Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
UYANIŞTAN RAHATSIZ OLAN AĞALAR 27 OCAK 1954 TARİHİNDE KAPATTILAR
  • 0
  • 713
  • 28 Ocak 2020 Salı
  • +
  • -

Sevgili dostlar,
Değerli canlar,

Üst balıkta da belirttiği gibi bugün günlerden 27 Ocak..
Yani 66 yıl önce ‘karanlıkları aydınlatmak’ için kurulan, köylere toplumcu düşünceye sahip ‘öğretmen yetiştiren’ eğitim fırının kapılarına kilit takılacak…
Yani kapatılacak…

Çünkü aydınlanmadan ve uyanıştan rahatsız olan toprak ağaları böyle istiyor…
Çünkü köylere gelen Köy Enstitülü öğretmenler; yüzyıllarca halkı kör kuyularda tutmaya çalışan gericilerin, dincilerin ve yobazların düzenbazların oyununu bozup, yuvalarına çomak sokuyor…

Onun için ne edip-edip bu Köy Enstitüleri denilen kurum kapatılıp kapısına kilit vurulmalı…
Bu Köy Enstitülü öğretmenlerden halk ne kadar memnun olsa da bir yolunu bulup bu okullar köylüye ve halka kötü tanıtmalı…

Zaten ezeli ve ebedi kadim dostumuz Amerika’nın 33. Devlet Başkanı Truman demiyor mu ki;
“Komünizmin panzehiri İslamdır”
Türkiye’nin komünizme kaymaması için de Siyasal İslam şiddetle desteklenmelidir.” demiyor mu; diyor…

O halde halkı ikna edecek ve kandıracak malzeme hazır.!
“Bu Köy Enstitüleri denilen okul ‘komünist yetiştiriyoruz’ diye yaygara yaparız olup biter…
Halk dediğin nesne dedir ki?

Üstelik halk kalkıp da yıllardır kapısında beslediği ana-babanın çocuğu okuyup öğretmen oldu’ diye ona mı inanacak?
Yoksa -azda olsa- yalını-suyunu verdiği ağasına mı?
Tabi ki ağasına inanacak öyle değil mi ama?

Durun en iyisi burada ben aradan çekileyim de, sözü bu okulları ‘Komünist yuvası” diye kapattıran…
Ancak kendi oğlunu Moskova’da okutan ve bir zamanların ünlü toprak ağası Kinyas KARTAL’a sözü bırakalım…

Bırakalım da; aradan yıllar geçtikten sonra gazetecilerle nasıl bir söyleşi yapmış onu okuyalım…

Gazeteci soruyor;
“Köy Enstitülerini komünist yetiştirdiği için mi kapattınız?

Kinyas Kartal yanıtlıyor; “Hayır”

Gazeteci; “Peki ya neden?”

Kinyas Kartal; “Köy Enstitülerini ben kapattırdım. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köydeki halk bana tapar.
Ne işi varsa bana sorar..
Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı..

Ama Köy Enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme Köy Enstitüsü mezunu öğretmenler geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı.

Ben düşündüm-taşındın, 200 köyümün hepsine Köy Enstitülü öğretmen gelirse benim itibarım sıfıra düşer.
Öyleyse benim hemen harekete geçmem lazım dedim…

Ve ‘Doğudaki’ bütün ağalara telefon ettim, onları topladım.
Birde ‘Batıdan’ Eskişehir’den Emin SAZAK’a konuyu anlattım.
(1950 seçimlerin olacağı tarihlerde)

Hep birlikte Menderes’e çıktık ve dedik ki;
“Köy Enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdaki Emin Sazak’ın oyları sana.
Kapatmazsan oy yok.” dedik…

Ve Demokrat Parti iktidara geldikten sonra 27 Ocak 1954 yılında çıkarılan bir kanunla Köy Enstitüleri resmen kapatıldı.

Hatta kapatılan 21 Köy Enstitüsünün birisine de (kasıtlı mıdır, yoksa bir mesajı var mıdır bilinmez) kapatılan okullardan birisi de ABD Büyükelçiliğine tahsis edilir…

Halbuki ne umutlarla açılmıştı Köy Enstitüleri…
Bu en güzel hayallerin temelini de Mustafa kemal Atatürk atmış ve eğitim hakkındaki görüşlerini de şöyle yapmıştı;

“Geleceğin savaşı beyin savaşı olacaktır.
Bu savaşın zaferi eğitim yoluyla kazanılacaktır.”

Eh, Mustafa Kemal Atatürk böyle düşünürde Köy Enstitülerinin kapılarını açan Hasan Ali Yücel,onun düşüncelerini beslemez mi hiç…
O da bütün suçlamalara şöyle bir yanıt verir;
“Köy Enstitülerinin bütün günahı omuzlarıma, sevabı başkalarının olsun.
O kurumların günahı bile bana yeter.” der..

Köy Enstitülerini el-emeği ve göz-nuruyla sulayıp besleyen İsmail Hakkı TONGUÇ ne demiş bu konuda bakalım;

“Elimden gelse bütün dünya okullarının programlarına; insanın insanı sömürmemesi adlı bir ders koyardım” der…

Sevgili dostlar,
Değerli canlar,

Bugün günlerden 27 Ocak..
Bundan 66 yıl öncenin bu tarihinde bir ‘bilim yuvası’ kapanacak.
Yani kapılarına bir daha açılmaması için kilit takılacak..

Aaaaahh, aahh!
Ne demeli?
Ne deyip de ağlamalı bilmem ki!

Durun en iyisi ben aradan çekileyim de..
Sözü bu konuda Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun dizelerine bırakayım;
Bakalım o ne demiş bu konuda?
Hep birlikte onun dizelerini okuyalım;

“Şu dağın başında bir top gül vardı
Eşi görülmemiş bir top gül katmer katmer açardı
Kırk bin köyde kırk bin umut
kırk bin köyde kırk bin tomurcuk
Kırk bin meyveye durmuş fidan
Köy okullarımıza nasıl kahpece kıydılar anlatamam
Hey gidi mangal yürekli Tonguç baba
Köy okullarımızı kilim misali ilmik ilmik ören
Adını kaç aydın koydu acaba
Mangal yürekli Tonguç baba
Sana Anadolu’mun her yanından
Kekik kokan keklik kokan Cevat Şakir işi
kınından çekilen kılıç gibi bir merhaba
Bir mangal yürekli Tonguç baba yetmedi bre şahin aman
Bir Tonguç baba daha.”
——————————
Bende;
Bir Saffet Arıkan,
Bir Hasan Ali Yücel,
Ve bir Tonguç Baba daha dileklerimle;
Hoşça kalın diliyorum..

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM