Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
İLÇEMİZ BİR KERVAN YOLUYDU KENDİ YAĞINDA KAVRULURDU
  • 0
  • 33
  • 22 Eylül 2022 Perşembe
  • +
  • -

Coğrafi konumundan kaynaklanan;

Üretim biçiminin çelişkilerini yaşıyordu…

Yani;

Kimi orman işçiliğiyle geçinmeye çalışıyor…

Kimi çocuğunun okul ihtiyaçlarını karşılayacak kadar fındık yetiştiriyor…

Kimi besi hayvanı yetiştiriyor…

Kimi gündelik yevmiye peşinde koşuyor…

Kimileri de nafakasını gurbet işçiliğinde arıyordu…

Üst başlıkta da ifade ettiğim gibi;

İlçemiz, bir kervan yolu üzerine kurulan bir ilçeydi…

Sahilden yaylaya göç edecekler bu ilçenin içinden geçerdi…

Sivas’tan-Erzincan’dan sahile inecek olanlar;

En kestirme yol olarak, Aksu vadisinden inmeyi tercih ederlerdi…

Ve geçerken de Dereli ilçesinde -kısada olsa-bir mola verirlerdi…

Bir önceki sohbetimizde de ifade ettiğim gibi;

Alucra ve Şebinkarahisar ilçelerimizden sonra 3.üncü büyük mülki sınırlara sahip olan Dereli ilçesinin 1980 yıllarında toplam nüfusu 38 bin dolaylarında olup, merkez nüfusu sadece 4500 filan idi…

Ve merkez nüfusu 4500 olan bu küçücük ilçede;

Yaşadığı yokluk ve yoksulluklara rağmen, gündelik sosyal yaşam çok hareketli ve dolu-dolu geçerdi…

Hatta dışarıdan bu ilçeye tesadüfen yolu düşenler;

Düşündüklerini seslice dile getirip, imrendiklerini söylerlerdi…

Nasıl imrenmesinler;

Yılın 12 ayı sosyal ve kültürel etkinliklerle geçiyor…

Bir yandan gündelik işler sürdürülüyor;

Bir yandan sosyal yaşamın içerisi dolduruluyor…

Örneğin, çoğu varsıl ilçeler tiyatroyu lüks sayarken;

Küçücük Dereli ilçesinde -toplumsal içerikli- oyunlar sahneleniyordu….

İlçenin muhafazakar yapısı olmasına rağmen;

Yürekli kadınlar ve kızlar tiyatro oyunlarında rol alıyordu…

Ve sahnelemek istediğimiz oyunlar daha prova aşamasındayken;

O, muhafazakar diye tanımladığımız insanlar ‘oyun biletlerini’ aylar öncesinden ayırtıyordu…

Tiyatro ve Kültür-sanat etkinliklerimizin gösterimini;

Tiyatro oyunlarımızı daha çok hafta sonlarında sahnelemeyi düşünürdük…

Kültür-Sanat etkinliklerimizi ise Çarşambayı-Perşembeye bağlayan gece sunmayı tercih ederdik…

Çünkü;

Dışarıdan perşembe pazarına gelecek olan ‘pazarcılarında’ geceye katılacağını hesap ederdik..

Salt, tiyatro ve kültür etkinlikleri yapılmıyordu;

Hemen hemen her yıl ‘köyler arası’ futbol turnuvası yapılıyordu…

Kurumlar arası ‘Voleybol Turnuvası’ düzenleniyordu…

27 Aralık tarihlerinde ‘öğrenciler düzeyinde’ Atatürk Koşusu organize ediliyordu…

Eskiden bu küçücük ilçede;

Dini bayramlar ‘dini bayram tadında’ kutlanırdı…

Milli bayramlar bir başka coşkuyla kutlanmaya çalışılırdı…

Örneğin, hangi milli bayram olursa-olsun;

Dükkanların ve evlerin camlarına bayraklar bir gün önceden asılır…

Bayram günü gelince, siyaseten ister sağcı, ister solcu esnaf olsun;

En temiz ‘Meclislik Giysilerini’ giyer…

Kravatını boynuna, fötr şapkasını başına takar…

Bayram töreninin yapılacağı meydana gelir ve okunan şiirleri ve konuşmalardı severek, isteyerek ve en içten duygularla alkışlarlardı…

Bu paragrafla ilgili bu araya bir not düşmek istiyorum, o da şu;

Az önce sözünü ettiğim siyaseten ‘sağ kulvarda’ yürüyenlerin çocukları bu anlattıklarımı benden daha iyi biliyorlar, ama her nedense daha çok ‘mehteran kültürüyle’ yol almayı yeğleyerek, suskun kalmayı tercih ediyorlar…

Üstelik bu konuda birisinin ortaya çıkıp, bana itiraz etmesini de inanın çok bekliyorum…

Hatta bu konuda benim söylediklerime itiraz edip;

“Hayır hocam bu konuda çok yalan-yanlış bilgiler veriyorsun…”

“Benim babam veya dedem hiç kravat ve fötr şapka takmazdı..”

“Asla ve asla milli bayramlara katılmazdı” diye itiraz etmelerini inanın çok istiyorum…

Özetleyecek olursak;

24 Ocak ve 12 Eylül miladından önce…

Benim çocukluğumun, gençliğimin ve mesleğimin bir bölümünün geçtiği Dereli ilçesinde, sosyal ve kültürel yaşam, bugünleri ölçü alırsak, çok-çok daha güzeldi…

Bahar ve yaz aylarında;

Sinemaya gidecek olanlar, sinemaya giderdi…

Eş-dost ziyaretlerine gidecek olanlar, gidip ailece sohbet ederdi…

Kimi, kulüplerde ve lokantalarda ‘dem sofrası’ kurmayı yeğlerdi…

Kimileri de gece yarılarına kadar ‘ilçe parkında’ dertleşirdi…

Yani bir zamanlar Dereli ilçesi;

Kendine özgü sosyal yaşamıyla, kültürel ve sanatsal etkinlikleriyle çok hareketli bir ilçeydi…

Peki, o cıvıl-cıvıl renkli yaşam nasıl kayboldu?

Nereleri gitti?

Üstelik benim sözünü ettiğim tarihlerde;

Üniversite mezununun sayısı iki-elin parmakları kadar filandı…

Şimdi dört kişiden üçünün üniversite ve yüksek okul mezunu olmasına rağmen, nasıl oluyor da bu -az önce sözünü ettiğim- değerler katlanarak ileri taşınacağı yerde, hepten kayboluyor!…

Sizce bu işte bir gariplik yok mu?

Eğer varsa, neden gerçekler söylenmiyor?

Bu bilenen gerçekler saklanarak;

Nereye kadar yol alınacağı sanılıyor?

Buyurun;

Belki bu konuda benden farklı düşünenler vardır…

Not;

1.Görselde paylaştığım fotoğraf ‘Manda Gözü’ ve ‘Öç’ oyununun kadrosu olup, sağdan sola ayaktakiler;

Necdet Karakaya-Hamit Çetin- Rıdvan Dikmen- Eyüp Özbek ve Ülkü Almalı…

Alt sırada soldan sağa;

(Çocuk oyuncu) Ali Dikmen-Ali Çetin- Şaban Karakaya (yönetmen oyuncu) ve Ahmet Tuncer Almalı…

  1. Görsel bir voleybol turnuvasından olup, soldan sağa doğru;

Mustafa Necati Bektaş- Adil Çakmak-Adnan Bayburt- Akın Ay- Erdoğan Bayburt- Şaban Karakaya (Kaptan) ve (maskot çocuk sporcumuz) Mehmet Kubilay Almalı…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM