Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
YOLCULUĞUMUZU NASIL YAPIYORUZ DIŞARIDAN NE ALIYOR NE SATIYORUZ
  • 0
  • 770
  • 02 Şubat 2020 Pazar
  • +
  • -

Sevgili dostlar,
Değerli canlar,

Sizlerinde çok iyi bildiği gibi ülkemizde Allah’a çok şükür gündem eksik olmuyor…
Yani birisi bitmeden birisi başlıyor…

Son günlerin öne çıkan en önemli gündemlerinden biriside doğal afet olarak bildiğimiz ‘deprem’ ve gündelik yaşamımızı yakından ilgilendiren doğal gaz fiyatları ve şişkin faturaları…

Televizyonlarımızdan birisi doğal gaz haberini şöyle verdi;
“Avrupa’nın en uç noktasına gidecek olan doğal gaz boruları bizim ülkemizden geçiyor. Ve doğal gazı biz en pahalı etiket üzerinden yakıyoruz, onlar ise bizim yarımız fiyatına yakıyor.”
diye yorumlayarak haberi verdi…

İnsan aklı düşünmeden edemiyor…
Eh, haliyle bizde henüz -çok şükür- düşünce melekelerimizi yitirmediğimiz için, benimde birdenbire aklımın çengeline şunlar takılıverdi;

“Biz ülke olarak dışarıdan neler satın alıyoruz?
Dışarıya neler satıyoruz? gibi bir soru geliverdi aklıma…
Ve bugün bu konuyu paylaşmak istedim siz değerli dostlarımla…

Aklımıza gelenleri şöyle gelişigüzel sıralayacak olursak;
Sahi biz dış ülkelerden neler satın alıp, dışarıya neler satıyoruz?

Örneğin;
Tarımsal ürünler üzerinden düşünecek olursak;
Buğdayı, mısırı Rusya’dan satın alıyoruz…
Kuru fasulyeyi; Meksika, Hindistan, Kanada ve Arjantin’den…
Çayı Srilanka’dan…
Çeltik pirinci ABD ve Rusya’dan..
Arpa; Bulgaristan…
Ayçiçeğini; Moldova ve Bulgaristan..
Nohut; Meksika ve Hindistan..
Domates ve hıyarı çöl ülkesi İsrail’den satın alıyoruz…
Vesaire, vesaire…
Kısacası gündelik yaşamımızda tüketmemiz gereken tarımsal ürünlerin yüzde-70-80’ini dış ülkelerden satın alıyoruz…

Peki dışarıya neyi satıp veya kiralıyoruz?
Kısaca aklımıza gelenleri onları da söyleyelim;

Sizlerinde çok iyi bildiği ve efendilerimizin de inkar etmediği gibi;
Elimizde-ayağımızda kamuya ait ne kadar Fabrika ve üretim merkezleri varsa, bir-bir yabancılara satı-verdik…
Dışarıya satamadığımız kamusal tesislere eşe-dosta kiraladık…

Doğal gazımızı; İran, Azerbaycan ve Rusya’dan…
Petrolümüz; Kuveyt, Rusya, Irak ve Arabistan’dan…
Ordumuzun donanımı silahlar Amerika’dan..
S-400’ler Rusya’dan…
Keskin nişan alacak silahlarımız; İngiltere ve Amerika’dan…
Polisimizin sırtımıza vurunca yamulan estetik, plastik coplar; İngiltere, Malezya ve Vietnam’dan…

Eeeeeee?
E’si durun daha bitmedi…

Kurbanlarda keseceğimiz inek-dana dışarıdan olacak…
Ne eti yediğimizi bilmediğimiz etler-butlar dışarıdan…
Hastalanırsak; ilacımız dışarıdan satın alınacak…
Sentetik giysilerimiz dışarıdan…
Hormonlu beslenmemiz AVM ve devasa satış merkezlerinden olacak…
Olacak ki; musluk içeriye değil dışarıya akacak!

Peki dışarıya biz başka neler satıyoruz_
Derelerimizi, akarsularımızı ve göllerimizi satıyoruz…
Limanlarımızı ve hava-alanlarımızı birilerine kiralıyoruz.
Yıllardır ve yüzyıllardır yer-altından, yer-üstüne çıkarılamayan altın ve gümüş madenlerimizi başkalarına satıyoruz…

Yani kısacası…
Yani sözün özü;
Yer altında ve yer üstünde ne kadar değerlerimiz varsa kendimiz değil, küresel güçlere ve onların yerli işbirlikçilerine yok fiyatına peşkeş çekiyoruz!
Ve ondan sonra da nasıl oluyorsa, hangi tartı ölçü alınıyorsa;

“En büyük ülke biziz ve büyük ülkeler arasına girdik” diyoruz..
Hatta işi daha da ileriye götürüp ve kendimize;
“Bağımsız ülke” unvanını yakıştırıyoruz…

Halbuki az önce dışarıdan satın aldıklarımıza kısaca değindiğim gibi;
İktidara gelecek kadrolar; dışarıdaki üst-aklın tarif ettiği şekilde oluyor…
Demokrasimiz; borçlu ve bağımlı olduğumuz ülkelerin izin verdiği kadar yol alıyor…
Özgürlüğün ölçüsünü yine egemen güçler belirliyor…

Eğitim sistemimizin yaz-boz tahtasına döndüğünü bilmeyen ve duymayan kalmadı…
Eğitim sistemimiz; gerici ve tüketimden yana olacak bir biçimde ayarlanıyor…
Kısacası eğitimde bile parası-pulu olmayan içeride okuyor…
Veya okuyarak bir şey olacağını sanıyor!
Parası-pulu olan kaymak tabaka ise çocukları ise ya İngiltere’de yada Amerika’da okutuyor…

Burada işin en düşündürücü yanı da;
Her nedense…
Her ne hikmetse;

Yoksulun, parası-pulu olmayan ve çoğunluğu halk çocuğu olan vatandaşın çocuğuna İmama-Hatiplerde okuması yakıştırılıyor.
Kaymak tabakanın çocukları ise hep nedense Özel Kolejlerde okutuluyor.

Gel çık işin içinden çıkabilirsen…
Gel şimdi bu ülkede herkes birbiriyle eşittir de diyebilirsen!
Ben diyemiyorum…
Ve bu son cümlelerle birlikte sözü sizlere bırakıyorum…

Buyurun…
Şimdi söz sırası sizin…
Sizde ne diyecekseniz deyin…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM