Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
SATICILAR KÖY ÜRÜNLERİ DİYE SATIYOR ALICILAR KÖY ÜRÜNÜMÜ DİYE SORUYOR
  • 0
  • 150
  • 04 Aralık 2022 Pazar
  • +
  • -

Yani;

Her yörede durum aynı mıdır bilemem ama…

Benim yaşadığım il ve bölgede ‘köy ürünleri’ ve ‘yerli malı’ çok revaçta…

Örneğin yumurta satıcısı;

Sattığı yumurtaların etiketine ‘köy yumurtası’ diye yazıyor…

Tereyağı satıcısı; ‘Halis Köy Yağı’ diye bağırarak satıyor…

Manav sattığı elma ve armutları köy meyvesi diye övüyor…

Bir zamanlar yerli muz fidanlarının kesilmesini savunanlar veya ses çıkarmayanlar bile manavdan muz alacaksa;

“Yerli muz mu?” diye soruyor…

Hamsi satan balıkçılar bile taze ve bayat olduğunu bir kenara bırakıp; “halis-muhlis yerli hamsi” diye övünerek satıyor…

Hatta Giresunlu hamsi satıcıları bir adım daha öne çıkıp;

“Giresun hamsisi değilse, günahın boynuma abla” diye yemin ediyor…

İster inanın, ister inanmayın;

Şu son yıllarda fırıncılar bile -kara buğdaydan- köy ekmeği çıkarıp satıyor. Vesaire, vesaire…

Konuyu şuraya bağlamak istiyorum;

Bundan tam 93 yıl önce…

Ekonomik buhranın yaşandığı 1929 tarihlerde…

Ülkemizde payına düşen sıkıntıları yaşamıştır…

Cumhuriyet;

Henüz altı yaşındadır…

Bir yandan düşündüğü devrimleri monte etmekle…

Bir yandan ‘işletmeciliği’ yabancıların elinde olan ‘demiryollarını’ ve ‘limanları’ millileştirerek ülkenin kamusal mülkiyetine katmaktadır…

Bu kadarla kalsa iyi;

Bir yandan ‘gerici isyanları’ bastırmakla uğraşmakta…

Bir yandan da ‘Lozan Antlaşmasında’ kabul ettiği Osmanlıdan kalma Duyunu-Umumiye borçlarının ödenmeye başladığı yıllardır…

Yıl; 1927

İlk kağıt para olan 1 liralık banknotlar basılıp piyasaya çıkarılır…

Ve bu banknotların üzerine de ‘çift süren köylü’ resmi basılır…

Tekrar 1929 yılında geri dönecek olursak;

Sözünü ettiğimiz bu yıllarda ‘dünya ekonomik buhranıyla’ birlikte ve ‘dış alımlar’ nedeniyle Türk lirasının değeri de düşmeye başlar…

Yıl:; 1929

Günlerden 4 Aralık…

Mustafa Kemal Atatürk;

Türk parasının değer kazanması için hemen ‘Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti’ni kurar…

Ve şu sloganları ortaya atar;

“Türk malı alınız..

Türk malı kullanınız…

Türk parası, Türk toprağında kalsın.”

İnanın bana;

Bu sloganları şu an kendince küçümseyenlerin…

Bıyık altından gülerek ‘kafatasçı sloganlar’ diye alay edenlerin…

O günün koşullarına omuzdan bakıp, günümüzün talan sistemini yeğleyenlerin ne kadar çok olduğunu adım gibi biliyorum…

Bilmesine biliyorum da;

Bu tür düşünenleri de artık ben önemsemiyorum…

Önemsemediği gibi, köy ürünü ve yerli malı arayanlara…

Satın aldığı toprak ürünlerine; ‘organik mi?’ diye soranlara…

Şimdi keyif çıkara-çıkara ben bıyık altından gülüyorum…

Ve;

Kendi üretim biçiminden utananlara…

Yabancı ürünleri satın almayı bir matah sananlara…

Serbest piyasanın serbestliğine sığınıp kasasını dolduranlara…

Aç ve sefil bir şekilde kasasını dolduranlara alkış tutanlara..

Ve ağzına çalınan bir parmak bal karşılığı;

Yaşadığı rezilliğin faturasını Mustafa Kemal Atatürk’e çıkaranlara…

En kestirme yoldan şu örneği verebilirim…

Ve ‘bakın efendiler’ derim;

“Efendilerinizin keyfini yapmak için beğenmediğiniz o Mustafa Kemal Atatürk, 1923 yılında Cumhuriyeti kuruyor…

Ve;

1923 yılından 1929 yılına kadar, 6 yılın içinde tam 13 fabrika kuruyor…

Tüm dünyanın yaşadığı 1929 buhranında Türk parasının değer kaybetmemesi için; Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyetini’ kuruyor…

Ve ülkenin yaptığı tasarruflarla da;

1929 yılından 1938 yılına kadar 33 fabrika daha kuruyor…

Bu kurulan fabrikalarda sizin dedeleriniz işçi olarak çalışıyor…

Ve bugün yaşadığınız konforlu günlere sizi o fabrikalar getiriyor..

O, fabrikalar şimdi nerede mi?

Vallahi bu sorunun yanıtı bende yok…

Nerede olduğunu biliyorsanız, onu da sizler söyleyiverin…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM