Şaban KARAKAYA
Şaban KARAKAYA
saban@giresungundem.com
DEPREMİN DRAMINI YARIDA BIRAKTIK SİYASİ TRAJEDİNİN SEYRİNE BAŞLADIK
  • 0
  • 390
  • 06 Mart 2023 Pazartesi
  • +
  • -

Sevgili dostlar,

Değerli canlar,

Bilinen bir özdeyiştir;

“Kasap et derdinde, koyun can derdinde”

Yani demem o ki;

Ülkemizde en büyük deprem felaketi yaşanıyor…

Enkaz altından 45 binin üzerinde insanımızın ölü olarak çıkartılıyor…

Enkaz altında kalan daha kaç insanımızın olduğu bilinmiyor…

Kurtarılan küçük yaştaki çocukların kaybolduğu söyleniyor…

Yaralı-bereli kurtulanlar soğuktan ölmemek için;

“Ne olur bize bir çadır verin” diye yas-yas yalvarıyor…

Hatta uçan kuştan medet umarcasına hüngür-hüngür ağlıyor…

Çadır vermesi gereken kurum ise pişkin pişkin;

“Fazla ‘çadır’ yok, biz onları sağa-sola sattık” diyebiliyor…

Meğer bizim ‘kötü gün dostu’ olarak bildiğimiz kurum;

Felaketzedelere yardım etme, yardımına koşma işini çoktan bırakmış…

Toplumdan topladığı harçlıkları biriktirip sermaye yapmış…

Ve ticaret yapma sicilli şirketler gibi ‘ticaret yapma’ işine bulaşmış…

Bu yüzden elinde-ayağında ‘çadır’ kalmamış!

Halbuki az öncede söylediğim gibi;

Bir yanda enkaz altından sağ kurtulanlar ‘çadır’ istiyor…

Soğuktan ölmemek için ısınacağı bir ‘çoban ateşi’ düşlüyor…

İçecek bir damla temiz suyun hayalini kuruyor…

Tuvalet ihtiyacını nerede bir karanlık çukur bulursa arada yapıyor…

Vesaire, vesaire…

Kısacası öte yanda;

Depremzede vatandaşımız bitip-tükenmez dertlerin içinde cebelleşiyor…

Bir gün fazla yaşamanın hesabını-kitabını yapıyor…

Nereye sığınacağını, kimin kapısına sığınacağını düşünüp-duruyor…

Hani ‘vuramayacak adam yerden taşın büyüğünü kapar’ derler ya…

İşte o hesap, bizim siyaset tüccarlarımızda bir ‘bölgeyi’ kurtaramıyor…

Kalkıp, kendi aralarında dövüş-dalaş yaparak, ülkeyi kurtaracaklarını iddia ediyorlar…

İşin en ilginç ve düşündürücü tarafı da şurası;

Kendi kurdukları sofrada, kendi aralarında ‘kaşık dövüşü’ yapıyorlar!

Ve hiçbir şey olmamış gibi de sureti haktan görünüp;

Toplumun gözünün içine gayet soğukkanlı ve pişkin pişkin bakıyorlar…

Peki, bu karışıklık ve kör dövüşü neden ileri geliyor?

Sözüm ona; demokrasi kavgası neden hep yukarıda yapılıyor?

Aşağıdakiler, neden hep demokrasi kavgasında uzak kalıyor?

Sizce bu soruların üzerinde düşünmemiz gerekmez mi?

Hangi siyasi görüşün kampında olursak olalım;

Demokrasi mücadelesinin içinde toplumun her kesiminin olması gerekmiyor mu?

Tıpkı yaşadığımız bu büyük deprem felaketinde olduğu gibi;

Kimse kimsenin siyasi kimliğini sorgulamadan…

Hangi dini inanç ve mezheptensin diye sormadan…

Tek-vücut olup, varımızla-yoğumuzla hep birlikte koşmadık mi deprem bölgesine?

Koştuk…

Mademki yaşanan felaketlerde ‘kimlik’ hesabı yapmadan birbirimizin yardımına koşma gibi güzel bir kültürümüz var…

O halde neden rayından çıkmış demokrasimizi rayına oturtmuyoruz?

Neden ‘siyasi mücadeleyi’ sadece ‘siyaset tüccarlarına’ bırakıyoruz?

Ve bana göre üzerinde en düşünülmesi gereken soruda şu olmalı;

Neden hep yıllardır ‘sağ düşünceye’ sahip siyasetçiler tarafından yönetiliyoruz?

Bir kerecikte olsa, neden bir kez de ‘solcular’ tarafından yönetilmeyi düşünmüyoruz?

Ve birde en önemlisi;

Bu ülkenin ‘vatandaşlık kimliğini’ taşıyan hangi ‘etnik siteden’ olursa olsun…

Hangi dini inançta bulunursa bulunsun…

‘Seçmen’ olarak soyu-sopu sorulup, tartışması yapılmıyor da;

Sıra ‘başbakanlık’ ve ‘cumhurbaşkanlığı’ seçilme konusuna gelende ‘sarraf terazisinde’ tartılıp, rengine, boyasına bakılmaya çalışılıyor?

Sizce bu işte bir gariplik yok mu?

Yoksa her şeyde olduğu gibi;

Üzerinde düşünmeye değmiyor mu?

Düşünülmesi gerekir diyorsanız;

Buyurun hep birlikte düşünelim o zaman…

Hem de hiç vakit kaybetmeden…

Hep birlikte bir düşünce eylemi yapalım;

Beyler beyaz atına binip Üsküdar’ı geçmeden!

NOT;

Görselde ‘kefenimizi giydik’ diyen popülist siyasetçilerle…

Kefensiz gömülen depremzedeler görülmektedir…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM