Hıristiyanlığın hedefindeki bir şehir olan İstanbul’u öz adına kavuşturur.
Bunun nasıl olduğunu gelin yabancı bir kaynaktan öğrenelim:Charles H. Sherrill, 1932-33’te ABD’nin Ankara Büyükelçisi . Gazi Mustafa Kemal’i ve yeni cumhuriyeti anlattığı eserinin giriş başlığı çok çarpıcıdır: “Costantinople Değil İstanbul”Büyükelçi Sherrill Biz yabancılar, bu eski şehir için Costantinople adını kullanmaya o kadar dilimizi alıştırmışız ki şimdi “İstanbul” demekte hayli güçlük çekeriz. Ama 1929 yılının ocak ayından beri bu şehrin resmi adı artık İstanbul’dur ve Costantinople yazılarak gönderilecek mektupların Türk posta idarecileri tarafından geri gönderilmesi ihtimali her zaman vardır.
3 Ocak 1929’da Türkiye’nin posta telgraf ve telefon genel müdürü, merkezi İsviçre’nin Bern şahrinde bulunan Uluslararası Posta, Telgraf ve Telefon Teşkilatı’na bir mektup yazarak bundan sonra Constantinople yerine İstanbul adının kullanılması gerektiğini resmen bildirmiştir.”İşte bu karardan sonra Konstantin Şehri, resmen İstanbul olmuştur. Yakup kadri sodom, gomore romanında; bakın ne diyor.?
“İtilaf devletleri konstantiniyeyi işgalinde zülüm ve haksızlığın son haddine varmışlardı, bu zulmün önünde öncülük eden ve alkışlayan soysuzlaşmış Osmanlı tebası göze çarpmaktaydı. “ Bu zengin tabaka cumhuriyetin ilk döneminde de şehrin eliti olarak anılıyor. Atatürk bu kesimi sevmiyor, vatan hainleri diyor. İstanbula gelmiyor, Ankarada İstanbul elitlerine karşı yeni bir burjuva oluşturmaya çalışıyor. Atatürk ün ölümünde sonra istanbul elitleri siyasette etkili oluyorlar. Atatürk ün silah arkadaşı İnönü bu grupla daha etiki iletişim kuruyor, bu siyasi elitler , İnönü döneminin siyasi şovelyeleri , İstanbul’un Sefa’sını sürerler. Çilesi ise asil Türk milletinindir. Bu çilede Türk milleti için şereftir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar