Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
YAYLAYA GEZMEYE GİDİYORLAR YİNEDE KRAVATINI TAKIYORLAR
  • 0
  • 346
  • 27 Kasım 2020 Cuma
  • +
  • -

Kimden mi söz ediyorum;

Hani şu Köy Enstitülü öğretmenler,

Onların ardılı olan Öğretmen okulundan mezun olan öğretmenler var ya;

İşte onlardan söz etmeye çalışıyorum…

Birazda abartı tadı katarak söyleyecek olursak;

“Yahu bunlar analarından doğarken, kravatlı bir şekilde mi dünyaya geldiler?”

Veya da;

“Bunların hepsinin babası ömür boyu, gece-gündüz kravatla yatıp, kravatla mı dolaştılar?”

Vesaire, vesaire…

Bu ve buna benzer sorular takılıyor düşünce çengelime…

Yani (bilmeyenler için) şimdide hiç abartmadan demek istiyorum ki;

Köy Enstitüsünden mezun olan erkekler;

Günlük sakal tıraşlarını olurlar…

Yatak odasının dışında asla ve asla pijamayla dolaşmazlar…

Nereye giderlerse gitsinler;

Mutlaka takım elbiselerin giyerler ve kravatlarını takarlardı…

Erkekler böyleydi de, sanki Köy Enstitüsünden mezun olan ‘bayan’ öğretmenler farklı mıydı?

Onlarda aynı kültürel geleneğin benzeriydi…

Ki, onlarda nereye giderlerse gitsinler;

Giysi dolaplarında var olan en güzel giysilerini giyerlerdi…

Saçların kendilerine yıkışacak şekilde tararlar…

Gömleklerinin yakasına en yakışan fularlarını takarlardı…

Ve öyle çıkarlardı sokağa…

Öyle giderlerdi gitmek istedikleri yere…

Köy Enstitü mezunu öğretmenler böyleydi de…

Sanki onların ardılı olan Öğretmen Okulundan mezun olanlar: onlardan daha mı farklıydı?

Onlarda aynı kültürel sülalenin, aynı silsilenin devamıydı!

Yani;

Üç aşağı-beş yukarı birbirleriyle benzeştiler…

Yani;

Onlar gibi Köy Enstitülerinin botanik bahçesinde aşılanıp, büyüyüp meyve vermeseler de;

Onların öğrencileri olup ve onların rahleyi-tedrisinden geçmişlerdi.

Her neyse…

Asıl anlatmak istediğim konuya geri dönecek olursak…

Köy Enstitülü ve Öğretmen Okulu mezunu olan öğretmenler;

Dış görselliğe önem vermelerinin nedeni; kendi saygınlıklarını öne çıkardıkları gibi, topluma da saygı duymanın bir ifadesiydi….

Örneğin;

Birisiyle iletişim kurulacaksa, öyle salla-pati ve gelişigüzel avam sözcük ve cümleler kullanmazlar…

En güzel sözcükleri ‘seçki’ yaparlar ve imbiklerinden geçirdikten sonra ve içten duygularla kullanırlardı sözcüklerini…

Örneğin, öğlen öncesi selamlaşıyorsa;

“Günaydın” diyerek selamlaşırlar…

Vakit akşam üzeriyse;

“İyi akşamlar” denirdi…

Eğer geceyse;

“İyi geceler” temennisinde bulunurlardı vesaire…

(Görselde paylaştığım eğitimcilerde tanımını yapmaya çalıştığım eğitimciler de zaten anlattıklarımın kanıtıdır)

Biraz sonra bu eğitimcilerin kim olduğun sizlere bir-bir tanıtacağım ama…

Önce bu fotoğrafın analizini yapıp, bir anlamda alt-metnini yazmak istiyorum…

Yıl; 1960’lı yılların sonlarıdır..

Yer; Dereli…

Mevsim; Bahardır…

Okullar henüz tatile girmemiş…

Ancak hafta sonu tatilidir…

Fotoğrafın kayıt altına alındığı mevki;

Dereli-Kümbet yaylası, Şıh Obasının üst tarafında bulunan ve adına ‘Dibek Düzü’ ve hem de halk arasında ‘Eşek Meydanı’ denilen büyük bir düzlüktür…

Dereli merkez ilkokulunda birlikte çalışan öğretmenler;

Hafta sonu bir minibüs kiralamışlar…

Ve -felekten bir gün çalmak için- hep birlikte yayla gezisine çıkmışlar…

Çıkmışlar çıkmasına da…

Ancak (sizin de fotoğrafta gördüğünüz gibi) herkes kravatlarını takmış…

Yaylaya giderken bile kravatlarını takıp, kıran-tuvalet gitmişler…

Sanki (söylemesi ayıp) Eşek Meydanında otlayan eşekleri, manda ve sığırları denetlemeye çıkmışlar!..

Biraz önce dedik ya;

Nede olsa kimisinin damarlarında -kan yerine- Köy Enstitüsü ruhu ve kültürü dolaşıyor…

Kimisinin damarlarında ise Öğretmen Okulu kültürü…

Yani kısaca demem o ki;

Sizlerin de fotoğrafta gördüğü gibi hafta sonu tatilinde dağ başına ve yaylalara geziye de gitseler, takım elbise giymeyi ve kravat takmayı ihmal etmemişler ve etmiyorlar…

Bu öğretmenlerden (sağ başta oturan) öğretmen de benim İlkokul

Öğretmenim…

Aynı zamanda da kayınpederim..

Şimdi görselde paylaştığım fotoğrafın içerisinde yer alanları tanıttıktan sonra sohbetimizi sonlandırmak isterim…

Fotoğraftakiler;

Soldan-sağa ayaktakiler;

(Beyaz gömleklileri çıkaramadım. Onlardan sonrakiler;)

Ali KILIÇ…

Beşikdüzü Köy Enstitüsü mezunu…

Dereli Merkez İlkokulu Müdürü…

Ali TÜRK

Giresun Öğretmen Okulu ilk mezunlarından…

Dereli Merkez İlkokulu Öğretmeni

Abdülkadir KILIÇ

Öğretmen Okulunu dışarıdan bitirip, öğretmen olanlardan…

Osman TURHAN

Gurubu geziye götüren Minibüsün şoförü…

Ön sırada çimenin üzerinde oturanlar;

Ahmet AYDIN

Beşikdüzü Köy Enstitüsü mezunu

Dereli ilçesi İlköğretim Müdürü…

Hasan Tahsin BEKTAŞ

Beşikdüzü Köy Enstitüsü mezunu

Dereli Merkez Halk Eğitimi Müdürü..

Temel ERİŞTİ

Beşikdüzü Köy Enstitüsü mezunu

Dereli Merkez İlkokul Öğretmeni.

Nihat BAYRAM

Beşikdüzü Köy Enstitüsünün son mezunu

Dereli Merkez İlkokulu Öğretmeni

Ahmet BAYRAM

Beşikdüzü Köy Enstitüsü mezunu

Dereli Merkez İlkokulu Öğretmeni.

Bu değerli eğitimciler (Ali Türk hariç) hepsi aramızdan ayrıldı…

Onları yaylalara geziye götüren şoförleri (unvanı Genç Osman) olan Osman Turhan dahil…

Neden bu fotoğrafı sizlerle paylaştım?

Yanıtı gayet basit;

Çünkü bir zamanlar onlarda -etrafını aydınlatırken- mum gibi eriyen öğretmenlerdendi…

Eğer onlarda yaşasa ve bugün aramızda olsaydı;:

Onlarında ‘Öğretmenler Günü’ kutlanacaktı…

Ve onlarda bizim gibi mutlu olacaktı…

Mademki ‘Öğretmenler Günü Haftası’ içerisindeyiz…

İşte bu yüzden onlar aramızdan ayrılmış olsalar da…

Bizleri duymamış olsalar da…

Onlarda unutulmasın istedim…

Unutulmadılar…

Işıklar içinde uyusunlar..

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM