Yıldırım KİREZ
Yıldırım KİREZ
yildirim_kirez@giresungundem.com
ÇALDAĞINA TUZ EKEN İNSANLAR..!
  • 0
  • 2119
  • 09 Ekim 2020 Cuma
  • +
  • -

TUZ EKİP BİTMESİNİ BEKLEYEN
YÖRE İNSANLARI ,CAHİL Mİ,DÜNYADAN Bİ HABERMİ.?
ÇALDAĞ denizden 2 bin metre yüksekliğe sahip BATLAMA ve AKSU derelerinin birleştiği ;sisi, dumanı ile insanların hayallerine ilham olan ,zirvede efsaneleri eksik olmamış bir dağ.

Hele iki efsane varki unutmak mümkün değil .
1- ÇAL’ a tuz ekmek,
2- Sise gemi yapıp salmak.
Çaldağı’na tuz ekme fikri ,tarihte tuzun çok değerli ve zor bulunmasının nedeniyledir..

Bir dönem Roma askerlerine ,ücretlerinin tuz olarak ödenmesi ,tuzun ne denli değerli olduğunu gösterir …Bundan yola çıkan Çal insanı ,tuzu çala eker bekler …Tuz filizlenmez.

Var elbet bir düşmanı der ,tarlayı beklemeye başlar. Gel görki ,çıka gelen sadece bir çekirge ..

Bu çekirge tarlayı bekleyen çiftçinin alnına konunca diğer kardeşe ; şııiit, şııiit…!

“At da vur “diyerek alnındaki çekirgeyi hedef göstermesiyle ,elindeki taşı kardeşine fırlatan çiftçi kardeşini yere serer. Tuz bitmez ancak bu anı başarısız denemelere emsal olarak gösterilen bir efsaneye dönüşür. O çağda tuz eken insanların ,dünyadan bi haber cahil insanlar olduğunu düşünebilir ,alay dahi edebilirsiniz. Ancak 1642-43 SALMAME defterinde Bulancak deresi batı sınırından Batlama’ya kadar olan kesimi kapsayan Akköy kazası köy sayısı 18’dir.
Bu köyler şöyle sıralanır :
…MELİKLİ, GEDİKLİ, SAYCA , AKKÖY ,GÜRE , küçüklü,Talipli, Oğlanköy, Daruköy, Hisarcık, Bağlık, Depeköy, Kızılkaya, Hassaköy, Çınarcık, İnece, Aktepe, Dikmen, Samulugüni, Uçarlı, Gıçıklı, Sindibükü (Giresun Tarım il müdürlüğü’nün olduğu bölge)

Alınca’dan oluşan KAZA-İ AKKÖY sınırları içindeki Kariye-i Meliklü halkı ,Padişaha ulaşıp kendilerini avaza vergilerinden muaf ettirecek derecede akıllı ve girişimcidir.

Padişahın yazdırdığı ferman şöyledir
“FERİDUN M. Emecanın Doğu Karadeniz’de iki kıyı kasabasının tarihi Piraziz- Bulancak kitabından “Karye_i Meliklü Karye_i mezkür ve bundan gayrı on pare karye Akköy kazasına tabi Keçilik, Köprü, Sarıkaş, Ballıca namün derbendleri ve Akköy tahtında altmışaltı mevzi’de vaki’olan geçitlerin ta’mir ve termimine ve pakü tathirine Meliklü ve Hassaköy ve Çınar ve mezra’a_i Alınca ve Sindelbükü ve Depeköy ve Mezra’a_i Oğlanköy , Akköy, Sayıca , Gediklü namün karyeler ahalisi bundan akdem derbentçi ve köprücü ve sa’bü’l_mürur olan mevzi’lerin vüs’ati ve geçitlerin tamir olunması içün avarız_ı divaniye ve tekalif_i örfiyeden mı’afiyet ile ta’yin olunup lakin zikrolunan yol içün Akköy kazası halkının tarikı olup hass u amın tarikı ve ayende vü revendenin mürurgahı olmamağla miriye gadr olup zikr olunan hizmeti fi’l_cümle eda eylemeğe Meliklü nam karye ahalisi kabul ve ta’ahhüd ve ve ta’ahhüdleri hüccet olunup vech_i meşrüh üzere olan ve ta’ahhüdleri miriye ve fukaraya nafi’ olmağla mukaddema ta’yin olunan on pare karyeler ref’ ve hane defterine kayd u tahrir olunup ancak Meliklü ahalisi hudemat_ı merkume için tayin olunup lazım gelen hızmetlerin eda eyleyip kusur etmemek ve taksirat ederlerse güzeşte avarızları canib_i miriye alınmak şartıyla avarız_ı divaniye ve ve tekalif_i örfiyeden mu’afiyetleri deftere kayd olundu.”

Padişaha ,şahıslarına ferman çıkartacak kadar girişimci ,entellektüel insanların yaşadığı bölgedir ÇALDAĞ…
Zaman içinde Çaldağ arazisi ,BATLAMA yakası ,Melikli halkı ile Aksu yakası İle Akkaya köylüleri arasında dava konusu olur. Her iki tarafın usluları ,arazilerinin kendine ait olduğunu iddia eder. Melikli ulusu Çıtlakoğlu EMÜR ( MUHTARI) hakim bey Akkayalılara sorar…

-Çala tuzu kim ekti ..?

-Akkaya ulusu “Melikliler ekmiş “demesi üzerine ,arazi kimin ise ekme dikme hakkı ona aittir fikri gereği ,Çaldağı’nın Meliklilere ait olduğu tescil edilmiştir.

Bu gün ;DERELİ, Merkez sınırları bu karara istinaden Kulakkaya yolunu takip etmiş,yoldan üstü Meliklilere ait , altı DERELİ’ye ait olarak belirlendiği haliyle tescil edilmiştir. Köyün adı, 1571 yılı Osmanlı kayıtlarında Melikli şeklindedir.

1990 yılı başlarında Gedikli köyü ile birleşerek “Çaldağ” adıyla beldeye çevrilen bölge ;kurumsal ismi ile benimsenerek günümüze ulaşan coğrafi bölgemizdir.

Bölgede ,yükselti sebebiyle sisin yoğun olması ,halkın kuş uçuşu 40 km olan sahile ulaşım adına ,gemi inşa edip sise bırakması ise ayrı bir efsanedir.

Ya O tuz bitseydi .?
Ya o gemi ,siste yüzseydi ne olurdu ?
1922’de BATLAMA köprüsü önüne bir İngiliz gemisi gelir.
“ Eski bakırını getir ,yeni bakırını al “ kampanyası başlatır. Tüm yöre halkı eski bakırlarını getirir ,10 kg eski bakıra 10 kg yeni bakır çeki alarak ,şehirdeki anlaşmalı bakırcılardan ,yeni bakır alarak evine dönerler ..Gemi 350 ton eski %20 altın karışık bakırla İngiltere’ye döner. Bu günlerde gemi yapılan Bölgede dilden dile dolaşan efsaneler üzerine 2 yıl önce taş kullanılarak, tepeye 9 metre yüksekliğinde deniz feneri inşa edildi. Bölgedeki bazı obalarca Tuz Ekim Festivali alanında olan bölgede yaptırılan anıt deniz feneri, efsaneleşen, denizden 40 kilometre uzaklıkta iki bin metre yükseklikte olan, dünyanın denize en uzak yüksek deniz feneri olma özelliğiyle UNESCO’nun ‘Dünya Somut Olmayan Kültürel Listesi’ne alınması için müracaatta bulunulmuş ,netice beklenmektedir. Zaten yara almadan, başarısızlığa uğramadan bu dünyada yaşayabilmek mümkün mü? Ancak biliyorum ki insan bu yaralarla büyüyor, var oluyor.
Varoluşun da, kayboluşun da altındaki imza hep bu yaralara aittir. Başarılar da, yenilgiler de bu yaraların eseri… Bazı zamanlar insan kaybetttiği an da kazanmıştır. Ancak kazandığını kendi görmese de tarih zamanla kazandığını doğrulamaktadır. Bu komik görünen arayışlar, deneme yanılma sistemi bölgede yaşayan insanların ne denli araştırmacı zeki olduğunu göstermektedir. Oturup beklemek yerine elindeki imkanları artı değere çevirmeye çalışan fikir tamda bu günlerde ihtiyacımız olan girişimci ruhu canlandırma adına gerekli olan vizyonu işaret etmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM